22 Mayıs 2012 Salı

Piyasalar:   USD: 1,8245down  |  EURO: 2,3295down  |  İMKB: 57.079up
  

Parkelerin Mourinho'su: ''Oktay Mahmuti''

13 Şubat 2012 Pazartesi

Galatasaray Başantrenörü Oktay Mahmuti, tarihi CSKA zaferinin ardından Yenigün'e konuştu. Parkelerde yakaladığı üstün başarıları mütevazi kişiliğinin arkasına saklayan Oktay Mahmuti ile Eurolig'de yakaladıkları başarıyı ve Türk basketbolunu konuştuk.


Parkelerin Mourinho'su: ''Oktay Mahmuti''


Galatasaray Başantrenörü Oktay Mahmuti, tarihi CSKA zaferinin ardından Yenigün'e konuştu. Parkelerde yakaladığı üstün başarıları mütevazi kişiliğinin arkasına saklayan Oktay Mahmuti ile Eurolig'de yakaladıkları başarıyı ve Türk basketbolunu konuştuk.

CSKA Moskova zaferi için ne söylersiniz?

Öncelikle teşekkür ederim. İyi oynadığımız bir karşılaşma oldu. Seyircinin müthiş desteğiyle galip geldik. Bu karşılaşmanın anlam kazanması için diğer maçlarımızı da kazanmamız gerekiyor. Bu karşılaşmada neleri başarabileceğimizi de görmüş olduk. Eurolig'de kalan diğer karşılaşmalara da aynı şekilde hazırlanacağız.

Takımlarımız aldıkları önemli galibiyetlerden sonra sürpriz mağlubiyetler yaşanıyor. Bu durumu nasıl değerlendirmek gerekir?

 

Bu durum esasında uçları yaşadıktan sonra toparlanamamaktan kaynaklanıyor. Yoğun maç ritminde bu tarz sorunları bertaraf etmek gerekiyor. Her maç birbirinden önemli. Yaşanılan bu sorun teknik taktik sorundan çok psikolojik bir sıkıntı. Bu anlamda oyuncuların kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Kazandığınız başarıların anlam kazanması için bu sorunu yenmelisiniz.

 

Eurolig'de yakalanan bu başarı sizin için sürpriz mi?

 

Açıkçası biz Eurolig'e girip giremeyeceğimizi bile bilmiyorduk. Eleme maçlarına katılacağımız bile net değildi. Önce eleme hakkını elde edip, elemelerde de başarılı olduktan sonra Eurolig gruplarına kaldık. Hedefe hep kademe kademe baktık. Şu an gruptan çıkar mıyız? Bilmiyoruz. Ama son saniyeye kadar savaşıp, bu heyecanı hem kendimiz hem taraftarımızla paylaşacağız.

Eurolig'de gelinen nokta beklentileri de arttırdı. Bu durum sizde ve takımda stres oluşturuyor mu?

Açıkçası sporun içinde stres ve baskı hep vardır. Başarının stres yaratması, başarısızlığın stres yaratması daha iyidir neticede. Bunlar olağan şeyler. Biz buraya gelirken aşırı rekabetçi olarak mücadele etmek için geldik. Ve bunu devam ettirmek istiyoruz.

Kulüp ve takım bazında yakalanan başarılar tekrarlanamıyor. Sizce bunun sebebi nedir?

Başarıların süreklilik kazanması için bir ekol olması gerekiyor. Ama Türk basketbolu ekolünden bahsedemeyiz. Bu sıkıntılı süreçte bu nedenden kaynaklanıyor. Öncelikle bir basketbol ekolü oluşturulması gerekiyor. Alt yapıdan gelecek olan oyuncularla tecrübeli oyuncuların iyi bir planlama ile kaynaştırılması gerekiyor. Sonrasında ise alttan gelecek yeni oyuncuların doğru zamanlarda plan içerisine dahil edilmesi gerekir.

Özellikle Eurolig'de deplasmanlarda istediğiniz sonuçları alamadınız. Olympiakos deplasmanı ve sonrasında sezonun kalan için ne düşünüyorsunuz?

 

Biz kendi oyunumuza endeksli bir takımız. Elbette zorlu bir karşılaşma olacak. Önemli bir deplasman. Öncelikle lig ve Türkiye Kupası karşılaşmalarımız var. Bu karşılaşmaları atlattıktan sonra en iyi şekilde bu karşılaşmaya hazırlanacağız. Hedeflerimiz ise sezon başında neyse şimdi de öyle. Hedeflere bir nokta olarak değil bir süreç olarak bakıyoruz. Süreç içerisinde aldığımız sonuçlara göre hedefimizi belirliyoruz.

Basketbol seyircisi her geçen gün artıyor. Basketbol seyircisi Türkiye'de bir kültür olarak oturdu mu sizce?

Galatasaray olsun diğer kulüpler olsun önemli taraftar potansiyeline sahip. Salonun şölen havasında olması bizim açımızdan çok önemli. Bunun basketbol oyun kültürü de gün geçtikçe yerleşiyor. Ve insanlar bunu benimsiyor. Takımla birlikte taraftarlar arasında bir birliktelik sağlıyor. Onların sayesinde maçlara daha hırslı hazırlanıyoruz. Bizim açımızdan taraftarın varlığı ve desteği çok değerli. Takımların istenilen başarılara ulaşabilmesi için taraftarların salonları doldurması gerekiyor. Dolu bir salonda oynanan karşılaşmalarda oyuncular maçlara daha kolay motive olup, kendilerini maça daha fazla veriyor.

Yoğun bir maç programınız var. Sürekli seyahat halinde olmak takımın performansını nasıl etkiliyor?

Bu durum kurallardan kaynaklanıyor. Ve bizde kurallara uymak zorundayız. Bu durumun sezon başında böyle olduğunu biliyorduk. Yoğun bir tempodayız ama bunu mazeret olarak sunmak doğru değil. Bu tempoya adapte olmak zorundayız. Zaten iyi takım kötü takım, iyi oyuncu kötü oyuncu arasında fark bu noktada ortaya çıkıyor. Belli başarıları elde etmek için fedakarlıklar yapmak gerekiyor. Oyuncularda bizde elimizden geleni yapıyoruz.

Antrenörlük hayatınızda yönettiğiniz takımlarda savunma her zaman ön planda olmuştur. Başarınız sırrı nedir?

Ben basketbolu savunma ya da hücum olarak ayırt eden bir antrenör değilim. Her iki tarafında iyi oynanması gerekiyor. Oyunun her iki tarafında aynı çaba ve konsantrasyonu sağladığınızda başarılı olursunuz. Oyunculara da bunu anlatıyoruz. Neticede günümüzde böyle dinamik oynanması gereken bir sporda oyunu savunma ya da hücum diye ayırmak doğru olmaz. Ama şu da var ki iyi savunma yaptığımız karşılaşmalarda başarılı olduğumuzda açık.

Antrenörlük hayatınızda ulaşmak istediğiniz bir hedefiniz var mı?

Eskiden çok hedeflerim vardı. Bunlardan biri üst seviyede olan bir takımda baş antrenör olmaktı. Bu noktalara ulaştıktan sonra bu noktada kalabilmek önemli şu an için. Çünkü ne yaptığınız önemli değil. Neyi neyle yaptığınız önemli. Bir takımı nerden alıp nereye taşıdığınız önemli. Bunun takdiri de başkalarına bırakıyorum. Bunu da bir başkası için değil kendim için, kendi prensiplerim için istiyorum.

Geçtiğimiz sezon Karşıyaka'dan transfer ettiğiniz Furkan Aldemir'in oyuncu özellikleri ve performansı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Furkan genç bir oyuncu. İyi bir basketbol takımından, iyi bir basketbol organizasyonunda yetişmiş bir oyuncu. Her zaman her antrenmana her maça, iyi bir şekilde hazırlanan final niteliğinde hazırlanan bir oyuncu. Gelişmeye çok açık bir oyuncu. Her genç oyuncuda olduğu gibi onunda teknik ve tecrübe açısından eksiklikleri var. Furkan'da eksikliklerini tamamlamak için elinden geleni yapıyor. Her geçen gün kalitesine bir şeyler katıyor. Verilen fırsatı iyi değerlendiriyor Furkan'ın performansından ve azminden memnunum.

Türk basketbolunun alt yapısından memnun musunuz?

Türk basketbolu bir yerlere gelecekse bunun alt yapısız olmayacağını düşünüyorum. Dolayısıyla alt yapı çok önemli. Ama yapı itibariyle antrenör olarak Türk basketbolunun alt yapısından memnun değilim. Çünkü daha iyi olabileceğini biliyorum. Ama alt yapının dışında salon olarakta ülkemiz yetersiz. Bu anlamda da memnun değilim. İyi oyuncuların yetişmesi için varolan salon sayısının artması gerekiyor. Bununda zaman içinde yapılacağından ümitliyim.

Beko basketbol liginin kalitesini nasıl buluyorsunuz?

İspanya liginden sonra bence en kaliteli lig kendi ligimiz. Baktığımız zaman yurt içi ve yurt dışındaki karşılaşmalar oldukça kaliteli geçiyor. Ligimizde yakalanan rekabet ortamı beraberinde kaliteyi getiriyor.

NBA'de oynayan ve oynayacak oyuncular için ne düşünüyorsunuz?

NBA'ye giden ve gidecek genç oyuncular için önemli olan doğru yere gidip gitmediğidir. Son giden oyunculardan Ömer ya da Semih için NBA'ye erken gitti ya da geç gitti söyleminden daha önemli bu durum. Ben inanıyorum ki önce burda gelişimini tamamlaması gerekiyor. Bir an önce gitmek değil doğru zamanda gitmek önemli.

Kökeninde futbol kulübü olan bir camianın basketbol takımını yönetmek sizin için avantaj mı yoksa dezavantaj mı?

Aslında antrenör olarak hep kurumsal takımlarda çalıştım. Bu durumun en büyük avantajı hiç kuşkusuz taraftar potansiyeli var. Diğer taraftan bu kulüpler basketbol açısından kurumsallaşmış kulüpler değil. Basketbol açısından kurumsallaşma sağlandığında çok daha istikrarlı takımlar yaratılabilir.

İzmir basketbolunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıllarca İzmir'de yetişen değerli oyuncular var. Türk basketboluna İzmir çok önemli katkı sağlayan değerli bir şehir. İzmir hem taraftar olarak hem de takım olarak gerçekten oldukça güzel ve başarılı. Umuyorum ki İzmir bu başarısını yıllarca devam ettirir. Ve daha iyi noktalara ulaşır.

Yabancı oyuncuların kimlik değiştirerek başka milli takımlarda oynamasını bir antrenör olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası ben bu duruma karşıyım. Ama olayın birde rasyonel tarafı var. Bunu herkes yapıyorsa siz de yapacaksınız. Bazen oyunu kurallarına göre oynamanız gerekiyor. Kökeninde karşı olsam da bu duruma başarılı olmak için bu gerekliyse yapacaksınız.

Yabancı sınırlaması sizce mantıklı mı?

Bu benim açımdan büyük bir sorun. Bu kuralı beğenmiyorum. Üç yabancının olduğu bir sahada antrenör olarak istediklerinizi yapamıyorsunuz. Basketbol dinamik bir oyun. Basketbol futbol gibi değil. Basketbol açısından komik bir kural. Bu durumun yetkilisi ya da sorumlusu ben değilim. Gelişmeyi engelleyici bir kural. Çünkü rekabet olmalı ki gelişim olsun. Federasyonda hepimiz gibi bu halkanın bir parçası. Basketbolda bir ürün. Ve bu ürünü daha iyi pazarlayabilmemiz için herkes üstüne düşeni yapmalı.

Son olarak iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe maçı sonrasında da söyledim. Türk basketbolu, Türk sporunda bazen küfürlü tezahürat ve istenmeyen olaylar yaşanıyor. Türk insanı, Türk gençliği ve bu yolda hizmet edenler hak etmiyor. Ben bunu bir Galatasaray basketbol antrenörü olarak söylemiyorum. Bu ülkeyi seven bir spor adamı olarak söylüyorum. Bu olaylar bizlerin ilerlemesinde bir engel teşkil ediyor. Bu bir rekabet ama bu rekabetin keyfini yaşamak gerekiyor. İnsanlara hakaret etmeden, olay yaratmadan şölen havasında karşılaşmaların takip edilmesi gerekiyor. Bu ortam sağlandığında başarı daha kolay sağlanacaktır.


Tük Kızılayı
En Çok Okunan Haberler
MEVSİM Marketler Zinciri