Özde değil sözde demokrasi
Reklam
Mehmet Çırıka

Mehmet Çırıka

Özde değil sözde demokrasi

06 Haziran 2018 - 13:01

Özde değil sözde demokrasi

Siyasi Parti ve ittifakların milletvekili adaylarının listesi Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilerek 
30 Mayıs 2018 tarihi itibariyle kesinleştirildi. Temsilde çoğulculuk ve katılımcılık ilkeleri açısından, parlamentolarda çeşitli meslek gurubu temsilcilerine  yer verilmesinin günümüz çağdaş çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez temel ilkeleri arasında yer almaktadır.
Listeler incelendiğinde hukukçu ağırlıklı olmak üzere çeşitli meslek guruplarının temsilcilerinin listelerde yer aldığı görülmektedir.
Kendi olanaklarımla yapmaya çalıştığım tespite göre, HDP ve Saadet Partisi listelerinde yer alan  iki sanatçı dışında,her nedense  seçime giren yedi partimizden beşinin milletvekili adayları arasında sanatçılara yer vermediklerini görmüş bulunuyorum.Şayet listelerde gözümden kaçan sanatçılarımız yer almış ise  ilgili partimizden/partilerimizden peşinen özür dilediğimi belirtmek isterim.
Yine listelerde kadın adayların sayısı erkek adayların çok gerisinde kaldığı gibi,demokrasinin 
vazgeçilmez unsuru siyasi partilerimiz yine siyasetin vazgeçilmezi kadınlarımızın büyük bir çoğunluğunu  seçilemeyecek sıralardan  yani laf olsun liste  dolsun cinsinden aday göstermişlerdir.
Aynı olumsuz durum genç adaylar  için de söz konusu olmuş,siyasetin gençleşmesi ve gençlerin siyasete katılmasını öngören ve listelerde gençlere yer verdikleriyle övünen partilerimizin aday listeleri incelendiğinde,en üst sırada yer alan gençlerin bile onuncu sırada yer aldıkları görülmüştür.
Bu şekilde partilerimiz seçilemeyecek sıralardan aday göstererek kanımca gençlerin siyasete olan inanç ve güvenlerini yıkmışlardır.
Bir başka dikkatimi çeken  konu da  ağır bir rahatsızlık geçiren Deniz Baykal’ın da Antalya birinci sıradan aday gösterilmesidir.
Ne zaman sağlığına kavuşarak normal yaşama  döneceği belirsiz olan temenni etmem ama ,sağlık durumu nedeniyle belki de (TBMM)Türkiye Büyük Millet Meclisi  çalışmalarına katılması çok zor olacak bir kişinin birinci sıradan milletvekili adayı gösterilmesinin o kişiye duyulan saygıdan değil, ahde vefa olarak ya da o kişinin isminin siyasi olarak kullanılması amacıyla listeye konulduğunu düşünmeden edemiyorum.
Oysa milletvekilliği ömür boyu yapılacak bir meslek değil bir uğraş alanıdır.Bu nedenle yaklaşık kırk yıldır milletvekili olarak TBMM de yer alan sayın Baykal’ın listeye alınmasının toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından da olumlu karşılanmadığını düşünüyorum.
Görevdeki Cumhurbaşkanı hariç özellikle iki aday seçildikleri taktirde yapacakları işler konusunda yaptıkları açıklama  ve yaptıkları vaatlerde  ya düştükleri çelişkili durumun farkına varmıyorlar ya da dil sürçmesi oluyor.Zira  iki adayımız  da seçildikleri taktirde biryandan Cumhurbaşkanlığı (Türk Tipi Başkanlık) sistemini kaldırarak demokratik parlamenter sisteme döneceklerini vaat ederken,diğer yandan şimdiki sistemdeki Cumhurbaşkanının yetkilerine göre birinci tekil şahıs olarak mesaj verip vaatte bulunuyorlar.
Birinci tekil şahıs “ben” olarak yapılan bu açıklama ve vaatler nedeniyle,bir kısım seçmen nezdinde  adaylarımızın gerçek niyetlerinin demokratik parlamenter sisteme dönmek olmadığı şeklinde bir algı oluşabilir endişesini taşımaktayım.
Dilerim kazanmaları halinde bu adaylarımız, demokratik parlamenter sisteme  dönme düşüncelerini seçildikten sonra da kararlılıkla sürdürürler.  
Dikkatimi çeken diğer bir konu  da, Cumhurbaşkanı adaylarının vaatte bulunurken  oluşacak Meclis yapısı konusunda endişe taşımamaları ve elde edecekleri çoğunlukla tüm proje ve vaatlerini Meclisten geçirebilecekleri görüntüsü vermeleridir.
Oysa adayların beklentilerini karşılayacak  böyle bir Meclis yapısının oluşması olasılığı çok da kolay görünmediği gibi,ülkemizin içinde bulunduğu ağır ekonomik ve siyasal koşullar nedeniyle, yapılan vaatlerin büyük bir çoğunluğunun yerine getirilmesinin kolaylıkla mümkün olmayacağı açıktır.
Seçimler konusunda dikkatinizi çekmek istediğim diğer ilginç olan  bir konu da,   siyasi parti genel başkanlarımızın görev vermeyecekleri parti üyelerini “metal yorgunluğu”  ya da “nöbet değişimi” gibi gerekçelerle  görevden uzaklaştırmaları yada aday göstermemeleridir.Genel başkanlar dışında her kes için öne sürülebilecek bu gerekçeler,nedense genel başkanları için geçerli olmamaktadır…
Her ne kadar siyasi partilerimizin genel başkanları kendilerini vazgeçilmez olarak görseler de,ülkemiz demokrasisinin gelişmesi ve çağdaş demokratik ülkeler düzeyine yükselebilmesi için, gerek siyasi partilerin tüm organlarında gerekse devlet yönetiminde seçimle gelinen tüm görevlerde, seçilenlerin görev sürelerinin belirli dönemlerle sınırlandırılması ve profesyonelleşmiş mevcut siyasi yapının artık sona erdirilmesi önem taşımaktadır.
Zira hiç kimse vazgeçilmez değildir. Aklıma gelmişken söyleyeyim, mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar