Çevre bilinci
Hülya DİNÇEL

Hülya DİNÇEL

Çevre bilinci

09 Ağustos 2018 - 10:38

Yaşadığımız ortamı çevre olarak isimlendiriyoruz.

 “Çevre kelimesinin anlamına bir bakalım;

Çevreyi en basit anlamıyla canlı ve cansız varlıkların beraber bulundukları ortam olarak düşünebiliriz.

İnsanın  var oluşundan bu yana çevreyle  iletişim başlamıştır.

Çevreyi oluşturan, toprak, su, hava gibi ana unsurlardır.

Ayrıca  konuyu derinlemesine incelediğimizde ; bitkiler, hayvanlar, diğer canlılar da konunun içindedir.

En önemlisi de  biz insanları tamamlayıcılar olarak görebiliriz.

İnsanlar yaşamlarını sürdürmek için içinde bulundukları çevreden faydalanmak zorundadırlar.

Ancak  biz insanlar gerçekten çevreyi katletmede adeta birbirimizle yarışıyoruz.

Çevreyi kirletiyoruz!

Doğaya acımıyoruz.

Denizlerin , havanın canına okuyoruz.!

Aslında kendimize, geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize ihanet ediyoruz.

En basit noktadan başlarsak kişinin yere attığı sigara izmariti ya da bir ürünün ambalajı onun için bir sorun teşkil etmiyor;  ama doğada yıllarca yaşayarak doğaya zarar veriyor.

Bazı insanlar için bakıyorum da çöp kutusu bile bir şey ifade etmiyor.

En büyük sorun ise büyük çaplı sanayi tesislerinin ham madde tüketimlerinin sonucunda ortaya çıkan büyük çaplı kirlilikler.

Havaya, suya ve toprağa üretimleri ile paralel olarak büyük miktarlarda kirletici maddeler aktarıyorlar maalesef.

Suyumuz, havamız ve toprağımız oluşan kirlilikle karşı karşıya ve bundan dolayı ,kısaca bizler büyük bir yaşam tehlikesindeyiz.

İnsanoğlu doğanın  bize  cömertliği, sevgiyi ve saygıyı doğaya  göstermiyoruz.

Bilinçlenmek için çaba da harcamıyoruz.

Geri dönüşüm, geri kazanım ve yeniden kullanıma önem vermeliyiz (Doğada ki kaynakların daha az tüketilmesini sağlarız)

Enerji ve su dikkatli kullanmalı ve gerekirse tasarruf yapmaya dikkat etmeliyiz (Enerjide dışa bağımlıyız ve ayrıca su zengini değil neredeyse su fakiri bir ülke sayılabiliriz)

Plastik ve benzeri ürünleri kullanmaktan kaçınmalıyız (100 yıl kadar doğada kalabiliyorlar ve canlılara büyük zararları var)

Aşırı tüketimden kaçınmalıyız ve doğal malzemelerden yapılmış ürünleri tercih etmeliyiz (Doğal olanlar daha sağlıklı ve kullanım süresi dolduğunda tekrardan doğaya dönmesi daha kısa süre alıyor)

Ağaç dikmenin önemini kavramalı ve kavranmasını sağlamalıyız(Unutmayalım bir kişi yılda 7 ağaç tüketir. Bunu ve daha fazlasını yerine dikmemiz lazım)

Bir nevi geri dönüşüm olan kompostlaştırma ve solucan gübresi üretimi gibi süreçlerin ticari olarak ele alınmasının yanı sıra, evlerimize kadar girmesi de atıkları kaynağında çıktığı gibi yaşam döngüsü içine almamıza yardımcı olacaktır.

Sahip olduğumuz bilinci başkalarına da aşılamalıyız.

Ağaç yaşken eğilir sözünü bizlerde çocuklarımız için uygulamalı ve onları daha küçükken çevre bilincine sahip bireyler olarak yetiştirmeliyiz.

Annelerimize, babalarımıza ve öğretmenlerimize büyük görev düşüyor bu konuda.

Birey olarak, toplum olarak ulaşmamız gereken nokta sürdürülebilir bir yaşam, sürdürülebilir bir çevre olmalı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar