Reklamı Geç
Atanmış amiri de eğitebiliriz!
Safiye ÖZTÜRK

Safiye ÖZTÜRK

Atanmış amiri de eğitebiliriz!

11 Aralık 2016 - 00:00

Bir diğer darbe türü: Amir darbesi hakkında idarenin (atanmış amirin) “Kanuna” aykırı iş ve işlemlerini, bu iş ve işlemlerin nasıl gerçekleştirildiğini sizlerle paylaşmaya devam edeceğimizi ihtiyatla belirtmek isteriz. Çünkü; henüz bitmedi. Biz bitmesine de imkan vermiyoruz. Ne zamana kadar? Tabii ki; bir dava türü olan “idari tespit davası” mevzuatımızda yer buluncaya kadar.

Bu da yeterli değil. Kaldı ki, daha evvel dünya devletleri içerisinde Kanun yapma kabiliyetimizin normal şartlar altında mükemmel olduğu üzerinde durmuştuk. Tamam “idari tespit davası” mevzuatımızda yer alsın alsında, atanmış amiri ne yapalım? Serbest bırakalım da kafasına göre idari olmayan iş ve işlemleri yapmaya devam mı etsin? Yargıya bir yük daha mı bindirelim, mahkemelerimizi iş yapamaz hale mi getirelim?

Hayır. Yapacağımız bir tek şey var; atanmış amiri eğitmek, ona “idari” bir iş ve işlemin nasıl yapıldığını öğretmek olmalıdır. İdareye amirlerimizi atama aşamasında bir seçim yaparken, bu seçim ilgili yasal mevzuat çerçevesinde yapılan bir yazılı sınav akabinde de kolay-zor-çok zor bir sözlü sınav ile “amir” unvanını hak etmiş olması yeterli olmamalıdır. Ayrıca, bu amir bir dizi eğitime tabi tutularak; önce amire bir iş ve işlemin hangi şartlar altında “idari” bir iş ve işlem olabileceği öğretilmelidir.

Bir atanmış amir için bundan daha önemli bir öğretim neredeyse yoktur. Buraya bir parantez açarak amir adayı olan kişi/kişilerde aranacak özellikleri buraya hiçbir şekilde dahil etmediğimizi de belirtmek istiyoruz. Çünkü, bu özelliklerin kritik görev ve yetkilerde farklı farklı açımlara doğru yöneldiğinin de farkındayız. Böyle de olmalıdır zaten!Acaba bu süreçte amire sadece “idari” iş ve işlemin nasıl yapıldığını öğretmek yeterli olacak mıdır? Kesinlikle hayır. Çünkü; öğretmek ile eğitmek arasında dağlar kadar fark vardır.

Türk Dil Kurumu öğretimi; “Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak” şeklinde, eğitimi; “Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak” şeklinde ifade etmektedir. Buna göre; öğretmek kişiye bilgi ve beceri kazandırmak eğitmek de kişinin önceden tespit edilmiş amaçlara göre gelişmesini sağlamak anlamına gelmektedir. Bu noktada; öğretmek eyleminin kişinin kazandığı bilgi ve beceriyi kullanabilme yetisine bağlı olduğunu eğitmek eyleminin ise, kişinin doğrudan gelişimine yönelik bir süreç olduğunu ifade etmemiz yerinde olacaktır.

Bu durumda atanmış amire sadece “idari” iş ve işlemin nasıl yapıldığını öğretmek ile geçici bir fayda sağlanacağı aşikardır. Çünkü; atanmış amirin kazandığı bilgi ve beceriyi kullanma yetisini ölçümleyebileceğimiz bir mekanizma yoktur. Ancak, atanmış amiri bir “idari” iş ve işlemin nasıl olduğu/olacağı hakkında eğitmek, kişinin doğrudan bu konuda gelişimine bir katkı sunacağından ve kişinin bu gelişimi ne kadar sağladığını veya sağlayamadığını ölçümleyebileceğiniz çeşitli mekanizmalar olduğundan, yapılacak tek iş eğitmektir.

Eğitmek; bizi olması gerekene ulaştıracaktır.

Eğitmek; geleceğimize yatırımdır.

Ne de güzel söylemiş Atalarımız: “Yarım Hekim Candan, Yarım Hoca Dinden Eder”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Reklamı Geç