Yenigün ön seçime başladı

Atilla ULUĞ

Atilla ULUĞ

İzmir’in kurtuluşu!

07 Eylül 2012 Cuma

Sevgili okurlarım görüyorsunuz, yazılarımı birkaç haftadır ulusumuz için büyük anlam taşıyan, yakın tarihimizdeki önemli gün ve haftalar üzerine yazıyorum. Bildiğiniz gibi, ben bir tarihçi değil, bir mühendis (Jeofizik Mühendis) ve deprem bilim eğitimi almış birisiyim. Ama yakın tarihimizi bilmenin, geçmişimizi gözden geçirmenin, bilmem ne depreminin kritiğini yapmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Zira bana göre, ulus benliğini bilmeyen, ne günlerden nerelere geldiğimizi hatırlamayanlara “deprem muhabbeti” yapsam ne olur, yapmasam ne?

 

1950’li yıllarda Amerikan Senatosundaki Joseph Raymond McCarthy isimli senatörün adına izafeten çıkartılmış olan “McCarthy’cilik”in benzeri günümüzde ülkemizde de uygulanmaktadır. O yıllarda Amerika’da, hiçbir somut kanıt, bulgu ve belgeye dayanmadan, sırf kişiyi veya kişileri yıpratmak için “komünist” damgası vurulmakla kişinin tüm kariyeri, işi, hatta ailesi perişan edilmekteydi. Böyle bir suçlama altında kalanlar yıllarca hapislerde yatıp, eşini, işini kaybedip, sonunda da intihar edip kurtulmaktaydılar. Birebir aynısı değil, ama günümüzde ülkemizde de “McCarthy’cilik”i aratmayan uygulamalar yapılmaktadır.

 

Olsun! Ben her türlü mahalle baskısına rağmen Yüce Atatürk’ün bu millete sağladıklarını bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum. Biliyorsunuz, Mayıs ayında çıkarılan “Milli Bayram ve Kutlama Yönetmeliği”ne göre “kurtuluş günü” törenlerine de yasak getirilmiştir. Artık eskisi gibi görkemli gösteriler olmayacak, yalnızca “Andık, oldu” türünden geçiştirmeler yapılacaktır (şimdilik)!

Bakarsınız daha sonra bu da külliyen kaldırılır, sırf “9 Eylül’de İzmir kurtuldu” demekle bile yıllarca hapisler bile yatılabilir! Gelecekte “Neymiş efendim ulusal kimlik? Ümmet olun yeter” denirse, şaşmayın! Ama ben bu ülke nasıl kuruldu, İzmir nasıl kurtuldu, anmadan, anlatmadan geçmeyeceğim:

 

Ulu Önder Yüce Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla başlayan bağımsızlık mücadelesinin 30 Ağustos 1922’deki “Büyük Taarruz” ile perçinlendiğini, ulusumuz için çok büyük önem arz eden bu mutlu günün anlam ve önemini geçen hafta yapılan etkinlikler ile kutladığımızı biliyorsunuz! Bir ümmetten bir ulus çıkartma mücadelesi veren Yüce Atatürk, vatanımızı, onu işgal eden emperyalist güçlerden kurtarmak amacı ile Büyük Taarruz’dan sonra da savaşa devam etmiş, 2 Eylül’de Eskişehir, 3 Eylül’de Dursunbey, Ödemiş, Emet, Eşme, Sındırgı ve Tavşanlı’yı düşmandan kurtarmış, 4 Eylül günü Tire, Bayındır, Buldan ve Simav, 5 Eylül günü Nazilli, Alaşehir, Bilecik, Gördes ve Salihli, 6 Eylül günü Akhisar, Balıkesir, Söke, Gönen ve İnegöl, 7 Eylül günü Aydın, Turgutlu, Kuşadası, 8 Eylül günü Kemalpaşa, Burhaniye, Manisa ve Selçuk’u düşman işgalinden temizleyip gönderlere Türk bayrağını çekmiştir.

 

9 Eylül 1922 sabahı Belkahve sırtlarına dayanan Türk Süvarileri kısa bir dinlenmeden sonra Yüzbaşı Şerafettin komutasında İzmir’e girerek Vali Konağı’nı ele geçirmiş ve ulusumuzun kurtuluş savaşını taçlandırmıştır. 9 Eylül 1922 Cumartesi günü karargâhıyla Belkahve’ye gelen Yüce Atatürk bir incir ağacının altında Kadifekale’de dalgalanan şanlı bayrağımızı ve İzmir’i uzun uzun seyretmiş; geceyi Kemalpaşa’da geçirdikten sonra, 10 Eylül 1992’de İzmir’e girmiştir. İzmir’in kurtuluşu, Anadolu’nun kurtuluşu ile özdeştir. 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkıp, Anadolu’nun hemen hemen yarısını istila ederek, burada Yunan Asya İmparatorluğu’nu kurmak rüyasıyla üç seneyi aşkın bir süre içinde anayurdumuza saldıran düşman orduları, nihayet 18 Eylül 1922 gününde tek bir er kalmayıncaya kadar vatanımızın bu bölgesinden tamamen temizlenmiştir.

İzmir’in ve vatanımızın kurtuluşu hepimize kutlu olsun!