Köy Enstitülü öğretmen bir anne ve
babanın evladı olmak, kişiye vebal yükler.
Mücadeleci olmak zorundasınızdır.
Aynı zamanda araştırıcı.
Salt ülkeyi sevmek yetmez. Bir yandan
cumhuriyetimizin ve demokrasinin koruyucusu ve kollayıcısı olmak
mecburiyetini doğumdan itibaren omuzlarınızda taşırken; bir
yandan da geliştirmek ve çağ atlatmak için reformist düşünmek,
ana ve babanızın size devrettiği başlıca görevleriniz
arasındadır.
Tarım da necburiyetinizdir, köylü
de.
Genç de, kadın da. Doğu da, batı
da.
Bu ülkede, demokrasinin gelişimi
adına her ne yapılması gerekiyorsa, korkusuz bir ses olmak
boynunuzun borcudur.
Yazarak çizerek, tartışarak,
kurumları zorlayarak, elinizden ne geliyorsa ardına koymamak
inatçılığını o güzel insanların genlerinden almışsınızdır
çünkü.
Bir 24 Kasım Öğretmenler Gününde
daha, kısaca ardımıza bakmak gerekiyor.
Başöğretmen Atatürkten beri
eğitimde neredeeeen, nereye gelmişiz?
Köy çocuğuna statü kazandıran Köy
Enstitülerinin yerinde yeller esiyor.
Öğretmen Okulları kapatılmış.
Yüksek Öğretmen Okulları artık
yok. Pedagojik nosyondan yoksun, Ziraat Mühendislerini, Jeologları,
Astronomi mezunlarını okullarımızda öğretmen olarak
görevlendirdiğimiz zamanlarımız olmuş.
Milli Eğitim Bakanlığımızın
eskiden, Öğretmeni İş Başında Yetiştirme Başkanlığı
diye bir bölümü olduğunu çoktan unutmuşuz.
Her yıl üniversitelerin eğitim
bölümlerinden mezun olan onbinlerce öğrencimize rağmen, halen
öğretmen açığımız var ve KPSS denilen sınavı, yandaş
öğretmenler kazanma sınavına dönüştürmüşüz.
Çocukluğumda, kaloriferli bir evin
kirasını verebilen, üç gazete okuyabilen, toplumun saygın bir
sınıfı olarak görülen öğretmenlerimizi, borçla cebelleşen
bir sınıfa indirgemişiz.
Geçen hafta Eğitim-Senin
açıkladığı bir araştırmaya göre; öğretmenlerin yarısından
fazlası, mesleklerinden pişman. Araştırma verileri, öğretmenlerin
hiç bir sosyal aktiviteye ve çocuklarının geleceğine para
ayıramadığını gösteriyor.
Köy Enstitülerinin devamı
niteliğinde görülebilecek, kırsal kesim çocuklarının
okuyabilmek için tek şansı olan YİBOların (Yatılı Bölge
Okulları), yatılı kısımları kapatılarak, taşımalı eğitime
dönüştürülüyor.
82 yıldır planlı, bilinçli ve
sistemli bir biçimde; adında Milli sıfatı olan eğitimimiz,
geriletilerek, ümmet zihniyeti ile yetiştirilen çocuklar
yetiştirilmesi zihniyeti otomatik pilota bağlanmış.
Bizler bu yıl da, 24 Kasım
Öğretmenler Gününde, öğretmenlerimize övgüler düzeceğiz.
Şiirler okuyacağız. Yılda bir kez çiçeklerle kutsayacağız.
Atı alanın çoktan Üsküdarı geçtiğini ise görmezden
geleceğiz.
Ödevimizi hiç yapamadık.
Milli Eğitimimize ve öğretmenimize
sahip çıkamadık.
Rahat uyu diyemeyeceğim.
Üzgünüm anne.