Koskoca (!) Rektör amma …
Safiye ÖZTÜRK

Safiye ÖZTÜRK

Koskoca (!) Rektör amma …

15 Nisan 2017 - 21:29

İşte böyle. Haftalardır yaz, yaz, yaz sonu gelmedi koskoca (!) Rektör’ün kamu personeline yönelik yaptıklarının, söylediklerinin.  Biz bir zamanlar bu satırlar vasıtası ile belirtmiştik. 3M. Bu 3M var ya, bazı “adam görünümlü” adamları dinden de imandan da eder derdi Atalarımız, durur, bir düşünürdük. -Ha, bu arada bizim kimsenin dinine de, imanına da bir laf ettiğimiz yoktur, böyle biline.- Bu kadar da olmaz yahu, derdik. Lakin yıl oldu 2017, doğru laf etmiş meğer vakti zamanında Atalarımız. Ne büyük ızdıraptır, bilime gönül vermiş insanlar için. Ne büyük ayıptır, bu hoca’ya (?) bir harf öğreten hocaları için. Ne büyük acıdır, vatana ve millete hizmetkar olsun diye emziren, büyüten, okutan anası için.

3M’yi bilenler bilir. Makam, Mevki ve Menfaat.

Bu 3M var ya bu 3M, bazılarına çıktığı yeri, yürüdüğü yolu, geldiği makamı unutturur. Haşa, Tanrı kesiliverir bunlar. Bunlara göre onlardan başkaca da kimse yoktur dünyada. Varsa yoksa, makamları, mevkileri, menfaatleri…Aman yeter ki bu 3M’nin başına bir iş gelmesin, gerisi hikaye… Acı olanda, bunların kafalarına göre kullandıkları argümanlardır. Bu argümanları da sözüm ona bir mesaj vermek için kullanırlar. İsterler ki, mesajı alan kişinin bir farkındalığı olsun onlarla ilgili. Yani, ileride kurulacak ve/veya kurulmayacak bir ilişkinin enlem ve boylamı önceden belirlenir. Şartları masaya konur, sınırları da çizilir. Maazallah ne sahip olan ne de bu sahiplikten faydalanacak olan başına bir iş gelsin istemez. Sizlerinde bildiği gibi. Siz bir şey daha bilmek istediniz, haftalardır meraktasınız biz de bunu biliyoruz, Yahu, bu koskoca (!) Rektör’ün kim olduğunun bir önemi var mı? Bilseniz ne olacak ki?

Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma, vatandaşın biri işte! Kimse kim? Eeee, herkes kendini bizden de sizden de iyi bilir diyoruz lakin, bir bilse. Ehhh, aklı başına gelince bilecektir oda. Zaman, zaman, her bilinmezin ilacı olmuştur her zaman. Hem mesele kim olduğu da değil ki, nasıl olduğu. Bu gün bu koskoca (!) Rektör yarın öbür gün bir başkası. Burada mevzu olan kamu personelinin eğitim-öğretim hakkının gasp edilmesi, üstelik bu coğrafyada, bu çağda.

Bir o kadar garip olan da kullanılmış dediğimiz argümanlar. İçi eziliyor hala bizimkilerin açıkçası. Sen git; koskoca (!) Rektör ya, makam odanın girişine kapının kenarına kocaman “Osmanlı İmparatorluğu’nun Devlet Arması”nı as. Ne oldu, şimdi? Kapıya Arma’yı asınca Hak ve Adalet’in bekçisi mi oldun? Zalimin karşısında dimdik mi durdun? Vatanına ve milletine hizmetkar mı oldun? Bre melun! Koskoca (!) Rektör’sün, sen daha devletin makamına meramını anlatmak için gelen vatandaşı (kendi Üniversitenin öğrencisini) makam odana binbir torpil ile kabul ediyorsun. Bre melun! Koskoca (!) Rektör’sün, sen daha devletinin Anayasasına itaat etmezsin. Bre melun! Koskoca (!) Rektör’sün sen daha makam odana gelen vatandaşa (kendi Üniversitenin öğrencisine) nasıl ilaç olunacağını bilmezsin.           Bre melun! Koskoca (!) Rektör’sün sen daha makamına çıkmak isteyen vatandaşı (kendi Üniversitenin öğrencisini) “çok yoğunum, yoğunluk var” diye binbir badireden geçirirsin. Bre melun! Senin vatandaştan (kendi Üniversitenin öğrencisinden) daha öncelikli ve daha önemli başka ne işin olabilir? Makam odanın kapısına “Osmanlı İmparatorluğu’nun Devlet Arması”nı asmak senin ……?

Eyy, koskoca (!) Rektör, öyle makam odasının kapısına arma asmakla Atalarımızın devlet terbiyesine, devlete itaatine, devlete biat’ına, devlete saygısına, vatanına ve milletine hizmetkarlığı’na sahip olunmuyor. Atalarımız derler ya, senin daha çoooooooooook fırın ekmek yemen lazım, çok.

Ne yazık ki!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar