17 Mayıs 2012 Perşembe

Piyasalar:   USD: 1,8175up  |  EURO: 2,3165down  |  İMKB: 58.101up
  

Bu cennet, tarih kokuyor

Yeşil ve mavinin buluştuğu turizm cenneti Balıkesir'in eşsiz güzellikteki koyları ve adalarının yanı sıra insanlara binlerce yıldır şifa dağıtan termal kaynakları tatilcilerin gözdeleri arasında yer alıyor. Ege ve Marmara denizlerine kıyısı bulunan Balıkesir, tarihi ve kültürel mirasıyla görülmeye değer illerin başında geliyor. Tatil için Balıkesir'i tercih edenlerin, Cunda (Alibey) Adası'nda balık yemeden, yöreye has höşmerim tatlısının tatmadan, süt ve et ürünlerinin yanı sıra kolonya, zeytin ve zeytinyağından almadan, Ayvalık Şeytan Sofrası'nda gün batımını izlemeden ve Susurluk ayranını içmeden evlerine dönmemeleri öneriliyor.

Balıkesir'e İstanbul'dan karayoluyla 5, deniz yoluyla 2 saatte ulaşılabiliyor. İstanbul'dan Edremit Körfezi'ne, Ankara'dan ise Balıkesir merkeze uçak seferleri var. İstanbul'dan 2 saatlik deniz yolculuğuyla ulaşılabilen Bandırma ilçesinden Erdek'e ulaşmak için 15 dakikalık kara yolculuğu yapılması gerekiyor.

Bu bölgeye ulaşıldığında, Kapıdağ Yarımadası'ndaki Kirazlı Manastırı'nı, Erdek ve Ergili'de gün yüzüne çıkarılan Kyzikos ve Daskyleion antik kentlerini görme, birbirinden güzel koylarda denize girme ve ardından 34 kilometre uzaklıktaki Kuşcenneti Milli Parkı'na giderek, kuş sesleri arasındaki o büyüleyici manzarayı yaşayabilme şansına bir günde sahip olunabiliyor.

Tatilciler, Susurluk'ta mola vererek meşhur ayranıyla, bölge ürünlerinden yapılan tostunun tadına bakabiliyor.

Tarihe tutkun olanlar Balıkesir kent merkezindeki Zağanos Paşa Camii ile Kuva-i Milliye ruhunun doğduğu ve bugün o kahramanların eşyalarının sergilendiği müzeyi görebilirler.

Balıkesir'in en büyük ve mimari yönden en mükemmel yapısı konumunda bulunan, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in ünlü veziri Zağanos Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Zağanos Paşa Camii, en fazla ziyaret edilen yerlerin başında geliyor. Camide Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiği tarihi hutbe de okunabiliyor.

Hemen yanındaki Karesi Türbesi'ne uğranılıp, ardından 5-6 dakika mesafedeki Kuva-i Milliye Müzesi'ne gidilerek, tarihe bir yolculuk yapabilme imkanı yakalanabiliyor.

Ayvalık merkezden 15 dakikalık mesafede bulunan Şeytan Sofrası, yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Deniz, koylar ve çamlıkları adeta ayakların altına seren Şeytan Sofrası'nda, büyüleyici ve unutulmayacak günbatımı mutlaka izlenmeli.

Ayvalık'a gidenler, ilçeyi açık denize karşı kapayan Alibey (Cunda) Adası'nı görmeden dönmemeli. Bir köprüyle karayolundan geçmenin mümkün olduğu Cunda Adası, doğal güzelliklerinin yanı sıra, balıkçı lokantalarında, deniz mahsulleri, mezeleri ve zeytinyağlı ot yemekleriyle ziyaretçilere Ege mutfağından sağlıklı bir yemek ziyafeti sunuyor.

Altınoluk ilçesi sınırları içinde bulunan Şahinderesi Kanyonu, oksijen yoğunluğu açısından dünyada Alplerden sonra yüzde 55'le ikinci sırada bulunuyor. Kazdağları'nın Altınoluk bölgesi eteğinde bulunan kanyon, piknik alanları, konaklama tesisleri ve restoranlarıyla ziyaretçilerini bekliyor.

Kanla yazılan topraklar

Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayıran boğazın her iki yakasına kurulan Çanakkale, yakın ve uzak tarihe tanıklık ediyor.

Türk askerinin 96 yıl önce canını, kanını ve sevdiklerini hiçe sayarak katıldığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ön sözünün yazıldığı, tarihe ''Çanakkale Geçilmez'' olarak kazınan Gelibolu Yarımadası'ndaki Çanakkale Savaşları'ndan arda kalan savaş alanları, şehitlik, mezar ve anıtlar yakın tarihin birer tanığı olurken, Troia Savaşları'nın sahne olduğu, ''Tahta At'' hilesinin yapıldığı Troia Antik Kenti ile filozof Aristo'nun ilk felsefe okulunu kurduğu Assos ise mitolojiyi belleklerde canlandırıyor.

Doğayla iç içe yaşamak isteyenlerin tercihleri arasında yer alan, dünyada sadece bu bölgede yetişen bazı endemik bitki türlerini barından Kaz Dağları'nın bir bölümüyle, son yıllarda turizm alanında büyük hareketlilik yaşayan Bozcaada ve Gökçeada'da, Çanakkale'nin ziyaretçilere sunduğu diğer alternatifler arasında yer alıyor.

Antik dönemde, ''Dardanelles'' olarak anılan ve 671 kilometrelik kıyı şeridiyle yerli ve yabancı turistlerin her dönem ilgi gösterdiği Çanakkale, çevresinde barındırdığı güzelliklerin yanı sıra kent merkezinin hareketliliğiyle de dikkati çekiyor.

Sahil boyunca uzanan lokantalar, barlar ve kafeler, insanların yemeklerini yiyebileceği, esen rüzgarla boğazdan geçen her türlü gemiyi izleyip dinlenebileceği merkezlerin başında geliyor. Ziyaretçilere bu yerlerde deniz ürünü ağırlıklı, Ege ve Akdeniz mutfağının en leziz yemekleri sunuluyor.

Ziyaretçiler kent merkezinde, görmek istedikleri takdirde rahatlıkla yürüyerek tarihi Saat Kulesi, Aynalı Çarşı ve Çimenlik Kalesi'ne ulaşabiliyor. Ünlü aktör Brad Pitt'in oynadığı ''Troy'' filminde kullanıldıktan sonra Çanakkale'ye getirilerek sergilenmeye başlanan ''Tahta At'' kordonboyundaki, Morabbin Parkı'nda görülebilir.

Denize girip, plajda güneşlenmek isteyenler ise, gerek kendi otomobilleri, gerekse belediyeye ait halk otobüsleriyle il merkezine 15 dakika mesafedeki Güzelyalı köyü ile Dardanos'ta bu zevki tadabiliyor.

Gelibolu yarımadası

Çanakkale Savaşları'na sahne olan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'na ise GESTAŞ ve Kilitbahir araba vapurlarıyla ulaşılabiliyor.

Aradan geçen 96 yıla rağmen savaşın izlerinin yaşandığı 33 bin hektarlık alan, Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutuyor. Gelibolu Yarımadası boyunca Türk şehitlikleri ile yabancı askerlerin anısına yapılmış anıtlar bulunuyor.

Bölgeye gidecekler, başta Şehitler Abidesi, 57. Alay Şehitliği, Anzak Koyu, Conkbayırı, Çanakkale Savaşları kahramanları Seyit Onbaşı ve Yahya Çavuş'un anıtları ile Atatürk'ün karargahının bulunduğu ve günümüzde müze haline dönüştürülen Bigalı köyünü ziyaret edebilir.

Oldukça geniş bir alana yayılmış olan bölge kendi başına gelen ziyaretçiler için, gezinti sırasında her yeri görmeleri açısından sorun yaratabilir. Ziyaretçiler, çeşitli seyahat acentelerinin düzenlediği turlarla bu sorundan kurtulabilir.

Troia ve Assos

Mitolojik Troia Savaşları'nın yaşandığı Troia Antik Kenti, Çanakkale kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta. Ziyaretçilerin, kendi başına gezip anlayabilecekleri bir ören yeri olmadığı belirtilen Troia, mutlaka uzman bir rehber eşliğinde gezilmeli.

Savaşta hile olarak kullanılan ''Tahta At''ın maketi, amfi tiyatro, antik kenti çevreleyen sur duvarları ile bölgedeki kazılardan çıkan bazı malzemeler ziyaretler sırasında görülebilir.

Çanakkale'ye 90 kilometre mesafedeki Assos Antik Kenti, filozof Aristo'nun ilk felsefe okulunu kurduğu yer olarak biliniyor. İskelesi, taş evleri, butik otelleri ve balık lokantaları ile Assos özellikle İstanbul ve civar illerden gelenlerin yoğun olarak ilgi gösterdi bölgeler arasında bulunuyor.

Assos'tan 2 kilometre doğuya gidildiğinde ziyaretçiler Kadırga Koyu'na ulaşabiliyor. Koy, Osmanlı döneminde donanmanın kadırgalarının bu koya çekilmesinden dolayı bu adı almış. Yöredeki ''Mavi Bayrak''lı plaj, otel ve moteller burada yer alıyor.

Türkiye'nin stratejik açısından dolayı da büyük önem taşıyan Gökçeada ve Bozcaada'da Çanakkale'nin sınırları içinde. Kendi araçlarıyla gidecek ziyaretçiler Bozcaada'ya Ezine'nin Geyikli beldesindeki iskeleden, Gökçeada'ya ise Kabatepe İskelesi'den ulaşabiliyor. Yine haftanın belirli günleri Çanakkale'den kalkan deniz otobüsü her iki adaya deniz ulaşımı sağlıyor.

Bozcaada'nın mavi denizi, mükemmel kumsalları ve tarihi kalesi ziyaretçilerin beğenisini topluyor. Buram buram tarih kokan Gökçeada ise, Rum evleri, tarihi yapıları yerli ve yabancı turistlerin durağı oluyor. Özellikle Bulgar, Alman ve Rus sörfçüler ise adanın sahillerini tercih ediyor.

İlk güzellik yarışması

Doğayla iç içe yaşamak isteyenlerin tercihleri arasında bulunan Kaz Dağları'nın bir bölümü Çanakkale'nin Bayramiç ilçesi sınırlarında bulunuyor.

Dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olduğu belirtilen dağlarda, Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesindeki Yeşilyurt ve Adatepe gibi otantik köyler, tatilcilerin uğrak yerleri arasında.

Otel ve pansiyonlar, doğada temiz havayı teneffüs etmek isteyenleri ağırlıyor. Akan dereleri takip ederek Kaz Dağları'nın güzelliklerini keşfetmek mümkün. İlçeye bağlı Evciler köyünde yer alan Ayazma Mesire yeri de Kaz Dağları'nın en önemli ziyaret noktalarından birisi. Her tarafından temiz suların aktığı Ayazma, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için uygun bir bölge.

 

Truva” film oldu, işte konusu:

 

Truva [Troya] Prensi Paris (Orlando Bloom) ile Isparta Kraliçesi Helen (Diane Kruger) birbirlerine aşıktırlar. Paris'in Helen'i kocası Kral Menelaus'tan (Brendan Gleeson) çalması kabul edilemeyecek bir hakarettir. Aile onuru Menelaus'a yapılan bu yanlış hareketin kardeşi Agamemnon'a (Brian Cox) da yapıldığını öngörmektedir. Mikene Kralı olarak büyük bir güce sahip olan Agamemnon, Helen'i Truva'dan geri getirerek kardeşinin şerefini kurtarmak için kısa sürede Yunanistan'ın tüm ordularını bir araya toplar.

Aslında, Agamemnon'un onur peşinde koşmasının amacı Truva'nın kontrolünü ele geçirerek büyük imparatorluğunu daha da güçlendirmektir. Duvarlarla çevrili Truva şehri, Kral Priam'ın (Peter O'Toole) yönetimindedir. Güçlü oğlu Prens Hektor'un (Eric Bana) savunduğu duvarları aşmayı daha önce hiçbir ordu başaramamıştır. Truva'ya karşı girilecek savaşın zafer ya da yenilgiyle sonuçlanmasını belirleyecek olan anahtar kişi ise yaşayan en büyük savaşçı olduğuna inanılan kibirli ve asi görünüşlü, yenilmez Aşil'dir (Brad Pitt).

Agamemnon ve ordusuyla birlikte Truva kapılarına saldırmasına neden olan şey de isminin sonsuza dek yaşaması için duyduğu doymak bilmez açlıktır; ama sonunda onun da yazgısını belirleyecek olan şey aşktır.

İki dünya onur ve iktidar için savaşa tutuşurlar. Binlercesi şan peşinde ölecek, ve bir ulus da aşk uğruna yerle bir olacaktır.


Geri
1/6
İleri

“Truva” film oldu, işte konusu: / Bu cennet, tarih kokuyor

“Truva” film oldu, işte konusu:

 

Truva [Troya] Prensi Paris (Orlando Bloom) ile Isparta Kraliçesi Helen (Diane Kruger) birbirlerine aşıktırlar. Paris'in Helen'i kocası Kral Menelaus'tan (Brendan Gleeson) çalması kabul edilemeyecek bir hakarettir. Aile onuru Menelaus'a yapılan bu yanlış hareketin kardeşi Agamemnon'a (Brian Cox) da yapıldığını öngörmektedir. Mikene Kralı olarak büyük bir güce sahip olan Agamemnon, Helen'i Truva'dan geri getirerek kardeşinin şerefini kurtarmak için kısa sürede Yunanistan'ın tüm ordularını bir araya toplar.

Aslında, Agamemnon'un onur peşinde koşmasının amacı Truva'nın kontrolünü ele geçirerek büyük imparatorluğunu daha da güçlendirmektir. Duvarlarla çevrili Truva şehri, Kral Priam'ın (Peter O'Toole) yönetimindedir. Güçlü oğlu Prens Hektor'un (Eric Bana) savunduğu duvarları aşmayı daha önce hiçbir ordu başaramamıştır. Truva'ya karşı girilecek savaşın zafer ya da yenilgiyle sonuçlanmasını belirleyecek olan anahtar kişi ise yaşayan en büyük savaşçı olduğuna inanılan kibirli ve asi görünüşlü, yenilmez Aşil'dir (Brad Pitt).

Agamemnon ve ordusuyla birlikte Truva kapılarına saldırmasına neden olan şey de isminin sonsuza dek yaşaması için duyduğu doymak bilmez açlıktır; ama sonunda onun da yazgısını belirleyecek olan şey aşktır.

İki dünya onur ve iktidar için savaşa tutuşurlar. Binlercesi şan peşinde ölecek, ve bir ulus da aşk uğruna yerle bir olacaktır.

Tük Kızılayı
En Çok Okunan Haberler
MEVSİM Marketler Zinciri