Arayana, sorana, yazana geri dönme- cevap verme
Ömer Baybars TEK

Ömer Baybars TEK

Arayana, sorana, yazana geri dönme- cevap verme

05 Temmuz 2016 - 00:00

Eminim birçok kişi bu başlığı görür görmez hayatında sayısız kez “geri dönmeme” yada “cevap alamama” olayı yaşadığını anımsayacaktır. Ben “geri dönme” erdemini ilk kez 70’li yıllarda bir Amerikalı profesöre yazdığım bir mektuba üç ay sonra “gecikme için özürü” de içeren bir cevap aldığımda heyecanla öğrenmiştim. Sonraları kişisel hayatımda arayana, sorana ve yazana geri dönmeyi bir ödev bildim. Hattâ “kapımı çalan tanrı misafiridir” hiç olmazsa ona kapıyı açıp (cevap verip), ne istediğini öğrenip, yapabileceğim bir şey varsa yapmak, yapamayacağım bir şeyse de yapamayacağımı söyleyerek onu uğurlamayı adeta bir motto ya da kural haline getirdim. Anadolu’nun her tarafından öğrencilerden bana hocalarının verdiği ödevlerle ilgili hazır ödev (!) isteği gelir, hazır ödev isteyenler olur. Onlara hazır şablon cevabım “Ali, Ayşe ilgine teşekkür ederim. Konuyla ilgili internete ve elektronik kitaplığa bakmanı tavsiye eder, gözlerinden öper, başarılar dilerim” şeklindedir. Bu elektronik çağda birini olumsuz da olsa cevap vermekle kimsenin taş atıp kolunun yorulacağını sanmıyorum.

“Cevap verirlilik” ve “saydamlık” bugün çağdaş işletmelerin en önemli özelliklerindendir. Cevap verme, önemli bir “geribildirim” enstrümanıdır. Yüzyüze olmayan iletişimlerde  “duyarlılık” açısından da çok önemlidir. Her türlü ilişkide “güven” duymak çok önemlidir. Cevap verme de, saydamlık da “güven” için önemlidir. Bence bu ikisi işletme ya da ”iş etiği” denilen şeyin en önemli iki ölçütüdür. İnsanların çoğu “info”dan hoşlanmaz. Karşılarında e-posta attıkları, SMS gönderdikleri, Whatsapp mesajı vb gönderdikleri somut bir isim veya muhatap görmek isterler. Bu istek ve bu isteğe cevap vermek duyarlılık gerektiren insanî bir görevdir. Aynı zamanda görgü kuralı gereğidir. Kuşkusuz bu ismin de kendilerine en kısa zamanda müsbet menfi (artı-eksi) bir cevapla geri dönmelerini isterler. Bana göre yaşamın temel prensiplerinden biri, yaptıklarınızla ya da yapmadıklarınızla insanlara bir zarar vermemektir. “Geri dönmeme” insanlarda kuşkular, güvensizlikler ve düş kırıklıkları yarattığı gibi, başka türlü zararlar da doğurabilir. Birine bir mesaj, çiçek vs gönderdiğinizde de normal  bir teşekkür gelmesi sadece nezaket ile ilgili değil bir de gönderinizin yerine varıp varmadığının bir işaretidir. Onun için outlook’larda “okunmuştur” vb gibi ibareler söz konusudur. Ayrıca günlerce, haftalarca cevap bekleniyorsa, kişilerin plan, program yapmaları zorlaşır, alternatif denemeler açısından vakit kaybı olur. Bazı insanlarda “cevap alamama” daha başka duygusal sorunlara neden olabilir. Örneğin, iş müracaatları yapan mezun öğrencilere kısa zamanda makûl bir açıklamayla geri dönülmemesi genç insanlarda tahmin edilemeyecek derin üzüntüler ve değersizlik hisleri yaratabilir. Ne yazık ki birçok sektörde özellikle ülkemizde öğrencilerimizin en çok yakındıkları konulardan biri budur. “Cevap vermeme”nin çok değişik nedenleri söz konusu olabilir. Ama bana göre en başta gelen nedenlerden biri, kişilerin olumsuz bir cevap verme cesaretlerinin olmaması ve yüzleşmekten çekinmeleridir. Cevap vermeme ya kasdî, bilerek, isteyerek olabilir ya da kişinin  unutkanlığından dikkatsiz davranmasından veya gerçekten istediği gibi kapsamlı bir cevap verebilecek zamanı bulamamış olmasından kaynaklanabilir. Bugün SMS, tweet, facebook, LinkedIn, e-posta, sesli posta vs gibi çok değişik mesaj kaynakları olduğu ve birçok kişi de mobil aygıtlarında multi-task (bir işi yaparken başka bir işle uğraşmak) ile meşgul olduğu için gelen mesajların bazılarını kaçırabilir.

Kasdî “cevap vermeme”nin de çeşitli sebepleri söz konusu olabilir; kişiye değer vermemek, işine gelmediği için cevabı geciktirmek, atlatmak, zaman kazanmak, cevap verinceye kadar başka statejiler geliştirmek vb. Oysa, ne olursa olsun insanlara cevap vermek gerekir. Özellikle işlerle ilgili konularda “cevap vermek” daha da önemlidir. Cevabın niteliği ve işe yararlılığı konusuna hiç girmiyorum. Size yazan, telefon açan kişiye geri dönmemek, örneğin  o kişinin varsa kendi yöneticisi ya da patronu nezdinde zor duruma düşmesine de sebep olabilir. Üniversite öğretim elemanları da çeşitli bilimsel dergilere makale manuskriptleri gönderirler. Bunların iki yıl bile beklediği bilinmektedir. Bu iki yıllık “geri dönüşsüz” bekleme sürelerinde öğretim elemanın fikirlerini çalınmayacağını kim garanti edebilir.  ABD’de örneğin avukatların müvekkillerine zamanında geri dönmeleri mesleği kötüye kullanma, dolayısıyla bazen suç unsuru ve etik dışı olarak addedilmektedir. Sizin cevap vermeme nedeniniz “dünyayı kurtarmakla meşgul olmanızdan” kaynaklanıyor olabilir ama unutmayınki sizden cevap bekleyen de “dünyayı kurtamakla meşgul” biri olabilir. Özellikle de sekreteri olan kişilerin geri dönmemesini anlamak zordur. Doğruluk, erdem, ahlâk,vazife duygusu, bilgelik içeren yüksek hakikatlere götüren yol gibi değerler içeren Dharma felsefesi de insanların cevap verme, geri dönme ahlâkı konusunda yol gösterici olabilir. “Biz sizi sonra ararız” diyerek sonra da aramamak, bana göre en acımasız, en gayriahlakî ve vicdansız bir yaklaşımdır. Geri dönmeme ya da çok geç dönme konusunda yüzlerce bahane üretmek yerine samimî özür dilemek çok daha anlamlıdır.

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar