Reklamı Geç
Türkiye- Almanya- Hollanda üçgeninde büyük kriz…
Anıl Talat ERYONTUK

Anıl Talat ERYONTUK

Türkiye- Almanya- Hollanda üçgeninde büyük kriz…

15 Mart 2017 - 10:00

Geçtiğimiz birkaç yıl içinde neler yaşadık neler…

Dünya ekonomisinde yaşanan durgunluk sürecinin üstüne, Türkiye'nin Rusya ile yaşadığı uçak krizi, ülkedeki terör ortamı, 16 Temmuz darbe kalkışması, Ortadoğu'da yaşanan savaş, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin dondurulması derken nur topu gibi bir krizimiz daha doğdu.

Almanya ve Hollanda ile yaşanılan ‘Diplomatik Kriz’ bir diğer adıyla ‘Miting Krizi’…

Özellikle Hollanda ile tarihte yaşanmamış büyük bir kriz yaşandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun uçuş izninin iptali sonrasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan’ın karayoluyla Rotterdam’a girmesi krizi tırmandırdı. İki bakandan birisinin uçağının inmesine izin verilmemesini, diğer bakanın konsolosluğa 30 metre kala durdurulmasını ve sınır dışı edilmesini bir Türk vatandaşı olarak hazmetmek elbette zor.

Bu krizi sorgulamadan bir Türk vatandaşı olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan’a yapılan bu muameleyi şiddetle kınadığımı belirtmek isterim.

Bu olay milletçe bizi rencide etmiştir.

Bu olay ülkemizin hiçbir zaman tasavvur dahi edemeyeceği bir muameleye nasıl maruz bırakılabileceğini acı bir biçimde bize göstermiştir. Bize bu muameleyi yapanları da ülkemizi buraya sürükleyenleri de affetmek epey vakit alacaktır.

Böyle bir olay hepimizi derinden yaralamıştır.

Hangi siyasi cenahtan olursak olalım Türkiye Cumhuriyeti’nin iki temsilcisinin böyle bir muameleye maruz kaldığına tanık olmak çok utanç verici. Millet olarak bu acıyı ve üzüntüyü tek yürek halinde hissetiğimiz konusunda da inanın hiç bir şüphem yok.

Lakin bakanlarımızın da hukuken sağlam temeli olmayan bir konuda ve istenmediği bir ülkede yer tutma konusunda ısrar etmesini de inanın anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu olay referandum olayı değildir. Bu olay bir genel seçim yarışı değildir. Bu olay bir meydan okumasıyla, hamaset söylemiyle çözülecek bir konu değildir.

Başka bir ülkenin bakanı ülkemize gelerek ister seçim ister referandum olsun kendi iç siyasetiyle ilgili bir miting ya da toplantı düzenleyebiliyor mu?

Hayır…

O zaman bu ısrar niye?

Hollanda Başbakanı, cumartesi günü sekiz kez Başbakan Binali Yıldırım’ı aradığını ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile birlikte Hollanda’ya iniş izni iptal edilen Bakan Kaya’nın istenmediğini söylediğini açıkladı. Yani bu durumda Bakan Kaya’nın diplomatik dokunulmazlığı olmayacaktı. Buna rağmen Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın Rotterdam’a gitmesinde neden ısrar edildi?

Anlaşılması, anlatılması ve kabullenmesi çok zor bir durumla karşı karşıyayız.

Kanuna göre, yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz. Madem yabancı bir ülkenin topraklarında yapılması arzulanan böyle bir ihtiyaç var. Neden bunun hukuki altyapısı sağlanmaz?

Neden bazı anlaşmalarla hukuki zemine çekilmez?

Tüm bunları sağlayıp, hukuk temelinde sağlam bir duruşla neden gidip konuşmayı denemeyiz?

Anlaşılır gibi değil…

Buradan bir mağduriyet üreterek bunu bir siyasi malzeme yapmak kabul edilebilir değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kez bir bakan sınır dışı edilmiştir, bir bakanının uçağının inmesine izin verilmemiştir

Bu Türkiye’nin nasıl korkunç bir manzara içine girmekte olduğunu göstermektedir.

Ülke olarak böyle bir noktaya getirilmemiz çok acı bir durumdur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Reklamı Geç