Reklamı Geç
Kıbrıs’ta çözüme yaklaşılıyor
Ahmet Bülent GÖKSEL

Ahmet Bülent GÖKSEL

Kıbrıs’ta çözüme yaklaşılıyor

22 Kasım 2016 - 00:00

Kendimi bildim bileli bir Kıbrıs sorunu vardır. Gazetelerde, TV haberlerinde sürekli olarak bir Kıbrıs sorunundan bahsedilir ve bir türlü de çözüm bulunamaz. Bu sorunlar Barış harekatı öncesinde de vardı, barış harekatı sonrasında da şekil ve içerik değiştirerek devam etti.

Barış harekatı öncesinde Rum’un baskısı, terörü ve sonunda da Türklerin katledilmesine kadar varan bu sorunlar Barış harekatı sonrasında tekrar birleşme ve bu birleşmenin siyasi ve idari olarak ne şekilde olacağı, birleşmeyi temin edecek takaslar, arazi iadeleri ve diğer sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Kimi zaman çözüme yaklaşıldı, kimi zaman çözümden uzaklaşıldı, Referandumlar yapıldı ama bir türlü çözüm gerçekleşmedi.

Aslındfa, çözüm sürecinde Türk tarafı daima yaklaşımcı, çözüm için bazı kırmızı çizgiler hariç, gereken fedakarlıkları yapmaya hazır bir tutum izlerken Rum tarafı geriye doğru tek adım atmadı. İlk günkü tutum ve iddiasında direndi.

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı dönemi KKTC’de çözüme en fazla yaklaşılan dönem oldu. KKTC’de Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı, Rum tarafında da Rum lider Sayın Anastasiyadis, birçok engeli aşarak iki tarafı çözüme yaklaştırdılar. Ancak Rum tarafı yönetimi üzerinde çok ciddi etkisi bulunan Kilise Özellikle Maraş ve Güzelyurt Rum’a iade edilemden bu iş olmaz diyerek çözüm sürecinin hasar almasına neden oldu. Rum tarafının kabul edilemez bulunan bir diğer talebi de garantörlüklerle ilgili. Rum, Türkiyenin garantörlüğünü bir türlü içine sindiremiyor ve istemiyor.

Oysa ki Türkiye KKTC için çok ağır bedeller ödedi. Herşeyden önce barış harekatı sırasında Kıbrıs toprakları Mehmetçiklerimizin kanıyla sulandı. Şehitler verdik. Gazilerimiz var. Fırkateynimiz batırıldı, uçaklarımızı kaybettik. Diğer taraftan Ekonomik olarak da ciddi bedeller ödedik. Barış harekatı sonrası Türkiyeye uygulanan ambargo ekonomimize ciddi hasarlar verdi. Daha sonra da Türkiye yavru vatan kıbrısı durmaksızın parasal olarak destekledi. Bu destekler hala devam ediyor. Dolayısı ile Türkiye’nin KKTCnin garantörlüğünden vazgeçmesini bir tarafa bırakın, Kıbrıstaki herhangi bir çözümün içinde olmaması mümkün değil. Hele hele Karpaz bölgesi önünde denizde bulunan petrol ve doğal gaz rezervleri sözkonusuyken Türkiyenin bu konuda ekonomik çıkarlarından vazgeçmesi düşünülemez dahi.

Bütün bunlara rağmen ve tabii ki bütün bu kırmızı çizgiler gözönünde bulundurularak çözüm süreci ağır da olsa işliyor ve çözüme epey yaklaşıldı. Akıncı ve Anastasiyadis şu sıralarda İsviçrenin Mont Pelerin kasabasında görüşmeleri sürdürüyorlar. İki lider Aralık ayı içinde düzenlenecek beşli bir konferansta biraraya gelerek 2016 için daha önceden saptanmış olan hedeflere ulaşmayı planlıyorlar.

Beşli konferansta nelerin görüşüleceğine gelince işte bu kopnu çok önemli. Bu konferansta herşeyden önce Toprak kriterleri görüşülecek ve çözüm sonrası mümkün olduğunca az kişinin yer değiştirmesi, kurucu devletlerin toprak oranları, kıyı şeritleri gibi çok kritik konular ele alınacak. Ancak her iki tarafın da bu kere biraz fedakarlık yaparak konuyu sonuçlandırmaya yönelik bir tutum içersinde olacağı söyleniyor.

Sonuç itibariyle, çözüme bir adım daha yaklaşıldığına ilişkin görüş hem Türk tarafında ve hemde Rum tarafında yaygın. Sanki bu kez birşeyler olacak gibi bir görüntü var. Ama her ne olursa olsun, Türkiyenin menfaatlerini koruyup kollamayan, Türkiyenin ekonomik çıkarlarına ters düşecek bir anlaşmaya da sırf AB böyle istiyor diye evet denilmesine herkes karşı. Bekleyip göreceğiz.

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Reklamı Geç