Salih ERKEK

salih_erkekce@hotmail.com

Salih ERKEK

Haksızlığa tahammülüm olamaz

16 Nisan 2013 Salı

Bazı değerli dostlarım ve arkadaşlarım bana akıl veriyor, aman yapma etme, çok keskin kalemin var biraz yumuşat, bak halk tarafından seviliyorsun, Karabağlar'da aday olmayı düşünüyorsun fakat genel merkez kavga istemez, aday adayı olursan genel merkezden onay alamayabilirsin, hayal kırıklığına uğrarsın vs... diyorlar. Canım dostlarıma beni düşündükleri için teşekkür ediyorum lakin engelli yurttaşlarımdan af dileyerek bir söz kullanmak istiyorum, haksızlığa göz yuman sağır ve dilsiz şeytandır... Haksızlıklara karşı geliyorsam, yazılarımda ve TV programlarımda şahısları ikaz ediyorsam, ikazıma kulak asmayanları deşifre ediyorsam ve genel merkez beni tebrik etmiyor eleştiriyorsa hangi siyasi parti olursa olsun yöneticilerinden şüphe duyarım.

Aslına bakarsanız bugünkü yazımda Kutlu Doğum Haftası'na, barış sürecindeki olumlu ve olumsuz gelişmelere, İzmir'e gelen akil insan heyetine ve barış sürecine bir nebze olsun katkı koymak adına Diyarbakır'a gidecek olan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na değinecektim. Lakin geçen Pazar akşamı bir ulusal TV'nin akşam haberlerini izliyordum ki hay izlemez olaydım. Zaten yoğun bakımda olan ağabeyime ve gördüğüm diğer hastalara yeterince üzülüyorken kanser hastası üniversite öğrencisi genç bir kız ile eski TOKİ Başkanı ve halihazırda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevinde bulunan Sayın Erdoğan Bayraktar arasında geçen diyoloğu seyrettim, gerçek anlamda kahroldum. Bu genç kızımız Sayın Bakan'a kanser hastası olduğunu ve hastalığı adına kendine yardım etmesi isteğini iletmesine karşın sayın Bakan ne yaptı biliyor musunuz? Elini cebine atarak cüzzi miktarda para çıkardı ve sadaka verir gibi kızın eline sıkıştırdı. Genç kız neye uğradığını şaşırdı ve camiye giren Bakan'ın camiden çıkmasını bekledi. Cami çıkışında güç bela Bakan'ın yanına ulaşarak kendisine verdiği parayı tekrar Bakan'ın eline sıkıştırdı ve çaresizliğinden bağıra bağıra ağlayarak oradan uzaklaştı. Çünkü bu kız Bakan'dan sadaka değil, hastalığı adına çare ve ilaç istiyordu.

Şimdi siz okurlarıma ve dostlarıma soruyorum, koskoca Bakan'ın yaptığı bu olumsuz davranış karşısında çekinerek sussamıydım, duyarsız mı kalsaydım? Sağır ve dilsiz şeytan mı olsaydım? Sizler çok iyi bilirsiniz ki haksızlık yapan babam dahi olsa eleştirir, düşmanım dahi olumlu bir şey yaptığı takdirde överim. Yani yiğidin hakkını yiğide veririm bilmem anlatabildim mi? Genç kızımıza bir nebze dahi olsa katkı koymak adına bu yazıyı kaleme aldım. Buradan Sayın Bakan Erdoğan Bayraktar'a sesleniyorum: Sayın Bakanım talihsiz davranışınız belki iyi niyetinizdendi ama dediğim gibi talihsiz davranıştı. Son aldığım bilgilere göre ise Bakanlık olaya el koymuş ve kızın sağlığı için ne yapılması gerekiyorsa yapılmaya başlanmış. Olması gereken de buydu işte.

Her şey yurdum ve yurdumun insanları için...

Not 1: Anadolu Birliği Derneği'nde yapılan toplantıya katılan akıl, pardon akil heyetinin bizlere bir nebze olsun katkıları olmadığı gibi bilakis beni ve toplantıya katılan diğer sivil toplum örgütlerini gerdi. Hayt huyt hareketler, kesin tavırlar hiç mi hiç hoş değildi. Kendilerine tavsiyem benim yapacağım toplantıya gelerek evvela insanlarla nasıl konuşulacağını öğrenmeleridir...

Not 2: Yurdumun bir ilçesindeki abi, kardeş ve üç yalakasına sesleniyorum: insanların arkasından konuşmayın, kişileri kendi kararlarınızı uygulamaları yönünde zorlamayın. Bir kurumu babanızın çiftliğine çevirdiniz, çalışanları bezdirdiniz. Ben dahi yüzünüzü görmemek adına o kuruma gelmemeye özen gösteriyorum. Terbiyeli ve saygılı olun. Bana inanın hakkınızda çok imzalı rapor tutar üst yöneticilerinize sunarım. Bu size son ihtarımdır bilmem anlatabildim mi?