İroniler ülkesi
Çağıl Fenike

Çağıl Fenike

İroniler ülkesi

04 Ekim 2014 - 00:00

“Anneannem öldüğünde 17 yaşındaydım. Uzun zaman kabullenemedim ölümünü. Her gün okul çıkışında mezarına gidip konuşuyordum. Yine bir gün anneanneme gittim hal hatır sormaya. Mezarlığın önündeki çiçekçilerden çiçek seçiyorum. O sırada bir cenaze arabası yaklaştı mezarlığa. Anneanneme yeni arkadaş gelmiş... Tabut indi arabadan. Bir kalabalık tabutun arkasından... Mezarlığa girdiler son ve ebedi yerine gömmek için cansız bedeni; Çıkardılar tabuttan. Ben de uzaktan izliyorum. Derken bir tinerci geçiyor mezarlığın önünden. Üstü başı pislik içinde, çöp toplama çuvalı elinde, çöpleri deşiyor. Cenazeyi görüyor. Durup bakıyor. Çöp toplama çuvalını, çöpün yanına bırakıyor. Açıyor kirli ellerini, temiz yüreğini Tanrı'ya. Dua ediyor, duası bitince ellerini yüzüne sürüyor, alıyor çöp torbasını işinin başına. Öte yandan kıblesi ABD, imanı para, mezhebi ayrımcılık olan tüm siyasetçiler Cuma namazlarında flaşlara poz veriyorlar din kisvesi altında…” Bu yazıyı dindar nesil, tinerci nesil tartışmaları yapılırken yazmıştım… Aylar geçti türban ortaokula girdi, zorunlu din dersi eğitimi tartışılıyor. Kafalar karışık. Muhafazakârlar tedbirli, modernler endişeli. Yalnız, Kurban Bayramı’nın Dünya Hayvanları Koruma Günü’ne denk gelişi kadar ironik durumlar var ortada!

Koca koca adamların Gezi’ye kendi kararıyla gittiğine inanmayanlar, 13 yaşındaki çocuğun kendi kararıyla türban taktığına inanabiliyor… Öte yandan, modern aileler çocuklarını modern, seküler şekilde yetiştirmeye özgürlük deyip başlarını açarken, muhafazakâr ailelerin çocuklarını dindar yetiştirip, başlarını kapatmaları baskı olarak görülüyor…

Orta öğretimdeki kızın başörtüsü takma özgürlüğü değil orta öğretimdeki kıza, babasının başörtüsü geçirme özgürlüğü de sen ona. Madalyonun öbür ucuna bakacak olursan da, kendi haline bıraksan belki din örf ve adetlerine göre yaşamak isteyen, kapanacak bir kızı modernlik adı altında aç… İkisine de özgürlük de! Yersen… Ama özgürlük bu değil.

Dindar ailenin çocuğu “ben başımı açmak istiyorum” dediğinde aile ne şiddetle karşı çıkacaksa, Seküler ailenin çocuğu da “ben başımı örtmek istiyorum” dediğinde aynı şiddetle karşı çıkacak aile. Farkında mısınız? Yani reşit olmamış bir çocuğun ailesinin kopyası olarak yetiştirilmesi toplum sorunumuzdur. Aile muhafazakâr da olsa seküler de olsa durum budur… Toplumun her kesiminde çocuğu, kendi kopyası gibi yetiştirme baskısı söz konusudur. Öte yandan; türbanın ortaokula girmesine en çok, bir dönem ikna odaları kurup başörtülü kızları başlarını açmaları konusunda telkine çalışanlar bozuldu! Dün şapka takmayanlara baskı yapanlar, idam ettirenler, bugün başörtüsü yasağını kaldırmayı özgürlüğe müdahale gördü, ortaokula girmesiyle de şeriata ruhsal olarak hazırladı kendini. Hoş, balet ve balerinlerin tayt giymesini yasaklayıp, ortaokulda başörtüsünü serbest bırakırken, piercing ve dövme için reşitlik koşarsan bu iş nereye gidiyor diye de düşünür endişeli modernler… Çünkü bir sonraki aşamada okullarda takılacak başörtülerinin bağlanma şekillerinin yönetmelikte belirtilmeyeceğini kimse garantileyemez! İzmir’den biraz çıkın, ortaokulda erkeklerle yan yana oturacak diye belli bir yaştan sonra okula gönderilmeyen kızlarımız var. Derste asla karşı cinsiyle oturmayan, daha ortaokulda karma sistemin içinde kendi küçük haremlik selamlık kültürünü kurup okuyanlar var. Din eğitiminden önce veya muhafazakârlara yapılan başını aç telkininden önce ‘aileleri’ eğitecektiniz… İki tarafta en kolayı, beyin yıkamayı seçti geçmiş ola… “Din dersi almayan adam öldürür bu yüzden din eğitimi şart” üzerinden siyaset yapanlara da Uğur Mumcu’nun oğlundan cevap geldi; “Babamın katillerinin imam hatip mezunu olduğunu hatırlatırım”. Din dersinden önce ahlak dersinin zorunluluğu gerekli bize. Türban takmaya özgürlük deyip, piercing, dövme için reşitlik aranırsa, tayt yasaklanırsa, bu özgürlük anlayışı pek dürüst olmayabilir. Mevzu bahis gerçekten özgürlükse, mevzu akıllı ve tutarlı prensipler üzerine kurulmalı. Ama bir filozofa göre dünya akılsız prensipler üzerine kurulmuştur. Ve tabii ki siyasette öyle. Ve yine aynı filozofa göre: “Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz”. Ve tabii ki siyasete de…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar