Cennetten bir köşe: Seferihisar
Reklam

Cennetten bir köşe: Seferihisar

12 Haziran 2018 - 11:20

Cennetten bir köşe: Seferihisar

Kanal Ege'nin konuğu olan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Seferihisar'ın değerinin her anlamda arttığını ifade ederek, “Görev yaptığım 9 yıl boyunca ne oldu diye sorarsanız; tek cümleyle Seferihisar'ın değeri büyüdü. Şahane bir gökyüzü, muhteşem bir güneş, olağanüstü bir iklim, bereket fışkıran topraklar, akvaryum gibi bir deniz, çok köklü bir tarih, yerleşmiş bir kültür var burada. Sıraladığınız zaman sanki cenneti tarif ediyorsunuz” dedi


Kanal Ege'nin konuğu olan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Seferihisar'ın değerinin her anlamda arttığını ifade ederek şöyle konuştu, “Bir taşra kasabasıydı Seferihisar. İzmirli bile bilmezdi. Bugün Seferihisar sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok yerinde merak edilen, ilgiyle izlenen, hatta gıpte edilen bir kent haline geldi. İnsanlar Seferihisar'a gelmeden, sadece kafalarında yarattıkları algıyla bile bir hayranlık duyuyor Seferihisar'a. Bu çok hoş bir şey. Bizim bile beklemediğimiz bir durum. İnsanlar mutlaka buraya gelmek ve en azından bir tatil yapmak istiyor. Görev yaptığım 9 yıl boyunca ne oldu diye sorarsanız; tek cümleyle Seferihisar'ın değeri büyüdü. Seferihisar'ın güzellikleri gün ışığına çıktı, potansiyeli ve zenginlikleri görünür hale geldi. Bu benim için çok önemli. Gidişattan son derece memnunum. Bir hazinenin üzerinde yaşıyoruz ve henüz çok azını kullanmış durumdayız. Orada muazzam bir potansiyel halen duruyor. Şahane bir gökyüzü, muhteşem bir güneş, olağanüstü bir iklim, bereket fışkıran topraklar, akvaryum gibi bir deniz, çok köklü bir tarih, yerleşmiş bir kültür var burada. Sıraladığınız zaman sanki cenneti tarif ediyorsunuz. Özetle bütün bu hikaye çok daha fazlasına muktedir. Hissediyorum bunu. Seferihisar çok daha fazlasını hak ediyor. O nedenle yapacağımız çok iş var.”

Başkan Soyer'in konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

SIĞACIK ORGANİK PAZARI

Sığacık Mahallesi'ndeki 29 pansiyon devamlı dolu. Üreticimiz güzel para kazanıyor. Buradaki pazarı ilk açtığımızda 8-9 tezgah vardı. Şu an bütün sokaklar dolu. Pazarın iki kuralı var; birincisi burada sadece kendi ürettiğini satabilirsin diyoruz, dışarıdan mal alıp satılmasına izin vermiyoruz. İkincisi de ikametgahın Seferihisar olmalı diyoruz. Bu nedenle yüzde 90'ını kadınların oluşturduğu bir pazar oldu. Üreticimiz ne kazanırsa cebine koyuyor. Tüketici de ürünlerden memnun kalıyor. Bu güven veren bir şey. Lezzetler rekabet ediyor. Türkiye'nin her yerinden buraya otobüsler geliyor. Çünkü tüketici bu tür ürünlere hasret.

 

CİTTASLOW UMUT IŞIĞI

Aynı zamanda Cittaslow Genel Başkan Yardımcısı, Cittaslow Türkiye Koordinatörü olan Tunç Soyer, Cittaslow (Sakin Şehir) ağının 3 ana sütun üzerine oturduğunu ifade ederek şunları söyledi, “Birincisi; kentin doğası, kentin en büyük zenginliğidir. Kent mutlaka doğasını sımsıkı korumalıdır. İkincisi; kentin kimliğini oluşturan şey, tarihsel birikimidir. Üçüncüsü ise; bilim ve sanatsız bir kent gelişemez. Onun için üniversiteyi ve sanatçıyı kentte yoğun bir şekilde kullanmamız gereklidir. Bu 3 ana sütun üzerine kurulan 72 kriterden bahsedebiliriz. Şu anda Türkiye'den Cittaslow'a katılan 15 kent var. Bu ağa en son Mudurnu katıldı. Olağanüstü, biblo gibi bir yer. Türkiye aslında bir Cittaslow'lar cenneti. Cittaslow'ların bulunduğu 30 ülke arasında, en çok Cittaslow üyesi bulunan ülkeler sıralamasında 4. sıradayız. Türkiye'nin pek çok yerinden aday var. Bu bir belediye organizasyonu, belediye başkanlarının öncülüğünde yürüyen bir hareket. Bizi birleştiren pek çok sebep olduğunu görüyoruz. Bizi ayıran sebeplerden çok, birleştiren sebepler var aslında. Cittaslow'da bizi birleştiren sebepler üzerine bir araya gelmeyi başardık. Çok sağlıklı bir birlikteliğimiz var. Türkiye'de bu işi nasıl yaygınlaştırabiliriz, bunun mücadelesini veriyoruz. Yapacağımız pek çok proje var. Biz içinde yaşadığımız coğrafyanın zenginliğinin farkında değiliz. Cittaslow ile ülkemizi daha iyi tanıma fırsatı yakalıyoruz, potansiyeli görüyoruz. Bu topraklarda muazzam bir potansiyel var ve biz çok daha iyisine layığız. Güle oynaya yaşayabiliriz bu hayatı. Tercihler bizim hayatımızı beliriyor. Hayatı kendimize zehir etmemek için, aklımızı başımıza alıp, elimizi taşın altına sokup, şikayet ettiğimiz şeylerle mücadele etme iradesini ortaya koyup, gelecek umudunu koruyarak yola devam etmemiz lazım. Çünkü arkada çok köklü bir tarih, çok güçlü bir miras var. Biz sadece belediye başkanı değiliz, o kentin emanet edildiği insanız. Kentlerimizdeki ağaçlardan, sokak hayvanlarından, ottan, tarladan, dereden, denizden, hepsinden biz sorumluyuz. Ben doğasıyla beraber kentin başkanıyım. Dolayısıyla bana oy vermiyor olsalar da, ben o ağaçların da başkanıyım, o canlıların hepsinin başkanıyım. Kültürel ve tarihsel mirasın sorumlusuyum. Ben meseleye böyle bakmak ve onların hakkını korumak zorundayım ”

RAMAZAN BİTMESİN İSTİYORUM

Ramazan ayı çok keyifli bir ay. Her akşam hem belediyemizin bahçesinde, hem de her köyümüzde iftar sofrası kuruyoruz. 7'den 70'e gönüllülerimiz yemek dağıtımını yapıyorlar. Müthiş bir dayanışma duygusu gelişiyor. Bu Ramazan hiç bitmesin istiyorum. Çünkü insanların yüzü gülüyor. Ramazan ayını güzel anılarla geçiriyoruz. Son günlere girdik. Bayramla birlikte yaz temposuna gireceğiz. 

ÜRKMEZ'DE HUKUK ZAFERİ

Ürkmez yat limanı projesini iptal ettirdik. Bununla o kadar gurur duyuyorum ki anlatamam. Ürkmez sahili akvaryum gibi bir denize sahip. Ege'nin en güzel sahillerinden birisi. O sahile bir yat limanı yapılması düşünüldü. Akıl alacak bir şey değil. Doğa katliamı olacağını en başından beri ifade ettik. 3 kilometre ötede yer de gösterdik. 'Hayır illa buraya yapacağız.' dediler. Yapmayın dedikçe yat kapasitesini artırdılar. Biz de dava açtık ve kazandık. ÇED raporunu iptal ettirdik. Gurur duyuyorum. Bizim burayı korumak en asli görevimiz. Bir insanın ömür süresi belli ancak o deniz, o sahil kalmak zorunda. Aynı şekilde Sığacık'taki orkinos çiftliklerini de def ettik. Güzelim Sığacık Körfezi pırıl pırıl kalmaya devam edecek. Çok şükür halen bir yerlerde hukuk diye bir şey var. 

MANDALİNA KURUDU DEĞERİ ARTTI

Seferihisar Belediyesi'nin Doğanbey'de hayata geçirdiği “Jeotermal Kaynakla Mandalina Kurutma Tesisi” hakkında bilgi veren Başkan Soyer, “Mandalina kurusu ile ilgili geçtiğimiz yıl Almanya'ya, Hollanda'ya ihracat yaptık. Bir yılımız sadece kıvamı tutturmak ile geçti. Jeotermal suyun buharı ile mandalinayı kurutuyoruz. Günde 300 kilo mandalina kurutma kapasitemiz var. Bizim amacımız yatırımcıyı özendirmek ve onların önünü açmak. O nedenle bizim çalışmamız biraz sembolik kalıyor. Yine de çok ciddiye aldık. Türk Standardları Enstitüsü (TSE) yetkiyi bize verdi. Ülkemizde artık mandalina kurusu ile ilgili standartları biz belirliyoruz. 20 yıldır mandalinanın kilosu 50 kuruş ile 1 TL arasında gidip gelmiş ve hiç değişmemiş. Bu çok büyük bir haksızlık. Biz de ağaçlarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz. O halde mandalinanın katma değerini büyütmek lazım. Mandalinayı bir sanayi ürününe dönüştürdük. Mandalina kurusunu 1.6 euro'dan ihraç ederek, ürünün değerini 5-6 kat artırdık. Böylece başka yatırımcılar buna özenirlerse ve Seferihisar'daki 50 bin rekoltenin 10 bin tonunu kurutmayı becerebilirsek, mandalinanın raf ömrünü uzatacağız, pazarlama kabiliyetini artırmış ve insanlığa yeni bir ürün sunmuş olacağız. Kuru mandalinanın da bir gün kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm noktasına geleceğine inanıyorum. Çünkü katma değeri çok yükseliyor. Bu ürünün bütün okul kantinlerinde satılmasını arzu ediyorum. Çünkü tamamen doğal ve besin değerlerini koruyan bir ürün. Sonuç olarak mandalina hikayesi iyi gidiyor. Ümit ediyorum ki başka yatırımcılar da bu işe girecekler” diye konuştu. 

ATA EKMEĞİ

Göreve geldikleri ilk yıldan itibaren, köylü ve çiftçilerin üretmesi, kazanması, topraklarından vazgeçmemeleri için projeler üretmeye çalıştıklarını aktaran Soyer şunları söyledi, “Mandalinadan zeytine, yerli tohumdan, lavanta üretimine, üretici köylü pazarlarından organik pazarlara kadar birçok uygulamayı hayata geçirdik. Çok önemsediğimiz işlerden bir tanesi de yerel tohumun yok olmasına engel olmak. Bu kapsamda başlattığımız tohum takas şenlikleriyle birlikte Can Yücel Tohum Merkezi’ni kurduk. Burada yerel tohumlarımızı çoğaltarak Türkiye’nin tüm bölgelerine ücretsiz olarak gönderdik. Karakılçık tohumumun günümüzde yok olmaya yüz tutmuş durumda. Bu nedenle özel ilgi gösteriyoruz. Gödence Köyümüzde yaşlı bir köylümüzün sakladığı tohumlardan biri olarak karşımıza çıktı. Yaptığımız çalışmalarla günümüze taşımayı başardık. Şimdi Taş değirmende öğütüp un yapıyoruz. Ekşi mayayla yoğurup ekmek haline getiriyoruz. Bunu da köyde yaşayan kadınlarımız yapıyor. Anadolu mirası olan Karakılçık buğdayı, bildik buğdaylardan çok daha sağlıklı, besleyici ve güvenilir. Böylece tamamen unutulmaya yüz tutmuş ve son derece lezzetli, yüzlerce yıllık bir geçmişi olan Karakılçık buğdayını tekrar üreticimiz ve tüketicimizle buluşturmuş oluyoruz. Köylümüz için yeni bir ekmek kapısı daha açmayı başardığımızı düşünüyorum. Ürünümüze ve üretcimize sahip çıkmak zorundayız. Yerel yönetimler bunu yapmalılar. Aklımızı ve vicdanımızı kullanarak yapacağımız sonsuz iş var. Bu topraklarda gerçekten derya içinde olup, deryayı bilmeden yaşayan balık gibi yaşıyoruz. Ne bu topraklar, ne biz, ne atalarımız, ne de torunlarımız bunu hak etmiyor.” 

YENİLENEBİLİR ENERJİ KOOPERATİFİ 

Güneş enerjisinden, rüzgar enerjisinden yararlanmamak cehalettir. Biz bir Yenilenebilir Enerji Kooperatifi kurduk. Ardından  380 kW'lık güneş tarlası kurduk. Seferihisar'ın toplam enerji  tüketimi 28 megawatt. Biz bunun tamamını kendimiz üretmeyi hedefliyoruz. Bunu yaptığımız zaman bütün Türkiye'ye örnek olacağız. 'Siz de yapabilirsiniz' diyeceğiz. 

SEFERİHİSAR ÇOCUK BELEDİYESİ

Seferihisar Çocuk Belediyesi bizim en keyifli, en umut bulduğumuz projemiz. Çocuklarımızı Milli Eğitim müfredatının boş bıraktığı bütün alanlarda donatıyoruz. Çellodan arkeolojiye, arkeolojiden felsefeye kadar yaklaşık 40 disiplinde atölye çalışması yapıyoruz. Bu şekilde geleceğimizi güçlendirmeye çalışıyoruz. 

İNCE, CUMHURBAŞKANI OLACAK

24 Haziran seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Soyer, “Çok umutluyum. Büyük bir değişim rüzgarı var Türkiye'de. Her alanda büyük bir değişim rüzgarı var. Çok dinamik bir ülkeyiz ve olağanüstü değişimlere gebeyiz. Şahane bir gençliğimiz, köklü bir tarihimiz var. Dolayısıyla çok avantajımız var. Bu enerji korkuyla, baskıyla, şiddetle durdurulabilecek bir şey değil. Hayat akıyor. Hayat sonunda önündeki engelleri devirip geçecek ve bu seçimde Muharrem İnce cumhurbaşkanımız olacak. AKP iktidarının miadını doldurduğunu düşünüyorum” dedi. 

Doğukan Fikri FİDAN 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başbakan Binali Yıldırım;
Başbakan Binali Yıldırım; "Aziz Kocaoğlu yaşlandıkça...
Başkan Alıcık Yeşildere’de incelemelerde bulundu
Başkan Alıcık Yeşildere’de incelemelerde bulundu