Kırk katır mı kırk satır mı?
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Kırk katır mı kırk satır mı?

11 Ocak 2017 - 11:05 - Güncelleme: 11 Ocak 2017 - 12:34

Her zaman olduğu gibi gergin günler yaşıyoruz.

Bir yanda terör eylemleri, bir yanda Fırat Kalkanı harekatı bir yandan da anayasa değişikliği nedeni ile Meclis oylaması.

İşin kötü tarafı birlikte olmamız gereken tüm bu konularda tarafların birbirlerini germek için ellerinden geleni yapmaları.

Adliye saldırısı sonrası mesela.

Taraflar, terörizme karşı tek ses olmak yerine birbirlerini germek için terör eylemi ve teröristleri unuttular; kim geldi kim gelmedi kavgasına başladılar.

Kimileri de şehitlerin sırtından reklam derdine düştü.

Tabii İzmir’e neden saldırı olmuyor diyen kişi de saldırı sonrası kına yaktı mı bilemiyorum.

Ben büyük bir çoğunluğumuzun iyi niyetli olduğuna inanmıyorum artık.

Yapılan her şeye yanlış diyenler de, doğrudur diye kıl aldırmayanlar da.

Çünkü sorunların çözülmesini isteyen, toplumdaki kutuplaşmadan, gerginlikten rahatsız olan, bunun olmasını istemeyen, karşısındakini suçlayarak veya vatandaşların arasında olduğu gibi düşüncesinin ne olduğunu anlamadan etiketleyerek söze başlayanların, sorunları çözmek, olayları, yapılanları açık yürekle konuşup tartışacakları bir zemin aradıkları falan yok.

Sadece karşımızdakinin açığını arayarak küçümseme, aşağılama derdindeyiz.

Veya konunun derinine dahi inemeden karşı çıkma, saptırma.

Reina saldırısı sonrası laik-dindar çatışmasına her iki taraftan birçok kişinin isteyerek veya istemeden alet olduğu gibi.

Toplumun birlik ve bütünlüğü için en fazla dikkat etmesi gerekenler, lider konumunda olan kişilerdir.

Ama lider; “TBMM'de bu anayasaya evet oyu kullananlar varsa, onlar Türkiye ve Türkiye Cumhuriyet'ine ihanet ediyordur. Nokta!" diyorsa; her şeyden önce kendisinin de dahil olduğu birincil görevi yasa ve anayasa yapmak olan meclis ve halkın seçtiği vekillere böylesine bir suçlama ile hem Meclisin görevini yapmasını engelliyor hem de hainlikle suçlayarak birbirine düşürüyor.

Yetmiyor, “Başkanlık sistemini kan dökmeden getiremezsiniz” diyerek tehdit ediyor?

15 Temmuz un üzerinden daha altı ay geçmeden, birilerinin iç savaş çıkması için can attığı,  çaba sarf ettiği bu ortamda bu tutum kime hizmet ediyor?

Birşeyler demokratik yollarla değil de kan dökerek mi değişecek hep!

Demokrasilerde sizin bu sistemi istemediğiniz kadar başkalarının da isteme hakkı yok mudur?

Dökülen kanlar yetmedi mi?

Daha vahim olanı ise “Her türlü mücadeleyi yapacağız. Başkanlık hayaline halk dur derse kan ve gözyaşı da durur” 

Pes doğrusu.

Demek her şey başkanlık sistemine bağlı!

Demek bazı vatandaşlar başkanlık sitemi istiyor diye kan ve gözyaşı döküyoruz!

Peki, halk hayır derse başkanlık sistemine; teröre, DEAŞ ‘e, PKK’ye FETÖ’ye ve onun iplerini elinde tutanlara kim dur diyecek o zaman?

Siz mi?

Demek ki seçin diyorsunuz; ya kırk katır ya kırk satır.

Yani ya başkanlık ya da kan ve gözyaşı.

Aklıma çok şeyler geliyor da.

Söyleyemiyorum.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar