Kolektif bilinç…
Nur YILMAZ

Nur YILMAZ

Kolektif bilinç…

01 Ekim 2017 - 10:07

 

“Bu birlik dünyaya ait” diyerek bencillik değil kolektif bilinç ile daha fazla gelişebilir ve bilincimize sıçrama yaptırabiliriz.

“Bu birlik dünyaya ait” diyerek kendimize ve çevremize saygıyı arttırabiliriz.

“Bu birlik dünyaya ait” diyerek sahiplenme duygusu yüzünden yaşanan tüm olumsuzlukları bitirebiliriz.

“Bu birlik dünyaya ait” diyerek nefreti öldürebiliriz.

*

 

Zor mu? Zor.

Yapılabilir mi?

Tabii ki. Ancak çaba gerek, azim gerek, ,istek gerek ve en önemlisi birleşmek gerek.

Kolektif bilincin en ana teması birleşmektir.

Şu anda ki dünya bilinci maalesef bu bilince en ters köşede, ancak çöküşler ardından güneş de doğabilir.

Kim bilir? Bunun inancını taşımak gerek.

 

*

 

Öncelikle kapitalizmin kirliliğinden, kirli ilişkilerinden uzaklaşmak amacımız olmalı. Gerisi gelecektir.

Kapitalizmin ilişkilerinin dışında yaşayabildiğimiz taktir de, insanla birlikte, insan için olan her şeyi üretebilir ve paylaşabiliriz.

Bu düşünce hayata geçtiği zaman işleyiş kendiliğinden oluşacaktır.

İşleyişe dair tüm kararların ortak olarak alındığını ve kavganın olmadığını düşündüğümde dünyaya ait hissediyorum kendimi.

Tam tersi durum sanki bu dünyanın bir virüsü gibiyiz gibi hissettiriyor bana. Sömüren, bitiren, hasta eden virüs.

 

*

Dil, din, ırk, mezhep ayrımı yapmayan dünyada ki bütün insanları insan olduğu için kucaklayanlar olabilecek miyiz?

Ayrım olmadan seven, onlarla birlikte üreten olabilecek miyiz?

Gerçek paylaşımı yaşayan, amaçlayan insana ve doğaya âşık bireyler olabilecek miyiz?

Bu düşlediğim şu an için bir başka dünya biliyorum.

Ancak hayallerim belki bir gün bir yerlerde hayat bulacak.

Ve biz insanlık yeteri kadar üretip, yeteri kadar tüketeceğiz.

Eko-sistemi bozmadan yaşayıp, doğa, ekoloji, yeryüzü ile mutlu, barışık yaşayacağız.

Belki bir gün…

*

Dünya da birçok örnekleri oluşmaya başladı kolektif bilincin. Ülkemizde de az çok var artık.

Bu bizden olan.

Bizim özümüz.

Bu özleri görmek umutlarımızı daha da yeşertiyor açıkçası.

*

Bu oluşum, bir girişim, bir yaşam.

Aslında bir örnek.

İzmir’in Bayındır ilçesinde doğayla barışık bir köy var.

Sanatçı, kirliliğe karşı…

İsrafa karşı…

Sömürüye karşı…

*

‘Yeryüzü Ekolojik Yaşam Köyü’ doğal bir yaşamı inşa eder iken, aynı zamanda “Yeryüzü hepimizindir” sloganı ile bizi doğanın kurtarıcılığı rolüne alıştırıyor.

Yaşam ihtiyaçlarını doğal yollardan karşılamak şu dönemde zor görünse de yapılabilir. Bu köyde halk güneş ve küçük rüzgâr türbinleri ile kendi elektriklerini üretebiliyor, su ihtiyacını ise kaynak suyundan karşılayabiliyor. Damla yöntemi ile tarım alanlarını sulayabiliyor.

Ortak Yaşam Alanı’nda doğa gönüllüleri bir araya gelebiliyor ve taş evler imece ile inşa edilebiliyor.

*

Ayrıca köyde sanat için ayrılmış bir alan da bulunuyor: ‘Deliler Kahvesi’.

Burada herkes istediği sanat alanında çalışıp, onu doğada paylaşabiliyor.

Hiçbir kimyasal ilaç ve gübre kullanılmıyor. Doğal hayvan gübresi tercih ediliyor. Ürünlerde ki hastalıklar ise sirke ve sabundan yapılan doğal bir karışım ile gideriliyor.

İşte bizim olan…

Biz dedirten…

*

Bu şu demek; Kolektif bilinç.

Birleşir isek her şey olabilir.

Umut her an, her zaman, her daim var…

Yılmayın!

 

 

Dip notlar;

 

İmece…

Karadeniz bölgesinde özellikle Rize taraflarında ekilebilecek alanlar çok azdır. Olan arazi de dik ve yamaçtır. Kışın yağan yağmur toprağı kaydırır ve baharda o güzelim kadınlar, nineler, analar sepetlerle sırtlarında yamaca taşırlarmış. Mısır, fasulye, karalahana ekip biçmek için. Mısır dayanıksızdır fırtınaya. Gerçi ekilebilse de mısır zaten ülkede bitirildi. Karadeniz de mi kalacak?

Geçtik mısırı. Yöre insanımızın umudu hep var ama.

Yokluk yılları denen zamanlarda o bölge de en çok ne yaygınmış bilir misiniz?

İmece…

Rize’nin köylerinde okullar hep imece ile yapılmış.

Sonra yenileme ise devletten.

Manyetolu telefon kurmuşlardır.

Sırtınızda toprak taşıyarak bahçe yapmışlar.

Bahçelerde en zor şartlarda çalışan analar geceleri mısır kabuklarından örgü yapıp ihtiyaçlarını gidermişler.

Hatta köylülerin birleşerek kendi imkânları ile bir köyde bir trafo kurdukları bile olmuş.

Bu bilinçtir. Kolektif çalışmadır. Birliktir.

Yeşildir Karadeniz çünkü ağaç dikmek çok sevilir.

İnşallah o güzelim yeşil ‘Karadeniz’imiz imara açılmaz da ciğerimiz olarak kalır.

Bir de, orman ve yeşilliği olmayan birçok beldemiz var ülkemizde

Demek ki imece nedir bilmeyen yöreler buralar.

Ancak hep birlikte yaşanabilir bir ülke kurmak hayal değil.

 

Bizim kadınlarımız…

 

Erkekler batırdı, kadınlar başardı…

Yine bizim, yine bizden.

İzmir’in Bayındır ilçesinde erkekler tarafından kurulan 12 kooperatif kapısına kilit vururken, 7 kadınla kurulan “Doğal Ürünler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” ise ayakta.

Ve 97 ortağı var. Ve kadın.

Önce 7 kadındı, şimdi 97.

Tarlada çalışan kadın, evde çalışan kadın.

Eriştesi, salçası, sebzesi, zeytinyağı, reçeli, balı gibi tüm tarımsal organik ürünlerin yanı sıra havlu, iğne oyası gibi el işi ürünleri ile de çalışan kadın.

Arıcılık yapan 117 kadın…

‘Doğayla barışık üretim’ yapan kadın…

Bayındır’da, emekleri ve mücadelelerini birleştiren kadın…

Doğayı yok etmeden doğayla barışık bir üretim, yaşam, birliktelik mümkün.

Bilin ki, kadınlar her zaman üretendir, emekçidir.

Doğamızın da kurtuluşu ellerinizde.

 

Fıkra;

Çocuk bakkala yumurta almaya gitmiş ve bakkal çocuğa küçük yumurtalardan vermiş. Çocuk demiş ki:

-Neden hep küçük yumurtalardan veriyorsun?

- Taşıması kolay olur da ondan.

Çocuk eksik para verip küçük yumurtaları alarak bakkaldan çıkmış. Bakkal arkasından bağırmış:

-Eksik para verdin!

Çocuk kahkaha atarak demiş ki:

- Sayması kolay olur da ondan.

 

Günün sözü;

İyi günlere inanıyorsan, üstelik hava da güzelse, yaşamak güzel şey, çok güzel şey doğrusu… Melih Cevdet Anday

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar