Öğrenci Projesi…
Ertuğrul AKSOYDAN

Ertuğrul AKSOYDAN

Öğrenci Projesi…

23 Aralık 2015 - 00:00

Üniversite son sınıfta İzmir’i çalışmıştık proje olarak. Ankara’dan otobüslere doluşarak düşmüştük yollara sınıfça. Başımızda rahmetli hocamız Raci Bademli de vardı.

Anımsadığım kadarıyla, benim projemde İnciraltı sahilinden karşı kıyıya bir köprü, İzmir’den Çeşme’ye de raylı sistem önerisi vardı! O yıllarda Çeşme Otoyolu yokmuş demek ki… Öğrencilik işte… Fikir mi, fikir. Hey gidi günler…

Şehir Plancıları yıllardır, bıkmadan, usanmadan, toplu taşım ve raylı sistem önerir ulaşım şekli olarak. Çünkü biliriz ki, karayolu konusunda yapılacak her türlü yatırım hem ulaşım sorununu çözmez, sadece birkaç yıl geciktirir hem de petrolde dışa bağımlı yoksul bir ülkede özel otomobil sahipliğini teşvik edici yatırımlar bilimsellikle bağdaşmaz. Çevresel etkilerini saymıyorum bile.

Maalesef ülkemizde planlama bilimsel bir çalışma değil, bir güç işidir. Eğer yatırımınız yeterince büyükse, fikri ortaya atar, medyada yandaşlar edinir, kimi sivil toplum kuruluşlarından destek bile bulursunuz. Örneğin Plancılar Odası'na görüş sormak yerine, Şoförler Odası'na sorarsınız!

Bunun illaki bir kamusal yatırım olması da gerekmiyor üstelik. Yeterince büyük olan bir özel teşebbüs yatırımı konusunda da “Orada kaç kişi ekmek yiyecek biliyor musun?” demagojisiyle alan oluşturmak olanaklıdır.

Bu konuda artık klasikleşmiş bir yöntem de “İstemezükçü Odalar” argümanını kullanmaktır!

Aslında bu neye benziyor biliyor musunuz? Açıklamaya çalışayım: Hükümet, İzmir’de veremle savaşmak için katrilyonluk bir bütçe ayırıyor. İzmir Tabip Odası da diyor ki “Efendim kentimizde verem vakaları olduğu doğrudur. Ancak, veremden daha öncelikli savaşılması gereken hastalıklarımız var. Ayrıca bu kampanyanın sonucunda kimi yan etkiler de ortaya çıkabilir. Keşke hangi hastalıkla mücadele edileceği konusunda daha önce oturup konuşsaydık.”

Hükümet ne yapıyor bu durumda? Veterinerler Odası benzeri, konuyla doğrudan bir ilgisi olmayan odalardan, STK’lardan destek aramaya başlıyor!

Körfez Tüp Geçidi projesine dönecek olursak, burada böyle bir proje elbette gerekli olabilir. Ama öncelikli midir? Karşılıklı kıyılardan kaç aracın her gün geçiş yaptığına dair çok basit bir inceleme dahi yapılmış mıdır bu proje ortaya atılırken?

Bu proje yerine, örneğin kent içinde raylı sistem ağlarını geliştirmek ya da yeni bölgelere metro ulaşımı sağlamak daha optimal olmaz mı?

Arıtmanın devreye girmesinden sonra, İzmir Körfezi'nin hızla temizlenmesi gündeme gelmişti. Ragıppaşa Dalyanı'nın dış körfezle iç körfez arasındaki sirkülasyonu engellediği, dolayısıyla körfezin hızla temizlenemediğine dair raporlar nedeniyle bu dalyan yıkılmıştı. Hatta Büyükşehir Belediye Meclisi Çevre Komisyonu olarak birkaç kez Zodyak botlarla dalyana gitmiş, bir yeniden yapılanma olup olmadığını yerinde incelemiştik. Peki, şimdi körfezin ortasında oluşacak bir ada, bu sirkülasyona engel olmayacak mı? Bunun çalışması yapıldı mı? ÇED raporları hazırlandı mı?

Foça’dan Çeşmeye, deniz üzerinden köprüyle de geçersiniz, Balçova Teleferik Dağını “Kışın gölge yapıyor” diye kaldırabilirsiniz de. Buradaki asıl konu, “bu proje öncelikli midir? Bu yoksul halkın parasını harcamaya değecek kadar elzem midir? Yoksa birilerine iş çıksın yeter.” türünden bir yaklaşım mı söz konusudur?

Daha dün haberlerde izlediğimiz kadarıyla, bu kontrolsüz, plansız büyüme nedeniyle, İstanbul’un hava kalitesi son on yılda %50 bozulmuş. İzmir’in bu konudaki durumunu ortaya koyan bir çalışma yapıldı mı peki?

Nerdee…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar