22 Mayıs 2012 Salı
09 Şubat 2012 Perşembe

Kayseri’nin Develi ilçesinde doğan Milli Kütüphane Müdürü Ahmet Gürlek 41 yıldır İzmir’de yaşıyor… O artık harbi İzmirli, Kahramanlar’dan gelin almış ama doğduğu yere borcunu Develi üzerine yazdığı 7 araştırma kitabıyla yerine getirmiş…
47 yıllık meslek hayatıyla Türkiye’nin bir numaralı kütüphanecisi olan Ahmet Bey sadece kitapları değil İzmir’in en güzel binalarından olan Milli Kütüphane’yi de koruyor… Devletten beş para almadan yaşattığı kütüphanemiz Develili Ahmet Bey sayesinde İzmir’in gurur oldu…
Develili Ahmet Bey, 41 yıl sonra olmuş İzmirli Ahmet Bey… Tamam, yıllar önce İzmir’e gelip Kahramanlar’dan gelin alıp evlenince İzmir’de kalmış Ahmet Bey… Ama doğduğu yer olan Kayseri’nin Develi ilçesini unutmamış. Hatta “Develi’yi tanıtan yazar” olarak ün yapmış… Develili Ahmet Bey, Develi için yazmış da yazmış ama İzmir için de büyük bir iş başarmış… Peki, kim bu Ahmet Bey diyeceksiniz… İzmir Milli Kütüphane’nin sevimli, candan müdürü Ahmet Gürlek’le yaşadığı kitap dünyasının gizemli koridorlarını dolaştık… Türkiye’nin duayen kütüphanecisi Ahmet Gürlek yıllardır çalıştığı, yaşatmak için hayatını verdiği Milli Kütüphane için “Burası İzmir’in İzmirlilerin, ben emanetçiyim” diyor mütevazı görünüşüyle…
Vatandaşın gözüyle sadece ödünç kitap alınıp verilen bir yer gibi görünen Milli Kütüphane’nin perde arkasında meğer ne işler varmış, ne işler… Mesela, benim hep akılma gelen ve de çok korktuğum yangın tehlikesine karşı bütün önlemleri almış. Sensörler takılmış, çalışanlar eğitilmiş… Biliyor musunuz, Milli Kütüphane kesinlikle bir devlet kuruluşu değilmiş, tamamen bir sivil toplum kuruluşuymuş. Yani kendi yağıyla kavrulan, kendi kendine yeten bir yermiş. 1912’de bir grup İzmirli entelektüelin kurduğu zamandan beri devletten hiç para almamış. Bütün geliri yanındaki Elhamra Sineması’nın ve onun yanında yapılan iş hanının kiralarından geliyormuş. Elektriği, suyu, çalışanların maaşları, temizliği, ısınması falan ne aklınıza gelirse o kiralarla karşılanıyormuş.
Yılda 15-20 bin kitabın, belgenin girdiği kütüphanede 700 binin üzerinde eser bulunuyormuş. O binayı bilirsiniz, bir gün gelecek lebaleb dolacak, artık bir mektup zarfı konacak yer kalmayacak… Bunun için de Ahmet Gürlek yer arama çabasında. Eski bir bina, veya modern bir bina olabilir diyor. Yeter ki şöyle bir nefes alsınlar. Kütüphaneye girdiğinizde muhteşem bir binaya girdiğinizi hissediyorsunuz. Antika devasa bir avize, taaa kurulduğu yıllarda Mithatpaşa sanat okulunda yapılmış el işi oymalı camlı dolaplar, tarihi bir kürsü insanı bambaşka bir âleme götürüyor… Ama şöyle arka plana bir geçseniz, şaşırırsınız. Korku tüneli gibi yerlerde raflar, raflar tıklım tıklım kitap dolu. Allahtan zamanında bina yüksek tavanlı yapılmış da kitaplara yer bulunmuş. Tavana varan raflardaki kitaplara ulaşmak için biraz cambazlık gerekiyor, merdivenler duruyor bir tarafta… Ama her yer o kadar daracık ki, iki kişi karşılaşsa duvara da yapışsanız geçmek mümkün değil. Yani, yeni bir bina acilen şart, orası alarm veriyor…
Ahmet Gürlek benimle aynı yaşta, ikimiz de 46’lıyız. Milli Kütüphane’nin bu kadar sorunu arasında Develi doğumlu Ahmet Bey sırf doğduğu yere kendini borçlu hissedip 7 kitap hazırlamış. Hepsi de öyle laf olsun kabilinden hazırlanmamış. Çalakalem kitaplar değil, hapsi araştırma sonucu bilimsel eserler… Develi Belediyesi de masraftan kaçmamış, onları bir güzel bastırmış. “Develi Şiirleri Antolojisi”, “Seyrâni Şiirleri Antolojisi”, “Memleketim Develi”, “Develili şairler ve yazarlar”, “Develi Evleri”, “Develi Mutfak Kültürü”, “Develi Fotoğrafları”… İşte bunlar Develi için ciddi ciddi hazırlanmış Ahmet Gürlek’in kitapları… Pek çoğu piyasada bulunmuyor… Ancak kitap müzayedelerinde bulunabiliyormuş. Kendisinde bile bir veya iki takım kalmış. Gözü gibi bakıyor onlara…
Develi lafı geçtiğinde, orayı anlatırken gözleri gülüyor, başka bir havaya giriyor. Develi bir ilçe ama 1957’den beri lisesi var. 1933’de ortaokul açılmış. Erciyes Üniversitesi’nin kampüsünün bir bölümü oradaymış. Develi belki de Türkiye’de üniversitesi olan ilk ilçe olacakmış. Orta öğretimde ise öğretmen okulundan Anadolu lisesine kadar hepsi varmış. Develi’nin adı da bir Türk Boyu’nun adıymış. Komutanı Alparslan’ın torunu olan Dev Ali ile Develi Boy’u Anadolu’ya Bizans kuvvetlerini zayıflatmak için gelmiş. 1071’den sonra da Kayseri civarına yerleşmiş… Develi’den öyle ünlü yazar ve şair çıkmış ki Ahmet Bey onların hayatlarını toplamış, kocaman bir kitap olmuş. Kitaba baktığımda “Hepsi Develi’den mi?” dedim şaşkınlıkla…
Masasının üstü, yanındaki etajer, sehpaların altları, dolaplar hep kitap, fotokopi, belge, broşür dolu… Ben evde okuyup koyduğum kitabı bir süre sonra zor buluyorum, Ahmet Bey bu kargaşada istediğini şıp diye buluyor. Elinin altında olmazsa olmaz iki kitabı var. Biri “İmla Klavuzu” diğeri “Fikri Mülkiyet Mevzuatı”… Hayatı kitap olan Ahmet Bey’in evinde de kitaplar taşıyormuş, pek çoğunu Çeşmealtı’ndaki yazlık evine taşımış mecburen, yoksa evde öğretmen emeklisi hanımıyla tartışma başlamasına ramak kalmış.
Bazılarının “şapka” dediğimiz işaretin TDK’dan kalktığını iddia etmesine tamamen karşı “Mutlaka olmalı, kullanılmalı” diyor… 47 senedir kütüphanecilik mesleğini yürüten Ahmet Bey Türkiye’nin en eski kütüphanecisi olmuş. Mesleğini o kadar seviyor ki hobisi olarak kabul ediyor… Öğrenciliği yıllarında Türk Tarih Kurumu, Orta Doğu Teknik üniversitesi ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu kütüphanelerinde çalışmış.
Zaten meşakkatli olan mesleğinde Ahmet Bey hep kuruluş aşamalarında bulunmuş büyük bazı kütüphanelerde. Ege Üniversitesi’nde her fakültenin kendi kütüphanesi varmış, tutmuş bunları bir merkez kütüphanede toplamış… Üniversiteye büyük mali tasarruf sağlamış. Düşünün her fakülte kendi kütüphanesine yurt dışından kitap getiriyor, tonla döviz gidiyormuş. Şimdi bir takım getirilmesi yetiyormuş. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin kütüphanesinin kuruluşunu da yapmış. Mâlum, her işin en zor tarafı kuruluş aşamasıdır. Hele kütüphanecilikte vay ki vay… “Ne yapalım bilgiye ulaşmak zor iştir” diyor…
Ahmet Gürlek’le buluşmak üzere Milli Kütüphane binasına geldiğimde etrafa baktım, içim karardı. O nadide bir biblo gibi yapılmış binayı ve Elhamra Sineması’nı biz zaten yok etmişiz. Önlerine Çin Seddi’nden beter iğrenç SSK binalarını yığmışız. Yanına bir otopark yapılmış, Allah vermeye, dünyada bundan daha kötü yapılmış bir bina daha yoktur. Arka sokak tam bin mezbelelik, ne kadar pislik varsa oraya yığılmış. Avrupalının elinde olsa bu güzelim iki binanın etrafını açarlar, parklar yaparlar, havuzlarla süslerler, bir güzellik abidesi olarak ortaya çıkarırlardı… Tam İzmir işi olara etrafı sarılmış, sanki görülmesin der gibi kapatılmış, utanmadan göz göre göre yok edilmiş. Bizde belediyecilik bu kadardır işte. İnanın içi kan ağlar insanın…
Ahmet Bey’in odasındaki koltuklara Atatürk’le İran Şahı gelip oturmuş. Koltuklar o günlerin nostaljisini taşıyor. Atatürk geldiğinde kütüphane yetkilileri “Burası İzmirlilerin kurduğu özel bir kütüphane. Bize hiçbir yayın gelmiyor. Yardım eder misiniz?” demişler ardından da Ankara’ya Atatürk’ün “Cumalı Ordugâhı” adlı kitabını ciltleyip, süsleyip-püsleyip göndermişler ve Atatürk’ün talimatıyla çıkarılan Derleme Yasası ile bizim kütüphaneye yayınlar gelmeye başlamış. Ama birkaç yıl önce Ankara’nın Gavur İzmir’e bakış açısından mıdır nedir, Milli Kütüphane derleme Yasası’ndan çıkarılmaya kalkışılmış. Neyse ki Ertuğrul Günay gelip gezdikten sonra yasa tasarısını eski haline getirmeye söz vermiş. Bir “Ohhhh” çekmiş Ahmet Bey, ama yine de kuşkulu…
Milli Kütüphane’nin her yerinde Atatürk var. Atatürk sevgisi var. Nereye baksanız Ata’nın başka bir pozunu görüyorsunuz, büstü bile çalışma salonunu gözetliyor sanki. Giriş kapısının yanında kocaman duvar boyu Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi duruyor.
Hürriyet Gazetesi’nin araştırmasında Türkiye’de 7. kütüphane seçilmiş. Büyük Şehir Belediyesi’nden de “Tarihe saygı yerel koruma” ödülünü kazanmış. Ödül hemen Büyük kapının dış tarafına duvara güzel bir şekilde asılmış… Bunlar da Ahmet Bey’in gururu… Eh olacak o kadar, hayatını vermiş o İzmir için… Develi’de doğmuş ama 41 yıl İzmir’de yaşadıktan sonra harbi İzmirli olmuş…
Bakın Ahmet Gürlek’i içten anlatan şu kısacık şiirinde sevgili Yaşar Aksoy nasıl güzel anlatmış…
Gözünde gözlük
Saçları seyrek
Kütüphanede nefer
Kitaplı münevver
Sanki denizde levrek
Devirir kitapları
Bizim sevimli Gürlek
Develi diye çırpınır yürek…
Gümüldür ilçe olmak için müjde bekliyor
Kente yeni ilçe kazandırmak için kolları sıvayan Gümüldür Turizm ...
Koalisyon hükümetlerini mumla arar hale geldik
Kamu çalışanları konfederasyonları aldıkları kararla bugün çalışmayacak. Hükümetin memuru ...
Online alışverişe “Hollanda” sistemi
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hükümetin kayıtdışı ekonomi ile mücadelede ...