İzmir bir tarım şehri
Ömer DİNÇER

Ömer DİNÇER

İzmir bir tarım şehri

09 Ekim 2017 - 10:00 - Güncelleme: 09 Ekim 2017 - 10:44

İzmir bir tarım şehri

İzmir olarak, her ne kadar Avrupa'ya komşu, limanları ile sanayiye yakın bir coğrafyanın içerisinde yer alsak da reflekslerimizin ve dinamiklerimizin tarımdan yana tavır koyması, kıymetli Ege toprağının değerinin her geçen gün daha da artırmasına neden oluyor.

Süt kooperatifleri, çiçek seraları, arıcılık, hayvancılık, keçi yetiştiriciliği, süt ürünleri ve kooperatif mantığı hala bu topraklarda değer buluyor, insanların karnı hala bu topraklarda çiftçilik ile doyuyor.

Ne yazıktır ki son yıllarda ekilebilir topraklarının önemli bir bölümünü erezyona ve yapılaşmaya kurban veren Türkiye, tarımda beklenen adımları atmayı bir kenara koyun, mevcudunu da yitirir duruma geldi. Bir hayvancılık ve tarım ülkesi olan Türkiye'de limanlara yanaşan gemilerin içinde büyük baş hayvanlarla bu dönemde karşılaştık. Ve yine bu dönemde ithal ettiğimiz o hayvanlara vereceğimiz samanı da yurtdışından temin ettik.

Tarımda bir takım belirleyici durumlar zaman zaman teknolojiye, zaman zaman miras yoluyla bölünmeye, zaman zaman aşiret kavgalarına ve zaman zaman ise konut ihtiyacına, cehalete yenik düştü. Bölünme ve yok olma öylesine hızlı ilerledi ki günümüzde vahim tablo kendi yiyeceği ürünü yetiştiremeyen, kendi yiyeceği hayvanı besleyemeyen bir ülke konumuna getirdi bizi.

İşte bu noktada kötü gidişe kendi çapında dur diyen İzmir Büyükşehir Belediyesi çam sakızı çoban armağanı bir takım katkılarla, tarımı en azından stabil bir seviyede tutmayı başardı.

Yarımada, Gediz ve Bakırçay ovaları, Küçük Menderes bu dönemde ayağa kalktı.

Üreticilere bu dönemde küçükbaş hayvan dağıtıldı.

Bornova'da arıcılık ve misket üzümü bu dönemde geri döndü.

Buca, üzümünü bu dönemde hatırladı.

Ova yolları bu dönemde asfaltlandı.

Kesme çiçek, bu dönemde ünlendi.

Seferihisar ve Gümüldür mandalinası bu dönemde para etti.

Tire Süt, bu dönemde doğdu.

Türkiye'de süt krizi yaşanırken İzmir krizi bu dönemde teğet geçti.

Bol süt veren keçi ırklarına bu dönemde yatırım yapıldı.

Bayındır'ın çiçek kooperatifleri bu dönemde para kazandı.

Seralar jeotermal ile bu dönemde ısındı.

Bu dönemde et gerçekten et, süt gerçekten süt, peynir gerçekten peynir oldu.

Yiğidi öldür ama hakkını yeme. Bence İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir'e, Ege'ye ve hatta tüm ülkeye bir tarım ülkesi olduğumuzu hatırlatacak çok ama çok mühim yatırımların altına imza atmayı başardı. Bu bile başlı başına bir başarı öyküsüdür. Sanayide hakettiği noktaya gelemeyen, hiçbir zaman tam manasıyla bir turizm şehri olamayan, limanarındaki engelleri bir türlü aşamayan, ne kadar konuşulsa da hala bir üniversiteler kenti olamayan İzmir; Büyükşehir Belediyesi'nin öncülüğünde, ilçe belediyelerinin katkılarıyla bir tarım şehre olmaya aday. Ve belki de 100-150 yıl önce limanından Ege'nin zeytinyağını, incirini ve altın değerindeki tarım ürünlerini Avrupa'ya ihrac eden İzmir bugün de bu meziyetini yoktan varetmeyi başarabilecektir.

İşte o zaman bu başarı koca bir alkışı hak edecektir.

 

İyi haftalar...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar