Önder VURAL

Önder VURAL

Hayvanlarla röportaj

06 Ekim 2011 Perşembe

Cep telefonum muzip muzip gülümsüyordu.

Bakalım bu hafta nasıl bir yenilik yapacak” der gibi beni süzüyordu.

Görürsün sen” dedim. Elbet değişik bir şey yapacağız” dedim içimden.

A,a, a… o da ne? Telefonumdan çeşitli sesler geliyordu. Kükremeler, melemeler, böğürmeler, kişnemeler, ulumalar, ıslık çalmalar, havlamalar, miyavlamalar, böğürmeler… Telefonum korkudan avucuma atladı.

Korktum. Korktuğumu belli etmedim. Telefonumun gözünde ben, dünyanın en cesur insanıydım. Kulağıma yaklaştırdım: “Ben ormanlar kralı aslan. Önder Vural seni ormanıma davet ediyorum”

Şaşırdım kaldım.

Tamam.Tarif et.Geleyim “.

Ormandayım

Nasıl oldu anlamadık. Kendimizi dev ağaçların kucakladığı bir ormanda bulduk. Panik halindeki telefonum sıkı sıkı avucuma yapışmıştı.

Korku yok. Ecel gelmiş cihane, baş ağrısı bahane. Olsa olsa beni parçalarlar, seni de kırarlar”

Sanki gözlerinden yaş geliyordu. Benim ölebilecek olmam üzmüştü.

Bir tavşanın rehberliğinde, kral aslanın huzurundaydık. Yüksekçe bir taş üzerine kurulmuştu. Bir yanında fil, diğer yanında köpek vardı. Diğer hayvanlar erkekli, dişili yerlerini almışlardı.

Aslan: “Hoş geldin Önder Vural. Hep insanlarla söyleşi yapıyorsun. Bu hafta da bizlerle yap.”

Ağzını açmış, pençelerini okşuyordu. Sıkıysa yapma. Bir hamlede işimi bitirirdi.

Tamam” dedim. “Hay hay” Sırıttı. “Önce senden başlayalım”

Önder : “Bir Amerikan şirketinin filmleri senin kükremenle başlıyordu. Senin, biz de ayrı bir yerin vardır. ‘Aslan gibisin’ deriz. Karşıdakinin hoşuna gider”

Sırıtmasına devam ediyor, üstüne üstlük bir de gülümsüyordu.

Fakat ‘eşek oğlum’ desek gücenirler”

Baktım. Eşek suratını asmıştı.

Konuş ne konuşacaksan”

ASLAN:

Bir arkadaşımla aynı kafeste kalıyorduk. Kelebek filminde olduğu gibi anlaştık ve kaçtık. Beni bir gün sonra, arkadaşımı ise bir ay sonra yakalayıp, yine, aynı kafese koydular. Arkadaşıma, benim ancak bir gün gizlenebildiğimi, o’nun ise nasıl oldu da bir ay yakalanamadığını sordum.”

Arkadaşını çağırdı ve “anlat” dedi. Arkadaşı:

Bir devlet dairesine girdim. Her gün bir memur yedim. Kimse farkına varmadı. Ne zaman ki, yanılıp, çaycıyı yedim. Fark ettiler ve yakaladılar.”

Önder : “Bunu yazmayayım. Memurlar gücenirler.”

Kral aslan: “Yaz, yaz. Bu memurları küçümsemek değil. Çaycının önemini belirtmek için. Tiryakiler çay saati gelince, çaycıyı aramışlar. Bulamayınca arkadaşımın farkına varmışlar”

Tavşan, gözümün önünde inekten süt sağıp, bardağa koydu. Tilki servis yaptı. Sütü lıkır lıkır içtim.Yanıma sürüne sürüne, kırıta kırıta yılan geldi.

“‘Yılanların Öcü’ filminde Hülya Koçyiğit’in başrolde oynadığını biliyor musun?” diye sordum.

YILAN;

Hülya ablayı tanırız.” Demesin mi? Telefonumun küçük dili olsa yutacak.

Yılan:

Bir zamanlar bir dostum vardı. Çobandı. Bir gün hastalandı, gelmedi. Delikanlı çağındaki oğlu, babasının kaftanını giymiş, gelip, babasının oturduğu kayanın üzerine oturmuş. Başladı babasının çaldığı türküyü kavalıyla çalmaya. Nereden bilebilirdim babası olmadığını. Gidip, her zamanki kaya parçasına, babasının oturduğu taşın üstüne oturdu. Delikanlı beni görünce korktu ve taşla kuyruğumu parçaladı. Ben de can havliyle onu soktum. Öldü.

Babası iyileşip, koyunlarını otlatmaya başladı. Gidip yanına oturmak istedim. Bana, onda evlat acısı, ben de kuyruk olduğu için bundan böyle dost olamayacağımızı söyledi.”

Cep telefonuma seslendim:

Bak. Ne kadar güzel kıssadan hisseler” “Haklısın” diye yanıt verdi.

Yanımıza havlayarak iki köpek geldi.

Durun” dedim. “Sizin için yazdığım bir şiirimi okuyayım:

İki köpek biliyorum;

Birisinin adı ‘Rin Tin Tin’

Diğerinin ki ‘Şimşek’

Rin Tin Tin

Özel küvette yıkanıyor

Şimşek

Sokaktaki çeşme yalağında

Rin tin tin

Otomatik oyuncakla

Şimşek ise sokaktaki çocuklarla

Oynuyor

Rin Tin Tin

Özel mamayla besleniyor

Şimşek ise

Kasabın artık kemikleriyle

Yine de iyisin Şimşek… ve de şanslısın

Ya Afrika’da olsaydın

O zaman görürdün gününü

Kemik bile bulamaz açlıktan ölürdün

Ya da oradaki aç insanlar

Seni pişirir yerlerdi”

Havlamalarıyla bana teşekkür ettiler.

Telefonumun zili çaldı. Yenigün Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Nezih Bilger arıyordu:

Yazınızı bekliyoruz”

Şimdi gönderiyorum”

Başta kral aslan olmak üzere tüm hayvanlara seslendim:

Gitmem gerekiyor. Yakında görüşürüz”

Kükremelerle, melemelerle, böğürmelerle, kişnemelerle, havlamalarla, ulumalarla, miyavlamalarla… bizi uğurladılar.

e-mail: ondervur_al@hotmail.com

0530 220 94 70 -- 0531 632 57 12 -- 0554 501 66 73

YENİGÜN

Hafta içi her gün

SKY TV

Cuma 22 – 23.45

Cumartesi 04 – 05.45 … 22 – 23.45

Önderden Önderce

Her zaman – gerekenden – daha azını söyleyin “.