SEFERBERLİK
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

SEFERBERLİK

04 Ocak 2017 - 14:08

Ülkemizin yaşadığı 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşananlar ancak 1919 ruhu ile bertaraf edebileceğimiz noktalara gelmiştir. İç ve dış düşmanlarımızın her türlü manevrasına karşılık bütün cephelerde birlik ve beraberlik ruhu oluşturma mecburiyetimiz açıktır. Bu ruhun oluşması için bugünlerde kısır çekişmelerimizi bir kenara bırakma zorunluluğumuz bir gerçektir.

            Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu seferberlik konuşmasında “Terör örgütlerine karşı, milletimizle birlikte, bir milli seferberlik ruhu içerisinde hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğiz. Gün farklılıklar üzerinden kısır çekişmelerle enerjimizi heba etme, kavga etme değil, 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' ilkeleri çerçevesinde bir olma, beraber olma, kardeş olma, hep birlikte Türkiye olma günüdür.” Anlayışını ülke olarak doğru okumamız ve birlik ve beraberlik konusunda el ele vermek durumundayız.

            Elbette ülkemizin neo-liberal politikalarla geldiği bugünleri görmezden gelmemiz, yok saymamız beklenmemelidir. Daha düne kadar hafızalarımızda tazeliğini koruyan Avrupa seviciliğimiz birden bire Avrupa karşıtlığına neden dönmüştür? Doğru okumak, analizlerimizi sağlıklı veriler üzerine oturtmak zorundayız.

            Küreselleşmeye, İslâm’a hâşâ yeniden ayar çekmeye çalışanlara alet olarak ılımlı modelini geliştirme çabaları yok farz edilemez.

            Geldiğimiz nokta doğru anlaşılamadan gideceğimiz yeri kestirmemiz mümkün değildir. Dünyada eşi benzeri olmayan bir İstiklâl mücadelesinden gelmiş bir ülkenin verilerine bakmak esasında bizi çok ileri noktalara taşıyacak iken çıkış yolunu dışarılarda aramak olabilir mi geldiğimiz nokta?

            O yıllarda ülkenin içerisinde bulunduğu durum ele alındığında 17 Şubat 1923 tarihinde toplanan İzmir İktisat Kongresi ve orada alınan kararlar acaba bizlere geleceğe dair bir ışık tutar mıydı? Diye sormak gerekmez mi?

            Orada alınan kararları okuduğumuzda nerelerde yanlış yaptığımız açıktır. Yabancı tekellerden uzak durmak, sanayinin teşvik edilmesi, Milli Banka, özel teşebbüsün kuramayacağı işletmelerin devlet eliyle kurulması gibi okunması ve uygulanması bugünler için de geçerli kararları görmemiz mümkündür.

            Peki, biz bugüne kadar ne yaptık? Yabancı bankaların yurdumuzda faaliyetleri için önlerini açtık, mümkün olduğunca ağır sanayiden kaçındık, yabancıların tekelleşmesinin önünü açmakla kalmadık Telekomünikasyon gibi bir alanda faaliyet gösteren kuruluşumuzu dahi yabancı tekellere emanet ettik. Eğitimi kimlere teslim ettik?

            Evet, milli birlik ve beraberlik ruhuna sonuna kadar EVET;

            Evet, kısır çekişmelerden uzak durmaya sonuna kadar EVET;

            Evet, hep birlikte Türkiye olmaya sonuna kadar EVET;

            Ancak şu durumda dahi sadece kendisi için beklentisi olanların menfaat odaklarının etrafında dolanarak ne kaparım anlayışına dur demek ve birlik ve beraberlik ruhunun oluşmasına vuracakları baltayı ellerinden alarak kafalarına indirmek de sanırım sizlerin ödevi olmak durumundadır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar