21 Mayıs 2012 Pazartesi

Piyasalar:   USD: 1,8305down  |  EURO: 2,3365down  |  İMKB: 57.231up
  
Üzgünüm anne  - Gönül SARAY

Gönül SARAY

24 Kasım 2010 Çarşamba

Üzgünüm anne

Yazar Arşivi   /   Bu sayfayi yazdir

Facebook'da Paylaş

Köy Enstitülü öğretmen bir anne ve babanın evladı olmak, kişiye “vebal” yükler.
Mücadeleci olmak zorundasınızdır. Aynı zamanda araştırıcı.
Salt ülkeyi sevmek yetmez. Bir yandan cumhuriyetimizin ve demokrasinin koruyucusu ve kollayıcısı olmak mecburiyetini doğumdan itibaren omuzlarınızda taşırken; bir yandan da geliştirmek ve çağ atlatmak için reformist düşünmek, ana ve babanızın size devrettiği başlıca görevleriniz arasındadır.
Tarım da necburiyetinizdir, köylü de.
Genç de, kadın da. Doğu da, batı da.
Bu ülkede, demokrasinin gelişimi adına her ne yapılması gerekiyorsa, korkusuz bir ses olmak boynunuzun borcudur.
Yazarak çizerek, tartışarak, kurumları zorlayarak, elinizden ne geliyorsa ardına koymamak inatçılığını o güzel insanların genlerinden almışsınızdır çünkü.
Bir 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde daha, kısaca ardımıza bakmak gerekiyor.
Başöğretmen Atatürk’ten beri eğitimde neredeeeen, nereye gelmişiz?
Köy çocuğuna statü kazandıran Köy Enstitülerinin yerinde yeller esiyor.
Öğretmen Okulları kapatılmış.
Yüksek Öğretmen Okulları artık yok. Pedagojik nosyondan yoksun, Ziraat Mühendislerini, Jeologları, Astronomi mezunlarını okullarımızda öğretmen olarak görevlendirdiğimiz zamanlarımız olmuş.
Milli Eğitim Bakanlığımızın eskiden, “Öğretmeni İş Başında Yetiştirme Başkanlığı” diye bir bölümü olduğunu çoktan unutmuşuz.
Her yıl üniversitelerin eğitim bölümlerinden mezun olan onbinlerce öğrencimize rağmen, halen öğretmen açığımız var ve KPSS denilen sınavı, “yandaş öğretmenler” kazanma sınavına dönüştürmüşüz.
Çocukluğumda, kaloriferli bir evin kirasını verebilen, üç gazete okuyabilen, toplumun saygın bir sınıfı olarak görülen öğretmenlerimizi, borçla cebelleşen bir sınıfa indirgemişiz.
Geçen hafta Eğitim-Sen’in açıkladığı bir araştırmaya göre; öğretmenlerin yarısından fazlası, mesleklerinden pişman. Araştırma verileri, öğretmenlerin hiç bir sosyal aktiviteye ve çocuklarının geleceğine para ayıramadığını gösteriyor.
Köy Enstitülerinin devamı niteliğinde görülebilecek, kırsal kesim çocuklarının okuyabilmek için tek şansı olan YİBO’ların (Yatılı Bölge Okulları), yatılı kısımları kapatılarak, taşımalı eğitime dönüştürülüyor.
82 yıldır planlı, bilinçli ve sistemli bir biçimde; adında “Milli” sıfatı olan eğitimimiz, geriletilerek, ümmet zihniyeti ile yetiştirilen çocuklar yetiştirilmesi zihniyeti “otomatik pilota” bağlanmış.
Bizler bu yıl da, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, öğretmenlerimize övgüler düzeceğiz. Şiirler okuyacağız. Yılda bir kez çiçeklerle kutsayacağız. Atı alanın çoktan Üsküdar’ı geçtiğini ise görmezden geleceğiz.
Ödevimizi hiç yapamadık.
Milli Eğitimimize ve öğretmenimize sahip çıkamadık.
“Rahat uyu” diyemeyeceğim. Üzgünüm anne.

Önceki Yazıları

24 Kasım 2010 ÇarşambaÜzgünüm anne

22 Kasım 2010 PazartesiKurbana Aç Yollarımız

20 Kasım 2010 CumartesiKurbana aç yollarımız

17 Kasım 2010 ÇarşambaGeçen hafta konuk vardı

15 Kasım 2010 PazartesiSivas’tan öteye gidebilmek

13 Kasım 2010 CumartesiAB raporu neyi anlatıyor?

03 Kasım 2010 ÇarşambaEylemsizlik güvenilir mi?

01 Kasım 2010 PazartesiVergide sil baştan

27 Ekim 2010 Çarşamba4. Güç Medya

25 Ekim 2010 PazartesiMahalle Baskısı (mı)?

23 Ekim 2010 CumartesiŞirince belediye, Selçuk muhtarlık olmalı

20 Ekim 2010 ÇarşambaStratejik müttefik

18 Ekim 2010 PazartesiFüzeler en acil konu

16 Ekim 2010 Cumartesi"Et" yeni vurgun kapısı mı?

13 Ekim 2010 Çarşamba12 Eylül’ün Din Dersleri

11 Ekim 2010 Pazartesi28 maganda

09 Ekim 2010 CumartesiTürban neyin örtüsü?

06 Ekim 2010 ÇarşambaMedeni ve aydın olmak

04 Ekim 2010 Pazartesi2010; Türkiye, Japonya yılı

02 Ekim 2010 CumartesiTürklük ve Türkiyelilik üzerine

Tük Kızılayı
En Çok Okunan Haberler
MEVSİM Marketler Zinciri