Referandum Ateşi Sınırları Aştı
Reklam
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Referandum Ateşi Sınırları Aştı

14 Mart 2017 - 15:10

Almanya’dan yükseldi ilk ses.

Hani şu Solingen denen kentinde beş vatandaşımızın cayır cayır yakıldığı,

Bayan Merkel’in AK Partili siyasetçilerin propaganda faaliyeti yapmasını engelleyecek tedbirleri aldığı,

 “Erdoğan Almanya’ya gelirse tabii ki sıkıntılarla karşılaşacaktır” diye açıklama yapan Sosyal Demokrat Martin Schulz’un ülkesi.

Doğrusunu isterseniz yasaklamalar karşısında siyasi partilerimiz oldukça duyarlı davrandı, Almanya’nın bu kararı tüm partilerce protesto edildi.

Özellikle Sayın Baykal’ın çıkışı takdire şayandı.

Ama iktidar partisinden Avrupa’ya giden siyasetçilere karşı yasaklar hızla gelişti ve kollektif bir delilik gibi diğer ülkelere yayıldı.

Almanya’nın attığı adımların seslerine Hollanda da, “İslamdan arındırılmış bir Hollanda” diye bağıran Geert Wilders’in sesi karıştı.

Hani şu Srebrenitsa’da 9 bin Boşnak’ın katledilmesini katil Miloseviç ile birlikte kadeh tokuşturarak seyreden Nato askerlerinin ülkesi.

Atları, itleri, köpekleri ile geldiler yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin üzerine.

Yetmedi.

Altı milyonluk İsviçre’nin Almanca baskılı en büyük ulusal gazetesi “Blick” te koca puntolarla Türkçe olarak“Erdoğan’ın diktatörlüğüne HAYIR oyu kullanın!” manşetiyle geldiler.

Hollanda ulusal kanalı NOS Tv de Hollandalı Türk vekil Yücel Keklik ile “HAYIR” propagandaları rahatlıkla yapılırken

Adeta yarışa girdiler ‘EVET’  diyenleri yasaklamak için.

Soykırımın, dünyayı iki kez ateşe bulamış ülkelerin çocukları, torunları…

Ama içimizden birileri hala oyun diyor tüm bu yapılanlara.

Hala, Hollanda’daki sözde arkadaşlarının “Olaylar Türk televizyonlarında gösterildiği, söylendiği gibi değil” dediklerini anlatıyorlar.

Hatta, daha ileriye gidip, ülkemizi suçluyorlar.

O yıllardır süregelen ezikliklerinden doğan efendilerini koruma gayreti ile.

“Sakin olalımı. Niçin bunlar bizim başımıza geliyor. Düşünelim...” diye çağrılar yapıyorlar.

298 sayılı yasanın 94 üncü maddesi anımsatıyorlar; “ Ben buraya vatandaşlarımla sohbet için geldim” diyen aile bakanımıza.

Bizim ülkemizi ilgilendiren bu yasanın Hollanda polisini ilgilendirmeyeceğini bile bile, Hollanda polisini haklı çıkarmaya çalışıyorlar.

Tabii bunları yazar ve söylerken 1961 Viyana Sözleşmesi ile yurt dışı elçiliklerin ödev ve haklarını hiç göz önüne almıyorlar.

Vurun abalıya.

Erdoğan’a, ülkemize vurmak için faşizmin güler yüzlü bekçilerine el sallayın.

Ama inanın sona geliyoruz.

AB’nin de sonuna, ezilmişliğin de sonuna.

Belki çok acı çektirecekler ama sona yaklaşıyoruz.

Hatalarımız, eksiklerimiz, yanlışlarımız olsa da,

Lütfen biraz da ülke çıkarları açısından düşünelim.

Neden bunca burunlarını sokarlar ülkemizin iç işlerine?

Kendi demokratik geleneklerini dahi hiçe sayarak yaptıklarının anlamı nedir?

Nedir onları rahatsız eden?

Yeniden bütünleşebilmek için yeni bir düşman arayışı mı?

Güçlü bir Türkiye korkusu mu?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar