Aydın’da incirle zirve yapan JEOTERMAL GERÇEĞİ

Aydın'da incirle zirve yapan JEOTERMAL GERÇEĞİ

Her korku filminde olduğu gibi bizim yazı dizimizin de masum bir başlangıcı var. Aslında yaklaşmakta olan felaketin haberini yaptık enine boyuna ancak gösterilmek istendiği gibi, görmemizi istedikleri gibi masumca gireceğiz konuya.

11 Ekim 2017 - 08:00

Aydın'da incirle zirve yapan

JEOTERMAL GERÇEĞİ

 

Her korku filminde olduğu gibi bizim yazı dizimizin de masum bir başlangıcı var. Aslında yaklaşmakta olan felaketin haberini yaptık enine boyuna ancak gösterilmek istendiği gibi, görmemizi istedikleri gibi masumca gireceğiz konuya.

Ve sonrası!..

Üzgünüz. Sonrası beklendiği gibi mutlu sonla değil acı, korku ve tedirginlikle okuyacağınız bir final olacak.

 

İşte başlıyoruz!!!

İzmir Ticaret Borsası koordinatörlüğünde, Ege İhracatçı Birlikleri ve Aydın Ticaret Borsası ortaklığında, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, İzmir ve Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlükleri ve Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü ve Aydın Ziraat Odası’nın katkılarıyla gerçekleştirilen 2017-2018 sezonu kuru incir rekolte çalışmaları tahminine göre 78 Bin 200 Ton ürün bekleniyordu. Bu rakam geçen yılın rekolte tahmininden %8.6 daha fazlasıydı. Fakat bu yıl ne üretici istediği incir rekoltesine ne de tüketici rahatlıkla alabileceği incir fiyatına ulaşamadı. Ortada bazı istatistik rakamları yarışıyor, tahminler, temenniler ve iyi niyet dilekleri konuşuluyor ancak sonuçlar bunların tam tersi yönünde  gelişiyor. 

Bu ters köşe gidişatı anlamak için şöyle birkaç ay geriye gidecek olursak biraz daha sağlıklı düşünebiliriz belki. İzmir Ticaret Borsası (İTB) tarafından yapılan bu rekolte açıklamasına Aydın’ın Buharkent Ziraat Odası Yönetimi Kurulu Başkanı Naim Özdamar itiraz etmiş ve bu yüksek rekolte açıklamasının tüccarın fiyat kırmak için kullanmasından endişe duyduklarını söylemişti. Özdamar kaygılarını şu sözlerle dile getirmişti; “Çünkü bu rakamın gerçeğin çok üzerinde olduğunu iddia etmemiz için pek çok haklı nedenimizi ve istatistiki bilgimiz elimizde bulunmakta ve şahsen bunları salonda bulunanlara tek tek izah ettik. Önce sözlü olarak daha sonra rapora ‘Bu rakamın sadece ihracata yönelik kalite ve özellikle incir miktarı olmadığı hurda, kürek ve ballıkara incirlerin toplamını ifade ettiği’ notunu yazdırdık. Bu rekolte rakamının tüccar tarafından fiyat kırmak için kullanılması en büyük endişemiz…”

Bu gün incirin geldiği noktaysa ne İTO’nun ne de Özdamar’ın iddia ettiği nokta, yeni verilere göre incir rekoltesi gerçekten düşük ve fiyatı astronomik yükselerek iki tarafı da ters köşeye yatırmış durumda. Şimdi de korkulan üreticisini memnun eden incir fiyatının tüketici tarafından tepkiyle karşılanması ve tüketilmemesi. İncir rekoltesi ve ticari piyasasında bugün gelinen son durum, rekolte düşük, kaliteli ürün az ve buna bağlı olarak da kaliteli incirin fiyatı üreticide 25-35 TL’den alıcı buluyor ve perakende raflarına da 40-60 TL olarak yansıması bekleniyor. İncir üreticisi fındıkta olduğu gibi belki bu yıl maddi olarak madur olmayacak ancak, yaklaşık 60 bin ailenin geçim kaynağı olan incirin bu karaborsayı yaşamasının nedeni son yıllarda ürün kalitesinin kaybolması ve üretim miktarının düşüşü olarak gösteriliyor.

Aydın Efeler Ziraat Odası Genel Sekreteri Zeki Sarıoğlu’nun bölgedeki kalite ve rekolte düşüşleriyle ilgili bazı tespitleri oldu son günlerde. Sarıoğlu geçen yıl ve bu yıl yeterli yağış alınamaması nedeniyle barajlarda su kalmadığını ve köylünün, üreticinin yağmur duasına çıktığını bildirdi. Buna bağlı olarak da ürün rekoltelerinin düşebileceğini söyledi. Bu pencereden bakıldığında incirdeki rekolte ve kalite düşüşünün nedenlerinden birinin yaşanan kuraklıktan kaynaklandığı düşünülebilir. Hatta kuraklığın seviyesini koruması durumunda zeytin rekoltesini de etkileyebileceği endişesi oluşabilir. Ancak uzmanların da kabul ettiği gibi bu tek başına bir etken olamaz. Uzmanlar bir tarım ürününde yıldan yıla hem kalitenin düşmesi hem de rekoltenin azalması bir şeylerin ters gittiğinin işaretidir, ortada bir sorun var demektir diyor. Yine uzmanların dediği gibi bu soruna havası, suyu ve insan eliyle oluşturulmuş olumsuz çevresel koşulları incelemekle işe başlayıp kısa sürede teşhis konulabilir.

Tabir yerindeyse Amerikayı tekrar keşfetmeye gerek yok, aslında bu konuda teşhis çoktan konulmuş. Felaket elinde tokmağı davula vura vura gelmiş incirliklerin, incir bahçelerinin, köylerin, kentlerin arasına bir mantar gibi yayılmış. Öyle ki girdiği yerde sadece inciri değil, havayı, suyu, toprağı, zeytini, tahılı, bitki örtüsünü, çiçeği, böceği, sudaki yaşamı ve en nihyetinde insan sağlığını bile tehtit etmeye başlamış. Nedendir bilinmez bu felaketin sebebini ağzına alan, adını dillendiren üç beş gün sonra dut yemiş bülbüle dönüyor. Susuyor, ya da susturuluyor. Bir sorun var ortada ve birileri bunun konuşulmasını istemiyor. Her şey yerli yerinde yapılsa, masur medeniyetlerdeki gibi insan ve doğa sağlığı düşünülerek hareket edilse bu bir felaket değil milli bir servet. Evet o milli servet haline getirilememi felaketin adı Jeotermal Enerji Üretim Santralleri.

Buna Jeotermal Enerji Üretirken Geleceği Tüketmek Denir

Aydın’ın başta Germencik ve bazı ilçelerindeki jeotermal enerji üretim merkezlerinin bulunduğu alanlarda yetiştirilen incirlerin toksik saldırıya maruz kaldığı bilinmekteydi. Yenigün Gazetesi olarak yaptığımız araştırma ve gözlemler dışında bilgi ve birikimlerine müracaat ettiğimiz uzman üreticilerden edindiğimiz bilgilere dayanarak enerji üretim merkezleriyle aynı ortamları paylaşan incir ağaçlarında üretimi kısıtlayacak rekolteyi düşürecek zehirlenme, kuruma ve çeşitli hastalıkların da başgösterdiğini uzmanların yardımıyla tespit ettik.

Sonuç olarak uzmanların ve incir üreticilerinin arasında yaygın olan kanıya bakılırsa incir rekoltesi ve kalitesinin düşmesinin esas nedeni jeotermal enerji santralleri. İncir üretiminde dünyada ilk sırada yer alan Germencik ve İncirliova bölgesinde yoğun olarak bulunan jeotermal enerji üretim santrallerinin çıkardığı zehirli atıklar, buhar, toksik ve nem incirin kalitesini de rekoltesini her yıl azar azar düşürüp bugünkü seviyesine getirmiş.

 Bu iddiayı detekleyici açıklamalar geçtiğimiz yıl Aydın Tabip Odası Başkanı Dr. Metin Aydın’dan da gelmişti. Aydın, jeotermal enerji santrallerinin olası zararlarını açıklarken kuru incirde tespit edilen kükürt dioksit miktarları, Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğine göre 180 kat fazla ve bunun nedeni jeotermal santralleri demişti. Anlaşılan o ki bilinmeyen bir denklemi bulunmayan incirin geleceği jeotermal enerji üretim santralleri tarafından ipotek altına alnmış durumda. Birkaç yıldır ihracatta patlama yapan Aydın organik inciri geçtiğimiz yıl ihraç edildiği ülkelerden toksik maddeler ve zehir nedeniyle geri iade edildi. Bu yıl da bakıldığında bir daha organik incir ihracatı yapılması olası görünmüyor, çünkü sorun katlanarak büyüyor. Ne idari makamlar ne de santral sahipleri gerekli önlemi almaya çalışmıyor, enerjiyi vahşi koşullarda üretmeye devam ediyorlar birileri de buna göz yumuyor. Bu santrallere kimler izin veriyor, kimler kontrol ediyor ve ruhsat veriyorsa bu işin vebali onların üzerine olacaktır. Böyle giderse Aydınlılar yakın bir gelecekte ya jeotermali ya da inciri seçmek durumunda kalacaklar.

Peki! Havaya, suya, toprağa, incire, üzüme, zeytine, kurda, kuşa zarar veren zehirleyen bu jeotermal enerji üretim santrallerinin insanlara zararı yok mu? Elbette var. Yazı dizimizin yarınki bölümünde de jeotermal insan eliyle nasıl bir canavara dönüştürülüyor ve insan sağlığını nasıl tehtit ediyor, kanser oluşumunu ne derece tetikliyor bunları istatistik rakamlarla gözler önüne sereceğiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Merve Boluğur’a ayrılık yaramadı!
Merve Boluğur’a ayrılık yaramadı!
MARMARİS’İN UĞUR BÖCEKLERİ PİŞİRDİ VELİLER YEDİ
MARMARİS’İN UĞUR BÖCEKLERİ PİŞİRDİ VELİLER YEDİ