“Türkiye tarımında enfeksiyon var”
Reklam

“Türkiye tarımında enfeksiyon var”

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, “Türkiye tarımında bir enfeksiyon var. Tarım ve hayvancılığa değer verilmiyor. Çözüm kooperatifleşmektir. Çiftçiye para veren değil para kazandıran bir Tarım Bakanlığı gereklidir” dedi

20 Mart 2017 - 10:09

Yenigün TV'de Yusuf Vangöl'ün hazırlayıp sunduğu “ Ege Gıda” programına konuk olan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye tarımı ve hayvancılığına model olan İzmir'i anlattı. Eskiyörük, aile işletmelerinin kooperatif çatısı altına alınarak büyütülmesi gerektiğini, kırsalda yaşayan gençlerin topraklarını terk etmemeleri ve üretime dahil olmaları için doğru tarım politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.


Kooperatifleşmek neden önemli?


2008 yılında biraraya gelerek kurduğumuz İzmir Tarım Grubu'nun amacı, tarımı önemsemek. Tarımı önemsemekte geç kalındı. Türkiye tarımsız tarımda kooperatifsiz kalkınmaz. Tarım nasıl önemsenecek, yol haritası olacak bunu iyi belirlemek gerekiyor. Dünyaya baktığımızda tarım anlamında kötüye gidiliyor. Türkiye'ye baktığımızda 200 milyon insanı doyurabilecek bir potansiyele sahip. Türkiye güçlü yanlarına rağmen tarımda çok geri kaldı. İhracat yapmak gerekirken ithalat yapıyoruz. İhracat yapar duruma nasıl geçeriz bunun yolunu bulmamız gerekiyor. En önemli adım burada kooperatifleşmek. Neye dayanarak söylüyoruz dersek; dünyaya baktığımızda; Yeni Zelanda yüzde 95 kooperatifleşme ile hayvancılıkta dünyanın patronu oldu. Amerika ülkelerinde, Japonya'da tarım kooperatiflerle yürütüldüğü için oralarda gelişme ve zenginleşme var, refah var barış var. Kooperatifin olmadığı ülkelere bakacak olursak, Afrika'da yoksulluk var. Dolayısı ile kalkınmanın en önemli adım kooperatifleşmedir.


Türk tarımında enfeksiyon var”

Kooperatifleşme ile yaşanan sancıları kaygıları ve korkuları giderebiliriz. Türk tarımında bir enfeksiyon var. Türkiye bunu aspire ederek çözmeye çalışıyor. Yani Türkiye'de şu anda başının ağrısını geçirecek faaliyetler yürütülüyor. Tarım Bakanımız iyi niyeti ile ne yaparsa yapsın deneme yanılma yöntemi ile yapılan bütün uygulamaların kaynakları heba oluyor. Türkiye'de kalıcı ulusal bir tarım politikasının oluşturulması gerekiyor. Türkiye'nin yapısına göre ulusal bir tarım politikası geliştirilmesi gerekiyor. Hangi hükümet gelirse gelsin bu politikaya uyması gerekiyor. Türkiye'nin yapısına koşullarına uygun kalıcı bir politika üretilmeli. Nedir Türkiye'nin koşullarına göre politika üretmek? Türkiye yüzde 70 küçük aile işletmelerinden oluşuyor. Yüzde 27 tarımda barınan bir nüfus var. Benim çok tehlikeli bulduğum bir görüş var; tarım nüfusunu düşürmek gibi bir düşünce var. Fazlalık olarak görülen küçük aile işletmelerini yok ederseniz, Türkiye faciaya sürüklenir. Küçükleri yok ederek büyükleri yaratmayalım, küçükleri biriktirerek büyük yapalım.


Neden kooperatifleşmek gerekli dersek; kooperatif olmakla maliyetler düşürülecek. Girdi maliyetlerini düşürerek ortaklarına temin edecek. Kayıt dışılık önlenecek. Kayıt dışı hiç bir işlem yapılmayacak. Otomatikman devlet hangi ürünü ne kadar üreteceğini bilecek ve vergisini de ona göre alacak. Tarım Bakanlığı'na sürekli iletiyoruz. Çiftçiye para veren değil, para kazandıran bir Tarım Bakanlığı istiyoruz. Bu da üretimi planlamakla olur. Üretim ihtiyacına göre üretim yapılmalı. Pazarı olmayan ürün üretilmemeli.


Gıda güvenliği açısından kooperatifleşmenin önemi nedir?


Gıda güvenliği meyvenin dalından, ineğin memesinden başlıyor. Gıda güvenliği dediğimizde güvenliği en başından alabilirsiniz. Gıda güvenliği açısından kooperatifleşme önemlidir. Çiftinin en büyük sorunu ürettiğini satamamak. Onun için gençlerimiz köylerini topraklarını terk ediyor. Gençleri kooperatifleşme ile ürünlerinin değerini koruyarak pazar alanı yaratabilirsek gençlerimiz köyünü neden terk etsin ki? Gençlerimiz güvence altına alınmalı. Koopetif olmanın ana amacı üreticiyi korumaktır. Günümüzde ise sömürülmektedir. İç Anadolu'da celep adı altında bir çok satış yapan insan var. Bunların yüzünden üreticimiz kazanamıyor. Öte yandan fiyat istikrarı önemi. Her yıl zarar eder ve kazanamazsa; bankadan kredi alıyor. Bir yıl içerisinde de kazanamazsa üreticinin kazandığı parayı bankalar yiyor. Kırsal yaşamdakilerin sosyal yaşamını sağlarsak göç olmaz. Göç olmazsa üretim artar.


Tire Süt Kooperatifi başarısını nasıl sağladı?


Kooperatif olarak örneğiz. Birçok kooperatif yaşamını sürdüremezken biz göreve geldiğimizden beri 107 kat büyüdük. 25 yıldır; yani çeyrek asırdır bu mücadelenin içinde yer alıyorum. Elimizde sihirli bir değnek yok ama insanlarımızın çektiği sıkıntıyı biliyorum. İşimize asla siyaset bulaştırmadım. Ortaklarımız arasında asla bir ayırım yapmadım. Güven kazandık. Tek vücut olduk. Çeşitli siyasi görüşte olan insanlar bir oldu, birlik oldu, birbirine sahip çıktı. Aziz Kocaoğlu başkanımızın da dediği gibi çalmayacaksın, çaldırmayacaksın ve çok çalışacaksın. Biz bunu yaptık ve çok da güzel yerlere geldik. Örneğin Tarım Bakanlığ'ından 50 bin TL hibe alarak slaj paketleme tesisi kurduk. Bugün Çanakkale'ye kadar üreticilere ulaşır durumdayız. Önemli olan kaynak sağlamak değil, kaynağı doğru kullanabilmek önemli. Örneğin yine kırsal kalkınmadan alınan destekle süt tesisi kurduk. Fabrikamızın üzerine güneş paneli kurduk, enerjimizi sağlayacağız. Ortak kullanılan bir tankımız var. Onun da tepesine bir güneş enerjisi ekleyeceğiz ve sütümüzü güneş enerjisi ile soğutacağız. Doğamızın olanaklarını da kullanacağız. Akıllı ve doğru bir politika izlenirse dünyadaki potansiyeli çok kısa zamanda yakalayacağımızı düşünüyorum. Özellikle küçük işletmeleri yaşatmanın öneminin görülmesi gerekiyor. Asıl amacımız üretim maliyetlerini düşürerek üreticiye para kazandırmak. Bir diğer amacımız da ürünün değerini artırarak pazarlamak. Örneğin biz üreticimize verilen eğitimleri salonlarda yapmıyoruz. Yerinde görerek ve uygulayarak yaptırmaya çalışıyoruz. Örneğin hayvan besleme ve hayvan sağlığı noktasında üreticimize yapılması gerekenleri ve yanlış bilinenleri gösteriyoruz. İzmir soğuk zincire geçeli 13 yıl oldu. Türkiye'nin en kaliteli sütü İzmir'de... Soğuk zincir olunca sanayici güvenli ve güvenilir bir süt olarak görüyor. Öte yandan Tire, Küçükmenderes'te süt fiyatı anlamında belirleyici. Bu da şu anlama geliyor. Tire Süt Kooperatifi sadece kendi ortağını değil Küçük Menderes bölgesinde bulunan 15 bin üreticinin hakkını da savunuyor.Kooperatiflere buradan bir kere daha sesleneyim. Kim sütünü 1 lira 25 kuruşa satamıyorsa getirsin ben alayım. Bergama'daki üreticiye de söyledim. Ben sütü tozlaştırıyorum. Süte her zaman ihtiyacımız var. Türkiye'de şirket sevdasından vazgeçilmeli. Küçük üretici desteklenmeli. Devlet de koopratifleri denetlemeli. Ben zaten üyelerimi denetliyor olacağım.


Hayvancılığın sürdürülebilirliği için süt- yem paritesi ne olmalı?


Süt üreticisi bir litre süt satıp kaç kilogram yem alabiliyor diye bakalım. Avrupa'da 1 litre süt satıldığında bir buçuk kilogram yem alınıyor. Ama Türkiye'de 1 litre süte bir kilogram yem alınıyor. Biz bugünün çok kötü günlerini de gördük 2008 yılında ineklerimiz bu yüzden kesildi. Süt ucuz değil yem pahalı. Çünkü biz yemin hammaddesini ithal ediyoruz. Eskiden her şey birbirini dengeliyordu. Pamuk üretiliyordu. Çekirdeğinden küspe elde ediliyordu. Tamamen protein. Hayvancılık sektörünün proteini karşılanıyordu. Pamuk üretimi bitince soya küspesi almaya başladık. Ancak, ithalat dolar endeksli olduğu için pahalı. Herkes üreticinin kazanması için süt fiyatlarının artması gerektiğini söylüyor. Ben de diyorum ki süt fiyatını arttıracağımıza maliyetleri düşürelim. Üretici hammaddesini üretebilir hale gelsin.Üretim için doğru politika, doğru destek gerekiyor.


Tarımsal kalkınmada İzmir modeli ne demek ?


İzmir dediğimiz zaman bir bütün olarak bakmak gerekiyor. En uçta yaşayan insanımızın sorunu çözmezsek modelin başarılı olduğunu savunmayız. En uzaktaktaki üreticimize destek vererek, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir model yarattık. Sorunlar var mı var tabiki de ama önemli olan desteğe merkezden değil, merkeze en uzak olan üreticimizin sıkıntısını çözerek başlayabiliriz. O üreticinin sıkıntısı varsa merkeze mutlaka ulaşır. Biz de diyoruz ki kalkınmamız kooperatifleşme ile olacak. Modelimizi Türkiye'ye uygulayalım. Çiftçimizin sadakaya ihtiyacı yok.Çiftçimizin kalkınmaya ve desteğe ihtiyacı var. Çiftçimize kazandırırsak Türkiye kazanır. Türkiye İzmir'i izlediği için hata yapma şansımızın olmadığını düşünüyorum. İzmir Türkiye'ye yön veren bir model ve ildir. n Ayşe YILMAZ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
19 yaşındaki futbolcu 37 yıl futboldan men edildi
19 yaşındaki futbolcu 37 yıl futboldan men edildi
Şifa dağıtan yılanlar
Şifa dağıtan yılanlar