21 Mayıs 2012 Pazartesi

Piyasalar:   USD: 1,8305down  |  EURO: 2,3365down  |  İMKB: 57.231up
  
Muhteşem...(!) - Ömer KAPLAN

Ömer KAPLAN

18 Şubat 2012 Cumartesi

Muhteşem...(!)

Yazar Arşivi   /   Bu sayfayi yazdir

Facebook'da Paylaş

Bunun adı ne demokrasi, ne özgürlük, ne de sanat. Muhteşem bir yüzyılı araştırmadan, emek vermeden, düşünmeden, akıllarına geldiği gibi tasarlayıp yayınladıkları Muhteşem Yüzyıl dizisinden bahsediyorum. Bu diziyi izlerken ister istemez düşünüyorum. Hiç zahmetsiz hayatı haremde geçen, saray entrikalarının ön planda olduğu bir zihniyet nasıl oldu da doğuda koca İran'ı, batıda Avrupa'yı, kuzeyde Rusya'yı, güneyde Memlükler’i dize getirdi ve vatan topraklarını ikiye katladı. Nasıl oldu da Akdeniz’i, bir Osmanlı gölü Kızıl Denizi sınırları içine aldı. Uçakla bile üzerinde uçmaktan yorulduğumuz Arap Yarımadası'nı ve Kuzey Afrika’yı Atlas Okyanusu'na kadar sınırlarına nasıl dahil etti?..

Kanuni Sultan Süleyman… Dünyanın süper gücü. Osmanlı İmparatorluğu'nun altın çağının hükümdarı. Avrupa’nın asil diye geçinen krallarına taç giydirir, dünyanın çeşitli ülkelerinde adına hutbe okutulur, kurduğu istihbarat ağıyla doğudan batıya, güneyden kuzeye her şeyden haberdar olurdu. Savaşçılığının yanı sıra yetenekli bir kuyumcu, aynı zamanda iyi bir şairdi. Devrinde yetişen sanatkarları, alimleri saymakla bitiremeyiz. En ünlülerinden biri Ebussud Efendi'dir. Padişahın önemli kararlarına fetvasıyla ün yapmıştır. Bir diğer deha ise dünyanın tanıdığı Mimar Sinan’dır.

Kanuni’nin ölümüyle Avrupa rahat bir nefes alır ve bayram eder. İran Türkiye sınırı onun ve babası Yavuz Sultan Selim Han'ın çizmiş olduğu sınır ve antlaşmayla bu güne kadar gelir ve en eski sınırımız diyebiliriz. Onu anlatmakla, yazmakla ifade etmek çok zor gerçekten. Bir zaman tünelinde o devri yaşama imkanımız olsaydı belki o zaman kendimize gelirdik. Bu nesil neden ecdadına bu kadar antipatik oldu anlamış değilim. Bu kadar güzellikler, başarılar varken neden koca bir başarının en üst noktası bir hareme sığdırılır? İnanın Alman İmparatoru Şarlken, Fransa Kralı François'in torunları bizi anlatan bir dizi çekselerdi bence daha gerçekçi, daha duyarlı ve daha bilimsel bir dizi çekerlerdi.

46 yıllık padişahlık hayatının 44 yılını savaş meydanlarında yaşayan, gelecek nesillere daha güzel ve yaşanır bir hayat çabası içinde olan müstesna bir devlet adamının hayatını hareme ve saray entrikalarına indirgeyen bir zihniyete zavallı diyorum. Neyse ki önemli bir mesnedi olmayan bu tür çekimler üç gün sonra unutulur. Güneş balçıkla sıvanmaz ne de olsa… Kalın sağlıcakla....

 

 


Önceki Yazıları

12 Mayıs 2012 CumartesiFenerbahçe’yi ele mi geçirecekler?

05 Mayıs 2012 CumartesiFutbolda İstanbul'a hizmet

28 Nisan 2012 CumartesiKürt Reşo'nun bayrağı

21 Nisan 2012 Cumartesiİhsan Bey'den inciler

14 Nisan 2012 CumartesiPlaketler

31 Mart 2012 CumartesiTürk-Yunan dostluğu

24 Mart 2012 CumartesiSosyologlara danıştınız mı?

10 Mart 2012 Cumartesi28 Şubat’ın ardından

03 Mart 2012 CumartesiYüzer gezerler

25 Şubat 2012 CumartesiArka sokaklar

18 Şubat 2012 CumartesiMuhteşem...(!)

04 Şubat 2012 CumartesiEdep Ya Hu

28 Ocak 2012 CumartesiDeğişim rüzgarları

21 Ocak 2012 CumartesiKadına şiddet

14 Ocak 2012 CumartesiBöyle bankacılık olur mu?

01 Ocak 2012 PazarAVM çılgınlığı

24 Aralık 2011 CumartesiO bir kahramandı

17 Aralık 2011 Cumartesiİzmir’in unutulan ilkleri

10 Aralık 2011 CumartesiEXPO

03 Aralık 2011 CumartesiOdlar Yurdu

Tük Kızılayı
En Çok Okunan Haberler
MEVSİM Marketler Zinciri