Reklamı Geç
Bomba…
Benal AKMAN

Benal AKMAN

Bomba…

05 Temmuz 2013 - 00:00

“Yeterince uzun beklemelerin sonunda, azmet hatun ve istikrar biraderin duruma el koymasından hemen sonra bombalar patlatıldıysa, gemi işte orada bekliyor…”¶

Barınaklar var mıydı şu dünyada bilemediler. Sığındıklarını sandıkları nice kovuklardan başlarını çıkardılar dışarıya. Güvensizliğin yorgunluğu kara bulutlarla hep özdeşti. Ve ülke yalan söylüyordu.

Sürüler halinde insanlar kısıtlı imkanların, zor badirelerin arapsaçı oluşmuşluğunda ne bir adım ileri, ne bir adım geri yerinde durmuşluklarla, ritmik zig zaglarla, bir köşeden öbür köşeye klişe verevli savrulmalarla yaşama eylemini gerçekleştiriyorlardı sadece. Tıpkı bir koşu bandında koşturur gibi hep aynı yerde, yeniden…

Bazı insanlar o ülkede mutsuzluğunu inkara kalkışır dururlar. Yeni bir reformun şecaatine kalkışılacağına, sabit koşu bandı orada duruyordur nasıl olsa… Bilerek yorar şu insanlar kendilerini...

Oysa her insanın durağan bir temeli vardır. Köktür bu, ezelden beri yerleşiktir kendiliğinden. İnşaya davranmanın harekatında büyütülür, yükseltilir bina yavaş yavaş. Oluşuma gelmiş bina ki çoğu istemsiz haricilerin katkısıyla şekilsiz şemalsiz, yamuk, bir o kadar da anlamsız çıkıntılarıyla düzensel fillemenin sanrılarına çağırır. Biçimleme mücadelesi hiç bitmemecesine başlar. Nitekim demir parmaklıkları olmayan hapishanenin ta kendisidir içinde yaşadığın. En büyük lüks dışarıya açılan pencerelerdir. Bir tek buradan özgürlük kokusu duyumsanır.

Her birey kendi başına dış etkenlerin tesiriyle ya da böyle gelmiş böyle gidiyor tekdüzeliğiyle oluşan o muazzam görünüm oysaki sanattan yoksun yığıntılara ayrı ayrı sahiptir. Bir de bunları çevreleyen, içinde tüm irili ufaklıları dahil eden en büyük yapıt daha vardır. Tam bir hapishane demeye dilinin varmadığı bu uyumsuz dünya karmadan, abesliğe ve kaosa doğru köprüler kurar. Kendi içlerinde sınıflandırmalarla barıştan uzakta, kardeşlik yoksunu, paylaşımsız, hırs imparatorları, açgözlüler bir tarafta, başını öne eğen, özüne sırtını dönen, yenilginin pes noktasındaki insanlar diğer taraftadır.

Reform gerekliyse, çekeceksin pimini, patlatacaksın o bombayı! Senin savaşın en başta kendinle! Patlama sesi ürkütecek, kalbin yerinden fırlayacak belki ama sen koşturacaksın hızlıca… Koşturdukça alevlerden, sıcaktan, dumandan, gürültüden, karmadan, kaostan kaçacaksın. Koştukça her aşılan mesafede bir damla beyaz eklenecek koyu renklere… En beyaza gelene dek koşacaksın… O an anlayacaksın artık koşu bandında olmadığını, ileriye koştuğunu… Elbet durduğunda göreceksin uzaklaşmış geçmişi, aslında yakın tarihi… Her şeye rağmen mi? Evet her şeye rağmen!

Özgürlük kuşun kanadında mı saklı, dolunayın hemen arkasında mı? Yoksa çok yakınımızda mı duruyor? Esaretin bedeli isimli filmde beni en çok ağlatan sahne şuydu…

Mahkum odanın kapısını kilitler, müziğin sesini son ses açar ve tüm hapishane mahkumlarının dinlemesini sağlar. Operanın büyüsü halindeki mahkum, umursamaz gardiyanın kapıyı yumruklamasına…  

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Reklamı Geç