Bir kahramanlık destanının adı: FETHİ SEKİN
Anıl Talat ERYONTUK

Anıl Talat ERYONTUK

Bir kahramanlık destanının adı: FETHİ SEKİN

11 Ocak 2017 - 11:02

Ölüm, hayat içinde bir gerçeklik olarak, varlığına sürekli tanıklık ettiğimiz bir olgudur. 

Ölüm gerçekliği, bütün somut gerçekliklerden daha somut ve bütün hakiki olgulardan daha hakikidir. Her ölüm, hayatın akışkanlığı içinde oluşan parıltıların en göz alıcı, en çok dikkat toplayanıdır.

Her ölüm, zihinlerimizi ve gündelik hayatımızı etkileyen kuvvetli birer mesaj durumundadır.

Ölüm, büyük bir hızla dönen hayat çarkının, sonsuzluğa açılan çıkış kapısıdır. 

Şu yaşlı dünyamızda her gün yüzbinlerce insan ölmektedir. 

Lakin bazı ölümler çok kıymetlidir.

Tıpkı, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi Motosikletli Şahinler Timi’nde görevli Fethi Sekin’in ölümü gibi…
Fethi Sekin abimiz yaklaşık 9 yıldır İzmir Adliyesi’nde görevliydi.

Soğuk bir İzmir gününde Adliye Binası C kapısı istikametine seyreden şüpheli aracı gördükten sonra yola çıkan ve teröristleri fark ettikten sonra silahını çeken Fethi Sekin, kahramanlığı ve cesaretiyle çok sayıda insanın yaşamını kurtarırken aracın kapıya yönelmesine mani oldu. Fakat, ne yazık ki çıkan çatışmada şehit düştü.

Lakin şehit düşen Fethi Sekin, ülkemiz üzerine düşen  kabullenmişlik, tükenmişlik, gelecek kaygısı, en çok da yaşam kaygısına bir tokat attı.

Uzun zamandır bizleri hapseden bu ruh hâlinden kurtardı.

Kötülüklere, ölümlere, kabullenmelere, sıradanlaştırmalara siper oldu.

“Ben ölüyorum. Fakat ölümleri kabul etmiyorum” der gibi gitti aramızdan.

Beylik tabancası ile teröriste karşı koyarken,  kendi canından kendi evlatlarından önce Türk Milleti'ni düşündü. Karşı koyamadım, ben bir trafik polisiyim demeden hem de... 

Akşam evine gidemedi, yemeğini yiyemedi, evlatlarına sarılamadı. Fakat kahraman şehit polis memuru Fethi Sekin sayesinde yüzlerce kişi bunları yapabildi. Onun sayesinde evlatlarının kokusunu içine çekebildi. 

Şehit olan polis memuru Fethi Sekin'in evine giden meslektaşları kapıyı çalınca çocukları içerden şöyle dedi:

“Babamız evde değil kapıyı açamayız.”

O kapı babaları için hiç açılmayacak artık.

Bunun kahredici acısını hissetmemek mümkün mü?

Allah aşkı için sizlere soruyorum: “Bu akıl almaz vahşet içinde çocukların gözyaşına değebilecek bir iktidar, bir makam, bir ün, bir ideoloji, bir dava olabilir mi?”

Her kapı zili çalındığında, her telefon çalışında, yüreği sıkışan insanların yaşadığı bir ülke mi olmak bizim kaderimiz?

O evlerde oturanlar hep acı haber alma endişesiyle, yürekleri ağızlarında mı yaşayacaklar?

O evler, o gerilimle, o endişeyle yaşarken bizler nasıl huzurlu olabiliriz ki?

Keşke bitse bu terör…

Keşke ölümler son bulsa…

Keşke çocuklar çalan zilin ardından sonuna kadar açsalar kapıları…

“Babamız evde” diyebilseler.

Keşke…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar