21 Mayıs 2012 Pazartesi

Piyasalar:   USD: 1,8305down  |  EURO: 2,3375down  |  İMKB: 57.231up
  
Şüpheliyim, şüphelisin, şüpheli - Süleyman ALASYA

Süleyman ALASYA

22 Şubat 2012 Çarşamba

Şüpheliyim, şüphelisin, şüpheli

Yazar Arşivi   /   Bu sayfayi yazdir

Facebook'da Paylaş

TFF Etik Kurulu Altay’a gönderdiği yazıda, 10 Nisan 2010 tarihinde oynanan Giresunspor-Altay maçıyla ilgili, “Şüpheli maçla ilgili beyanınızı ve varsa delillerinizi gönderin” demiş. Yani Etik Kurul hala delil arıyor. Benim tarihe geçmiş bir delilim var. Soruyorum şimdi Etik Kurul’a… Sezonun sonuna doğru 8 Mayıs 2011’de oynanan Kartal-Giresun maçı neden son dakikada iddaa’dan çıkarılmıştır. Acaba bu maçın sonucunun herkes tarafından bilinmesi, İddaa’yı böyle bir uygulamaya mı sevk etmiştir? Kartalspor bu maçta aldığı üç puanla Lig’de kalmayı garantilemiş midir?

Yahu Altaylılar… Biraz cesur olsanıza. Bakın Bucaspor Avukatları Şike davasına müdahil oldu. Bu işte şüphelenmesi gereken Etik Kurul. Delili bulması gereken Etik Kurul… Bu kurul sportif yargılamanın tam odak noktasında. Sonra Disiplin Kurulu girecek devreye. Bilmem kaç tane klasör, bilmem kaç tane dosya ve deryalar kadar delil varken; “deliliniz varsa gönderin” demek nedir anlamadım. Etik Kurul tam 35 bin sayfa arasından delil bulamadı da kulüplere mi; “Deliliniz varsa gönderin” diyor. Hayret.

 

Baba olmak!

 

Bizim Dursun Özmen, sahalarda tam 40 yıldır foto muhabirliği yapar. Onu amatör küme dahil her türlü spor organizasyonunda görebilirsiniz. Dursun ağabey, geçtiğimiz hafta hepimizin takdirini kazanan bir babalık örneğiyle içimizi sızlattı. Mustafa Köprülü, devre arasında engelli oğluna yemek yedirirken çekmiş Dursun ağabeyi. Evlat ne olursa olsun evlattır demiş atalarımız. Doğumda yaşadığı bir sorun nedeniyle tam 35 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkum olan Ali Rıza Özmen, hasta bir Göztepeli. Babası sahada görev yaparken sahanın içinden tekerlekli sandalyesiyle maçı izliyor Ali Rıza. Devre arasında da babası Ali Rıza’nın başından ayrılmıyor. Futbol sadece futbol değildir. Ünlü bir futbol yazarının bu sözü ne kadar da gerçek. İşte Alsancak stadında oynanan bir maçın devre arasında saniyeler içine sığdırılan bir insan hikayesi, Dursun ağabey ve engelli oğlu. Bir babanın oğluna kol kanat germesi, eli ayağı olması işte böyle bir şey.

 

Bravo Aksel

 

Yaş 39… Cahit Sıtkı Tarancı’ya göre yolun yarısını geçmiş ve çocuk sahibi bir anne. Aksel Gürcan Demirtaş pistlerin en hızlı atletlerinden biriydi gençliğinde. 90’lı yıllarda birçok yarışını izledim ve haberini yaptım. Muhabirlik yıllarımda atletizmi yakından izler ve hiçbir yarışı kaçırmazdım. Bir yarışta finişin fotoğrafını çekmek için, pistin karşısına geçmek isterken, Aksel’in süratini hesaplayamadım. Neredeyse burun buruna gelmek üzereyken kendimi pist dışına zor attım. Fotoğrafı çekemediğime üzülürken, başhakem geldi yanıma. “Süleyman Bey tebrik ederim. Atletizm tarihinin rekor kıran ilk gazetecisi oldunuz.” Anlamadım ve aynı zamanda antrenör olan Ercan Haslofça’nın yüzüne bakıp, “Hocam nasıl yani?” diye sordum. Yanıt felaketti, “Yani kardeşim. Aksel tam rekor derecesini elde edecekken, sen karşıdan karşıya geçtin ve foto finiş seni birinci olarak saptadı. Bu nedenle yarış iptal. Yani Aksel’in rekoru güme gitti.” Benim salaklığım kızın rekoruna engel olmuştu. Bravo Aksel… Zaten seni o zamanlar da kimse geçemiyordu. 39 yaşındayken de şampiyonsan ve seni kimse geçemiyorsa vay Atletizmin haline!

 

Not: Kendisiyle dalga geçemeyen insan, insan değildir. Benim yaptığım da kesinlikle salaklıktı.

 

 

Amatörden para istemek

 

Sosyal Medya artık hiçbir şeyin gizli kalmasına izin vermiyor. Haber hepimizin ekranlarına düşüyor. Hafta içinde Facebook’ta bir mesaj aldım. Gözlerime inanamadım ama araştırınca doğru olduğunu öğrendim. İzmirspor yönetimi, lisanslı amatör sporculara, “Bundan sonra ayda 50 TL. vereceksiniz” demiş. Yani İzmirspor’un çeşitli branşlarda her gün antrenman yapan, hafta sonu maçlara deplasmanlara giden lisanslı sporcular hem kulübü temsil edecek hem de para verecekler öyle mi? Nerede görülmüş böyle bir şey? Şaşırmış bunlar. Böyle saçma bir uygulama olur mu? Merak ediyorum; lisanslı sporcusundan para isteyen yöneticiler kulübe ne kadar veriyor acaba?

 

U-16 maçında centilmenlik

Geçtiğimiz hafta Sasalı sahasında oynanan Karşıyaka-Göztepe U-16 maçında ilginçbir olay yaşandı. Maçın bitimine 7-8 dakika varken ve Karşıyaka 3-2 galip durumdayken bir pozisyonda sakatlanan Göztepeli oyuncu için hakem maçı durdurdu ve tedavisinden sonra hava atışıyla topu Göztepeli futbolcuya verdi. Göztepelinin yapması gereken centilmenlik gereği topu Karşıyaka yarı alanına atmak. Ama öyle olmadı. Göztepe Antrenörü kenardan, “Devam et. Arkadaşına ver” diye bağırınca, topu Göztepe kullandı ve o kullanılan top gitti gol oldu. Maçın gözlemcisi Ramazan Torunoğlu, tanık olduğu olay nedeniyle şok oldu. Hocayı uyararak yaptığının etik olmadığı konusunda tepki gösterdi. Hatta “Söyle takımına Karşıyaka bir gol atsın” dedi ama hoca, “Ben yapamam” deyip çıktı işin içinden.

Ortada bir kural hatası yok. Hakemin golü iptal etmesi mümkün değil. Ardından Karşıyakalı futbolcuların yaşadığı moral bozukluğu devreye girdi ve Göztepe bir gol daha bulunca maç 4-2 bitti. Ama benim için asıl önemli olay maçtan sonra oldu. Tüm Karşıyakalı futbolcular, sahanın çıkışında ikili sıra oluşturup, aralarındın geçen Göztepelileri alkışlarla protesto etti. Tribünde maçı izleyen Göztepeli Yönetici Mehmet Yavuz, Karşıyakalılara, “Yüzde yüz haklısınız” dedi. İşte benim için önemli olan bu. Kavga yok, gürültü yok. İki kulübün arasındaki rekabeti şiddete dönüştürme çabası yok. Alkışla protesto. Demek ki bu çocuklar centilmence eğitiliyor. Bravo Rıza hocam. Senin Arnavut disiplinini iyi bilirim.

 

Stadımı istiyorum (11)

Karşıyaka sahilindeki stadın suni çim yapılması için Karşıyaka Belediyesinden onay çıktı. Büyükşehir Belediyesi’nin onayı bekleniyor. Üniversiade için sentetik pist bile yapılmıştı o stada. Atletler çalışıyor. Ama zemin felaket. Karşıyaka alt yapısının böyle bir zemine kavuşması geleceğe yapılacak yatırım için önemli. Yoksa, şu zemin işi de Altay’ın Hilal sahası gibi ya da bizim Örnekköy’de “deniz manzaralı stat” gibi yılan hikayesine mi dönüyor.

İzmir’de yapılacak statlar için kolları sıvayanlara Allah kuvvet versin. Ama ben kazma vurulduğu güne kadar stadımı istiyorum. Umudum var mı? Olmaz mı? “Umut fakirin ekmeği ye Mehmet Ye!” demiş Anadolulu. Bu fakirin umudu var. O nedenle eşek arısı gibi sokmaya kararlı. Her hafta “stadımı istiyorum” diye yazmamın bir nedeni var her halde. Ahir ömrümde yepyeni bir statta maç izlemek istiyorum.

 

 

 

Artık “Yu” bile demem

Meslektaşlarım arasında adım, “Uğursuza” çıktı. Her maçta gol atan Altaylı Yunus için, “Heykelini dikerim” diye yazmıştım, bizim Yunus sustu kaldı. Ardından sakatlandı. Ve dün sabah menüsküs ameliyatı oldu. Teknik Direktör Ekrem Al, “Seni arayacaktım. ‘Adamın heykelini diktin bak neler oldu?’ diye soracaktım” demez mi? Doğrusu şaşırdım. Neyse ki Yunus kısa zamanda iyileşecek. Artık sezon sonuna kadar değil Yunus, “Yu” bile demeyeceğim. Neme lazım, bizim camiada adama “Gamlı Baykuş” diye isim taktılar mı yandın? Örneğin Gürkan Ertaç’ın kulağına gitse hemen kitap yazar. Hele Haluk Güney, Erhan Hartaç’ın diline düştüm mü? Aman! Aman! Aman!

 

 

 


Önceki Yazıları

16 Mayıs 2012 ÇarşambaKöfteciler ve tavukçular

16 Mayıs 2012 ÇarşambaKöfteciler ve tavukçular

13 Mayıs 2012 PazarGöksel ki;

12 Mayıs 2012 CumartesiKoç’un gözyaşları Süleyman Alasya

09 Mayıs 2012 ÇarşambaProtesto

06 Mayıs 2012 PazarAkıllanmak

29 Nisan 2012 PazarYüzüncü yıl mı?

25 Nisan 2012 ÇarşambaNefret suçları

22 Nisan 2012 PazarFormayı taşımak

18 Nisan 2012 ÇarşambaTaraftar baskını

15 Nisan 2012 PazarTravma

11 Nisan 2012 ÇarşambaKöyümüze dönüyoruz

08 Nisan 2012 PazarSaldım çayıra!

04 Nisan 2012 ÇarşambaKararlı olmak

31 Mart 2012 CumartesiYumuşak Altay

28 Mart 2012 ÇarşambaOnbir kardeş

21 Mart 2012 ÇarşambaToprak’tan ilk icraat

19 Mart 2012 PazartesiDeğişen tek şey

17 Mart 2012 CumartesiBu nasıl futbol?

07 Mart 2012 ÇarşambaAl başına belayı!

Tük Kızılayı
En Çok Okunan Haberler
MEVSİM Marketler Zinciri