100 GÜNLÜK EĞİTİM HEDEFLERİ VE GELECEĞİMİZ
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

100 GÜNLÜK EĞİTİM HEDEFLERİ VE GELECEĞİMİZ

06 Ağustos 2018 - 11:22

 

 

Milli Eğitim Bakanlığı hükümetin her alanda uygulamaya koyduğu 100 günlük hedefini açıkladı. Milli Eğitim bakanı Sayın Ziya Selçuk tarafından ifade edilen üç yıllık stratejik plan birlikte değerlendirildiğinde stratejimizin ilk adımlarını açıklanan hedef taslağında görmemiz olasıdır. Bakanlığımızın 100 günlük hedefi bizlere hazırlanacak üç yıllık stratejik planımızın da ipuçlarını vermektedir.

100 günlük hedeflerinde eğitimin içeriği ile ilgili mesaj dikkate değerdir. " Okul öncesi eğitiminden üniversiteye kadar her aşamada öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin gelişimini izlemek ve yönlendirmek için yeni bir sistem kurulacak " başlığında anlam bulan ifade ile bir başka hedef olan " Eğitimin içeriği konusunda hassasiyetle durulacak " ifadesi birbirini teyit eden ve eğitime bakışın farklı bir perspektiften okunduğunun ilk mesajını vermektedir.

Esasında ilgi, yetenek ve becerilerinin geliştirilmesi, izlenmesi ve yönlendirilmesi bizlere Milli Eğitim Temel Kanunu'nun bir emri olmasına rağmen bugüne kadar bu konuda öğretmenlerimizin bireysel çabaları dışında konuya bütüncül bir yaklaşım geliştirilememiştir. Eğitim camiasının beklentisi de eğitim içeriklerinin hem uygulayıcı ve hem de öğrencilerimiz açısından geleceğimize dair atacağımız adımlarda ülkemizin vizyonuna yakışır nitelikte ve uygulanabilir düzeyde olması beklentisidir.

Eğitim içeriklerinin öğretmenlerimizle birlikte ve istişare edilerek ortaya konulması uygulanabilir ve sonuç odaklı bir çalışmayı da beraberinde getirecektir. Ülkemizin gerçekleri göz önünde bulundurularak çeşitli ülkelerin örnek alınmış eğitim içerikleri değil; kendimiz olabilmeyi başarabileceğimiz noktalara odaklanmamız gerekmektedir. Manevi ve kültürel yozlaşmaya karşı kendi kültürümüzü ön plana almamız geleceğimiz açısından elzemdir. Eğitim içeriklerinin çocuklarımızda tarih ilgisini uyandıracak nitelikte olmasına azami ihtimam göstermeliyiz.

Öğretmenlerin mesleki ehliyetini ve liyakatini güçlendirmek için yüksek lisans oranı artırılması olumlu bir uygulamadır. Öğretmenlerimizin daha önceki dönemde mesleki ehliyet, liyakat ve niteliklerini artırmanın yolu olarak seçilen performans değerlendirme sistemi gibi ucube bir uygulamadan vazgeçilmesi ve bilimsel kıstaslar getirilmesi düşüncesi anlaşılabilir durumdur.

Eğitim yöneticiliğinde profesyonel sistem esasında geç kalmış bir uygulamanın hayata geçirilme düşüncesidir. Ancak profesyonel yönetici kavramı paydaşlar tarafından kabul edilebilir bir yapıda oluşturulmalıdır. Bu profesyonelliğin şekil şartları çok sağlıklı hazırlanmalıdır. Bakanlığın kucağında bulduğu ortaöğretim geçişlerinde yaşanan olumsuzlukların müsebbipleri tespit edilmelidir. Bu sonuca götüren bir sistemi ve geçmiş yıllarda eğitimdeki başarısızlığımız sorgulanmalıdır. Eğitim yöneticilerimizin bu konuda hak ve sorumluluklar noktasında yapıp-ettikleri doğru analiz edilmelidir. Sistem dışından tebeşir tozu yutmamış insanların sistem içerisinde eğitim yöneticisi olarak değerlendirilmesi gibi bir yanlışa düşülmemelidir. Getirilecek sistemde hak ve sorumluluk tanımları belirleyici olmalıdır. Objektif kriter taşımayan tanımlar yapılmamalıdır. Profesyonel yöneticiler Eğitim-Öğretim hizmetleri sınıfı dışında değerlendirilecekse getirilecek hizmet sınıfının alt yapısı buna göre hazırlanmalıdır. Başarı-başarısızlık tanımları objektif kriterlerle belirlenmelidir. 2014 benzeri bir gecede görevden alınan binlerce yöneticinin yaşadığı mağduriyet ve sonrasında eğitim camiasının yaşadıkları bu konuda dikkate şayan özellikler taşımaktadır. Bu konu dikkatle incelenmeli, planlamalar ileride bu türden uygulamalara sebebiyet verecek açıklar barındırmamalıdır. Eğitim geleceğimiz açısından çok ehemmiyetli bir dönüşüm olarak değerlendirilebilecek bu süreç mutlaka paydaşların görüşleri alınarak yapılmalıdır.

Mesleki eğitim ülkemizde maalesef istenilen düzeyde bir yapılanmaya bir türlü kavuşamamaktadır. Bu konuda sanayi bölgeleri ve üniversitelerle işbirliği önemlidir. Özel sektör, üniversite işbirliği ile mesleki eğitimin geleceğin aranılan ve ihtiyacımız olanı verecek konuma getirilmesi zaruri bir hal almıştır.

Ölçme ve değerlendirme konusunda sistemin sorunu uluslararası sıralamalardan çok daha farklı boyutlardadır. Özellikle üniversite sınavlarında sıfır çekenler konusunun doğru analizlerle sonuca götürecek yeniden yapılanma ile çözülmesi gerekmektedir.

100 günlük hedeflerin açıklanacak Stratejik Plan doğrultusunda geleceğimizi belirleyecek ölçekte paydaşların görüşleri doğrultusunda toplumun büyük çoğunluğunun ve özellikle de eğitim camiasının içselleştireceği bir vizyonu belirlemesi gerekmektedir.

Emperyalizmin şişman ağabeyinin özellikle son dönemdeki uygulamaları gerçek niyetlerini açıkça gösterirken geleceğimiz konusunda ekonomik göstergeler çerçevesinde alınacak tedbirlerin ötesinde stratejik alan olarak eğitim belirlenmeli ve gelecek programımız bu perspektiften ele alınmalıdır.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar