Reklamı Geç
Nasılız?
Nur YILMAZ

Nur YILMAZ

Nasılız?

18 Aralık 2016 - 11:01

İyi miyiz?

Nasılız?

Keyfimiz nasıl?

Bir bakın çevrenize.

Göz gezdirin. İyi izleyin.

Ben bir baktım ki çevreme. İnanamadım.

Sanki kendi kanımızdan, canımızdan olanlar bile bir tuhaflaştı artık.

Bambaşka bir ortamdalar.

Sanki burası ülkemiz değil, bambaşka bir yerde oturuyoruz.

*

Türkiye'de önemli bir hareketlenme var artık. Lütfen bunu görün, göz ardı etmeyin.

Nasılız? Memnun muyuz?

Tabii ki değiliz.Toplumun büyük çoğunluğu olarak gelişmelerden memnun değiliz ne yazık ki.

Tabii ki bitkiniz.

Huzursuzuz.

Güvensiziz.

Ve terör ile kuşatılmışız.

*

Artık iyi değiliz.

Sakin değiliz.

Öfkeli olduk, çığrımızdan çıktık.

Ayrımlaştırıldık, ötekileştirildik birden.

Fark edilmekten uzak durduk.

Hesap peşinde koşan, nefreti özümseyen millet olduk.

*

Sosyal farkındalık arttı belki ama din, dil, farklılıklar ayrımı da arttı.

Kurumlar, düzen artık hepsi bir tuhaf ve tutarsız oldu.

Millet olarak korku içinde her gün bir yerlerde bir bomba patlayacak diye endişe eder olduk.

Endişe tohumlarını bilerek içimize ekmelerine müsaade etmeyelim.

İşte bu nedenle artık “bizi duyun!”

Kaos istemeyenleri duyun! Diyoruz.

*

Hangi çocuğumuza geleceği bu şekilde bırakmak vicdanımıza sığar.

Biz göremediğimiz geleceğimizi bu şekilde yok etmek ister miyiz hiç?

Kısaca biz bu şekilde karambole yaşamak istemiyoruz.

Acı çeken millet ve acı ile yaşayan bir ülke olmak istemiyoruz.

Sokakta yürürken aniden ölüm ile yüzleşmek artık ağrımıza gidiyor.

*

Siyasiler artık bir an önce birleşin. Sürekli kavga ederek nasıl halledeceksiniz sorunlarımızı?

Meclisimizin içine sızan kavga dürtüsü ile toplum şekillenir mi?

Birleşmenizin zamanı gelmedi mi?

Siz birleşin ki, biz birleşelim.

Siz kavga ederseniz, biz etmez miyiz?

O partisi, bu partisi, Türk, Kürt, Musevi, Alevi, Ermeni, Rum, Laz, Süryani ile birarada yaşayan bir toplumuz biz. Bu çeşitlilik içinde barış ile büyümek yerine kaos ile geleceği yıkılan bir ülke olmak kim ister?

*

 

Savaş istemiyoruz artık o kadar.

Artık şehit görmek istemiyoruz.

Ölüm ile minik yavruların bulutlara babalarına el sallamalarını istemiyoruz.

Vefa Karakurdu’nun kızı o minik Duru, şehit olan babasının tabutu başında ağlayarak annesine ‘Babam neden onun içinde?’ diye sorduğunda kalpler ağlamadı mı?

O minik Duru babasının ölümünü sorgularken annesine, “Benim babam iyiydi,babam hiç bomba atmazdı ki” diye sorduğunda düğümlenmedik mi?

Ve Duru ve Duru gibiler hep sorguluyor. Ölen kim olursa olsun sorguluyor ve babalarının  onları gördüğünü düşünüp bulutlara el sallıyor.”

*

İşte bu nedenle birbirlerine silah çeken yetişkinler istemiyoruz. Gençlerimizin sokaklarda heba olmasını, kardeşliğimizi, yitirmek istemiyoruz.

Uygar olmak, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Kadın olduğumuz için tecavüze uğramak, öldürülmek istemiyoruz.

Artık korkuyu ret ediyoruz.

Özgürleşmek ile yeniden doğmak istiyoruz!

Savaş, ölüm istemiyoruz!

*

Yapmayın etmeyin.

Kimliklerinizi değiştirmeyin.

Evrenselliğimizi heba etmeyin.

Gönlünüzü kirletmeyin.

Lütfen hatırlayalım!

Biz halkız ve vicdanlıyız.

Ayrıştırılmaya kanmamalıyız.

Bizi duyun!

Dip notlar;

Depresyondayız...

Şu dönemde birçok insan, psikolojik rahatsızlık geçirmeye müsait.

Aslında ruh halimizin değişimi, negatif yüklü bir kişilik olmanız an meselesi.

Hayatı sevmeyen, nefret yüklü, bir kişilik olmanız an meselesi.Hatta olduk bile.

Duygusal cevaplarda şiddetlenme, yaşıyoruz. Kendimizi huzursuz hissetme, uyku düzensizlikleri ile verimde düşüş yaşıyoruz.

Kısaca bu terrör ve kaos illeti hepimizi depresyona itti. Peki neler yapabiliriz ki depresyondan uzak duralım?

Önce fiziksel önlemlerden bol sıvı almak ile işe başlayalım. Kafeinli içecekleri azaltalım.

Özellikle ıhlamur, papatya vb. gibi bitkisel çaylar tüketerek bedeni rahatlatalım.

Yürüyüş ve egzersiz yapmayı ihmal etmeyelim.

Ve ruhumuza gelelim...

İlk motivasyonumuzu yükseltelim ki pozitif düşünceler bize gelsin. Negatifi unutun, negatif yüklü insanlarla zaman geçirmeyin. Kalabalık ve karanlık ortamlardan kaçının ki kalbinize sıkıntı yaşatmayın. Terör korkudan beslenir. Korkuya ve eve hapsolmayın.
Ve sevgiyi daim hissedin.

Unutmayın ki ‘sevgi’ her şeyi değiştirir…

 

 

Bas-durdur…

İstanbul ve Eskişehir'in ardından İzmir'de de "Bas-durdur" hizmeti  başlıyor ki kadına pozitif ayrımcılık içeriyor.

Bu nedenle ilk defa bu şekilde düşünülmek hoşumuza gitti açıkçası.

Bu karar şu demek. Otobüsle yolculuk yapan kadınlar, saat 22.00’den sonra güzergah üzerinde istedikleri noktada inebilecek. Düğmeye basacak ve otobüs duracak. Tacizden korkan kadınların evlerine uzak duraklarda inmesi ve yürümesini engellemek güzel. Bir de ülkemizde kadınlara tam bir koruma sağlanabilse tazcizcilerden süper olacak. “Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.” der Mevlana...

Vazifeler kadına tam olarak yerine geldiğinde içimiz işte o zaman daha rahat olacak.

 

Soba ölümleri...

Kış geldi, poyraz esti, lodos esti, soba geri tepti derken yine Niğde'de fırtına nedeniyle karbonmonoksit gazından 14’ü çocuk 60 kişi geçtiğimiz günlerde zehirlendi.

Karbonmonoksit, bulunulan mekanın havasındaki oksijenin azlığı, kömürün, odunun ya da bir başka yakıtın, karbondioksit ve su buharına dönüşecek şekilde 'tam’ yanmamasından ortaya çıkar. Bu tehlikeli ‘Karbonmonoksit’ renksiz, kokusuz, tatsız ve zehirlidir.

Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, görme kaybı, güçsüzlük ve halsizlik, unutkanlık, bulantı kusma, göğüs ağrısı, bayılma, uyuşma yaşatır. İşte kış aylarında bilinçsiz soba yakılmasından kaynaklanan bu tür zehirlenmelerinin önüne geçmek için zamanında broşürler hazırlanmıştı. Sürekli kamu spotları da var, ancak hala bu nedenle ölümler de var. Lütfen dikkat diyoruz.

 

Sevgiyle kalın...

 

Fıkra;

Suna'nın başı ağrıyordu.

Doktor çağırdılar.

Doktor hap vererek dedi ki: 
- Bu hap şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin? 
Kolay yutmasına yutarım da, hap mideme girdikten sonra başıma giden yolu nereden bulacak?

 

Günün sözü;

'Sen cevapları ezberliyorsun ama hayat asla aynı soruyu tekrarlamaz.' Osho

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Reklamı Geç