21 Mayıs 2012 Pazartesi

Piyasalar:   USD: 1,8305down  |  EURO: 2,3365down  |  İMKB: 57.231up
  
Dejavu günleri - Ertuğrul AKSOYDAN

Ertuğrul AKSOYDAN

21 Şubat 2012 Salı

Dejavu günleri

Yazar Arşivi   /   Bu sayfayi yazdir

Facebook'da Paylaş

Bu sabahın depremle uyanmak dışında bir farkı yoktur aslında diğer sıradan günlerden…

Çıkarsın evden, kafanda hem bir sürü düşünce, hem de kafanın içi bomboştur. Hissettiğin böylesine karmaşık bir şeydir.

Hafızanda kalan, dünden bugüne aktarılmış, devam eden sorunlar vardır. Ancak, çözümünün kolay olmadığını ya da çözümsüz olduğunu düşündüğün için ötelemeye çalışırsın her seferinde. Öyle ya, zaten o sorunlar uzun zamandır oradadırlar. Bir süre daha orada durmalarında ne sakınca olabilir ki!

“Kimi arasam” diye düşünürsün ama aklına gelen isimlerin hiç biri o an içinde bulunduğun ruh haline hitap etmeyeceği için, daha aramadan bir “Amaann” çekersin içinden, vazgeçersin aramaktan.

Sonra, o an için sana birazcık hitap edebileceğini düşündüğün bir kaç insanı ararsın, ama onlar da ya uygun değildir, ya yanıt vermiyordur, ya da aslında aramak istediğin için değil, iş olsun diye aradığın için belki, öylesine bir geyik muhabbeti yaparsın ve kapatırsın telefonu.

Birkaç arkadaşının ofisine uğrarsın telefon etmeden. Maalesef kapı-duvardır. O an Metin Altıok’un şiirini anımsarsın. Ve o şiiri yazarken içinde bulunduğu psikolojiyi anlamaya çalışırsın:

“…Ne zaman bir dosta gitsem

Evde yoklar…”

“Ne kadar da benziyor benim şu andaki ruh halime” diye düşünürsün…

Oradan düşüncelerin gider taa Madımak Katliamına…

Kimin umurunda şair, kimin umurunda şiir…

“Acaba o otelde şairleri, yazarları, gençleri diri diri yakanlar hiç şiir okumuşlar mıdır? Ya da Örneğin Metin Altıok’un nasıl bir duygu insanı olduğunu, hatta o yangında eğer kendisi dışarıda olsa, yangını seyretmek yerine, içeriye dalıp, canını tehlikeye atarak onları kurtaracak kadar ‘insan’ olduğundan haberleri var mıydı?

Düşünceler oradan döner-dolaşır ve “Ne olacak bu memleketin hali”ne odaklanır sonunda. İşte yeni bir kısır döngü başlıyor.

Dindarlık ile tinercilik arasına sıkışmış durumda bulursun kendini bir an. Boğulduğunu hissedersin.

Çocukluğunda duymaya başladığın ‘Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde’ söylemi bir türlü yakanı bırakmaz.

Acaba bir kentte uzun süre yaşamak insanı sıkmaya mı başlıyor? Halimize şükretmemiz için ara sıra başka kentleri de mi görmemiz lazım yoksa?

Ya da bir sağlık sorunu yaşaması…

Daha birkaç gün önce, gecenin bir saati, diş ağrısı tutunca ne düşünüyordu insan oysa: ‘Dişi ağrımayan insan ne kadar mutludur’…

Bir yerlere gitmeli. Yolculuk öyküleri yazmalı…

Örneğin herkesin ‘uçmuş’ diye hayranlıkla seyrettiği, benimse ‘kent karakterini yitirmiş’ diye düşündüğüm Ankara’ya gitse insan, İzmir’i özlemeye başlar mı acaba?

O zaman hafta sonu CHP Kurultayı’na katılmalı. Ömrümüzün en güzel 12 yılının geçtiği Başkenti yeniden görmeli, hasret gidermeli…

İzmir’den sıkılacak bir psikoloji ile neden uyanır ki insan?

Yalnızlık mı?

Amaçsızlık mı?

Monotonluk mu?

Belki de delilik!

Ne demiş Salvador Dali:

“Bir deli ile benim aramda tek bir fark var.

Deli, aklının yerinde olduğunu sanır. Bense deli olduğumu biliyorum”

Ya da sadece, sabah sabah depremle uyanmanın yarattığı bir psikoloji mi?

Yoksa yanıt ‘e’ şıkkı mı?

Yani hepsi

Ve ya hiç biri…

Not:

CHP İl Başkanı Tacettin Bayır, bazı belediyelerle ilgili iddiaları soruşturmak amacıyla genel merkezden parti müfettişi istemiş. İşte benim yıllardır anlatmaya çalıştığım buydu. Valilikler, savcılıklardan önce biz kendi içimizde bazı şeyleri soruşturmalıydık.

Kutluyorum Sayın Bayır’ı…

 

 

 

 

 


Önceki Yazıları

15 Mayıs 2012 SalıMardin son durak

08 Mayıs 2012 Salıİşkence odalarına dönüşmesin

01 Mayıs 2012 SalıBu maçın sonucu belli

26 Nisan 2012 PerşembeÖldüren cazibe hortladı…

17 Nisan 2012 SalıKenan Evren’i yargılarken (2)

10 Nisan 2012 SalıKenan Evren’i yargılarken (1)

03 Nisan 2012 SalıO şimdi ne düşünüyor?

27 Mart 2012 SalıBüyükşehir adaylığı kızışıyor

20 Mart 2012 SalıSiyasetçi nasıl olmalı?

13 Mart 2012 SalıDeğişen dünya değişmeyen Türkiye

06 Mart 2012 SalıSemt pazarlarına el atmak lazım

28 Şubat 2012 SalıAkıntıya kürek mi çekiyoruz?

21 Şubat 2012 SalıDejavu günleri

14 Şubat 2012 SalıKör gözüm parmağına

07 Şubat 2012 SalıKılıçdaroğlu ne yapsın…

31 Ocak 2012 SalıBiri Kılıçdaroğlu’nu durdursun…

24 Ocak 2012 SalıHerkes kendine demokrat

17 Ocak 2012 Salıİncir reçeli

10 Ocak 2012 SalıBu yazı mizahi ögeler içeriyor olabilir

03 Ocak 2012 SalıAğam yar paşam yar mesleği

Tük Kızılayı
En Çok Okunan Haberler
MEVSİM Marketler Zinciri