19.05.2020, 11:47

19 Mayıs Ramazan ve Kadir Gecesinin Bereketiyle Kutlanıyor

Bugün Türk ulusu olarak 19 Mayıs gençlik ve Spor Bayramını kutluyoruz.

Bugün Türk ulusu olarak 19 Mayıs gençlik ve Spor Bayramını kutluyoruz. 19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı, bilindiği gibi her yıl 19 Mayıs günü ülkemizde büyük bir coşku ilekutlanır. Sadece ülkemizde değil Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, bütün dünya devletlerinde faaliyet gösteren Konsolosluk ve Büyük elçiliklerimizde de kutlanır. 19 Mayıs Bayramı,Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kurtuluş Savaşı'nın başladığı tarih olarak kabul edilir. Tarihi bilgilerden anlıyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Bandırma gemisi ile yanında arkadaşları ile birlikte, bugün Samsuna ayak basmış ve arkadaşları ile birlikte, modern Türkiye’nin kurulması için Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştır. O bakımdan Türkiye Cumhuriyeti için,Türk Milleti için 19 Mayıs tarihi, önemlidir.

Bu akşam da Müslümanların en mübarek gecesi olan Kadir gecesinin kutlanacağı gecedir. Milli ve dini açıdan iki önemli olayın zuhur ettiği bir zamanda olmamız elbetteki Müslüman Türk Milleti olarak bizleri sevindirir. Bizleri, böyle iki mübarek olayın meydana geldiği zamana salimen ulaştıran C. Allah’a şükrediyoruz. Hamd ve senalarımız O’nadır.

Bu vesile ile Gazete Yenigün olarak ulusumuzun Zafer bayramlarını kutluyoruz. Allah’ın da ülkemizi ve milletimizi daima korumasını, kem gözlülere de fırsat vermemesini diliyoruz.

Bu Akşam İslamiyetin En Kutsal Gecesi Olan Kadir Gecesini Kutlayacağiz

Kadir gecesi her sene Ramazan ayının 26. gecesini 27. gecesine bağlayan gecede de kutlanıyor. O bakımdan bu sene Kadir gecesi, bu akşam kutlanacaktır. Ama aslında ne Kur'an-ı Kerim'de ne de Hadis-i Şeriflerde Ramazan ayının 27. gecesinde kutlanacaktır diye bir kayıt yoktur. Çünkü Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak belirtilmiş değildir.

İslâmiyet’in en kutsal gecesi olarak gördüğümüz Kadir gecesi, tabi ki Ramazan ayı için de olan bir gecedir. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi, Ramazan ayının hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu çok net bir şekilde belirtilmemiştir. Peygamberimiz, Kadir gecesinin, Ramazan ayının son 10 gününde olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirttiği için İslâm uleması Kadir Gecesini, Ramazan ayının 27. günü akşamında kutlanmasına karar vermiştir. O sebeple bütün İslam âleminde Kadir gecesi bu gece kutlanacaktır.

Allah'ın Kadir Gecesinin Hangi Gece OlduğunuBildirmeme Sebebi Ne Olabilir?

Tabi Kadir gecesinin Ramazan ayının hangi gecesi olduğunun net bir şekilde bildirilmemesinin önemli bir sebebi vardır. Özellikle Peygamberimiz tarafından istenmiş ki ümmeti, Ramazan ayının her günün gecesini, Kadir gecesiymiş gibi duada zikirde geçirsin. Ramazan ayına gerektiği gibi değer ve önem versin istemiştir. Müminler biliyor ki, Kadir gecesi, İslamiyet’in en kutsal gecesidir. Kuran’dan anlıyoruz ki (Duhan-4,5) insanlarla ilgili her hikmetli iş, Kadir Gecesi'nde karara bağlanmaktadır. Kaderler bu gece gözden geçirilecektir. İnsanlarla ilgili her önemli iş, bu gece hükme bağlanacaktır.Her hikmetli iş de o gün karara bağlanacaktır. İnsanların kendi kaderleriyle ilgili her türlü yazgı, biliniyor ki o gecede görülecektir. O bakımdan Müminler, Kadir gecesine çok önem verirler ve o geceyi ibadetle, tövbe ve istiğfarla geçirirler. O bakımdan Sevgili Peygamberimiz, ümmetinin, Ramazanın her gecesini, Kadir gecesi zannı ile iyi geçirmesini istemektedir. Ancak yine de küçük bir belirti vermiş ve “Kadir gecesini Ramazan ayının son 10 gününde arayın” buyurmuştur.

Bütün bunlara rağmen ümmetine, Kadir gecesini Ramazan ayının 27. gecesinde kutlatmış ama yine de Ramazan ayının 27. gecesinin Kadir gecesi olduğu kesin belli değil buyurmuştur. İslam ulemasına göre bütün düşünce, peygamberimizin, ümmetine, her Ramazan gecesini Kadir gecesiymiş gibi ibadetle, dua ile geçirmesini istemesinden ileri gelmektedir.

Kadir Gecesi Niçin İslâmiyet’in En Kutsal Gecesidir?

Bu bizler için, Allah’a şükretmeyi gerektiren bir nimet olarak görülmelidir. Ve bu gecenin feyzinden azami şekilde yararlanmanın çareleri de aranmalıdır. Çünkü Kadir Gecesi İslâmiyet’in doğduğu, insanlığın İslâmiyet’le şereflendirildiği, Peygamberimizin de peygamberlik ile şereflendirildiği, Kuran’ın inmeye başladığı çok mübarek bir gecedir. Kısacası İslâmiyet bu gece doğmuştur. İnsanlık İslam’ın nuru ile bu gece karşılaşmıştır.

Hani bugüne kadar. İslamiyet bu ayda doğmuş, Kuran bu ayda inmeye başlamış, Peygamberimiz bu ayda peygamberlikle şereflendirilmiş, en büyük ibadetimiz olan orucun bu ayda tutulması kararı verilmiş diyerek geldik. Şimdi işte bütün bu olağanüstü olayların doğduğu, zuhur ettiği geceye geldik. İslamiyet’le ilgili olan ilk başlangıç olaylarının hepsi bu gecede doğmuş, bu geceden itibaren Müslümanların yaşamına girmiştir.

Kuran’ın, bildirdiğine göre bu mübarek gecede, insanların yazılı olan kader çizgileri de gözden geçirilmektedir. O bakımdan insanlar için önemi büyük olan bir gecedir. Duhan Suresi 4. ve 5. ayetlerinde C. Allah: “Katımızdan bir emirle, her hikmetli işe o gece de hükmedilir” (Duhan-4,5) buyurarak, Kadir Gecesinde insanlarla ilgili pek çok konunun karara bağlandığı bilgisi verilmektedir.

Kur'an-ı Kerim'in genel anlayışından ve Peygamberimizin hadislerinden çıkarılan bir sonuca göre, bu gece yapılacak içten ve samimi duaların, kesin kabul edileceği anlaşılmaktadır. Kadir Gecesinde, samimi dualar, yapılacak iyilikler, verilecek sadakalar boşa gitmeyecektir. Mümin kardeşlerimizin günahlarının af olmasına, kişilerin işlerinin rast gitmesine, pek çok sıkıntı ve kederden de kurtulmasına, hatta ömürlerinin bile uzamasına sebep olabilecektir.

C. Allah Bakara Suresi 186. ayetinde “Kulum bana dua edip de benden bir şey istediği zaman, dua edenin dilek ve isteğine cevap veririm” (Bakara-186) buyurarak kullarının dua ile isteyecekleri her şeye karşılık verileceğini çok net bir şekilde bildirmektedir. Bu, O’nun bir vaadidir.

Onun için diyoruz ki, Kadir Gecesi önemli ve değerlendirilmesi gereken mübarek bir gecedir. Müminin, Allah’tan hayırlı olan her şeyi isteyebileceği ve isteklerinin de kabul olacağının bildirildiği bir gecedir. Bu bakımdan Kadir gecesi, bir Müslüman’ın hayatında çok önemi olan bir gecedir.

Elbette ki insanın ecel kaderi değişmez. Ama Sevgili Peygamberimiz duaların, verilecek sadakaların, yapılan iyiliklerin insan ömrünü bile uzatabileceğini haber vermektedir. O bakımdan bu geceyi boş geçirmemek ve yapılacak zikirlerle, dualarla, kılınacak nafile namazları ile Kadir Gecesini en güzel şekilde değerlendirmeye çalışmak gerekir.

Kadir Suresi ve Mealinin Anlatılması

Kadir Suresi'nde, Allah tarafından anlatılanların ne olduğunu görebilmek için 5 Ayetten meydana gelen Surenin öncelikle mealine bakmamız faydalı olacaktır. Ayetlerde anlatılanlar şunlardır:

  • Biz Kuran'ı Kadir gecesinde indirdik.

  • Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

  • Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

  • O gece Melekler, yanlarında o ruh (Emir) olduğu halde Rablerinin izni ile her

bir emir için inerler,çıkarlar.

5) O gece esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.

Şimdi de bu beş Ayette kastedilenlerin ne olduğunu anlamaya ve anlatmaya çalışalım.

Peygamberlikle Şereflendirme ve Kuran’ın Nüzulü:

Kadir Suresi'nin birinci ayetinde de görüldüğü gibi, Kuran, o gecede inmeye başlamış ve Peygamberimiz de o gece Peygamberlikle şereflendirilmiştir. İslâmiyet’in de doğuşunu sağlayan bu iki olayın meydana geliş şeklini yani Peygamberimizin peygamberlikle şereflendirilmesinin nasıl olduğunu, Kuran’ın iniş şeklinin nasıl zuhur ettiğini anlatmadan geçmek olamaz. O bakımdan hem Peygamberimizin, peygamberlikle şereflendirilmesini, hem de Kuran’ın nüzulünü ilk inen ayetlerin hangi ayetler olduğunu çok kısa bir şekilde nakledelim.

Nur Dağı ve Hira Mağarası

İslamiyetin doğmasına yakın o sıralarda Mekke’de Müşrikler, Ataistler, Hıristiyan ve Yahudiler yanı sıra bir de Hz. İbrahim’in dini olan Hanif dinine tabi olanlar ve o tevhd dinine göre ibadette bulunanlar da vardı. Kuran-i Kerim'in bildirdiğine göre Peygamberimiz de Hanif dini mensubu idi. Peygamberimiz, diğer hanif dini mensupları gibi Ramazan aylarında ve belli mübarek gün ve gecelerde zaman zaman ibadet etmek, Allah’a zikirde bulunmak için Nur Dağı'ndaki mağaraya çekilir ve saatlerce hatta günlerce Hıra mağarasında ibadetini sürdürürdü.Yine böyle ibadetini sürdürdüğü bir gece (ki bugün, o gecenin Kadir gecesi olduğu anlaşılmaktadır) Allah’ı zikrederek tam kendinden geçtiği derin bir tefekküre daldığı sıra, sinek uçsa belli olacak kadar sessizliğin hakim olduğu mağarada peygamberimiz, alışık olmadığı bazı sesler duymaya başlıyor. Etrafa bakıyor ama kimseyi de göremiyor. (Müfessirlerin ifadesine göre Hz. Muhammed henüz Cebrail’i görecek yapıda olmadığı için görememiştir.) Çok geçmeden, sağ tarafından, “Ya Muhammed” diye bir ses duyuyor. Heyecanla irkiliyor. Ama kimseyi göremeyince, “Her halde öyle zannettim” diyerek tam ibadete tekrar başlayacağı sıra aynı şekilde “Ya Muhammed” sesini tekrar duyuyor. Sesin geldiği sağ tarafına dönüp bakınca bütün mağaranın nurla kaplandığını hemen yanı başında da Vahiy meleği Cebrail(as)’i görüyor..

Cebrail Aleyhisselam’ın o andaki “Ya Muhammed Oku” ifadesine, Hz. Muhammed, bütün varlığını kaplayan o heyecan dolayısı ile düştüğü dehşet içinde, “Ben okuma bilmem” diyebiliyor.

Peygamberimizin Üzerine Peygamberlik Özelliklerinin Aktarılması

Peygamberimizin ben okuma bilmem lafı üzerine, yine Allah’ın emri ile Cebrail Aleyhisselam,

Peygamberimizi kolları arasına alarak üç kere sıkıp bırakıyor. Daha sonra emri tekrarlıyor “ Ya Muhammed, yaradan Rabbinin adı ile Oku. O, insanı alaktan (aşılanmış yumurtadan) yarattı. Oku! Kalem ile (yazmayı) öğreten, insana bilmediğini belleten Rabb’in sonsuz kerem sahibidir. (Onun ismi ile oku!)” (Alak suresi-1 ila 5. ayetler) Ayetlerini önce Cebrail (as), arkasından da Peygamberimiz okumaya başlıyor. Ve böylece Peygamberimiz Peygamberlikle şereflendiriliyor, Kuran’ın da ilk beş ayeti inmiş oluyor. Müfessirlerimizle bazı İslam Âlimleri,“Ben okuma bilmem” sözünden sonra Cebrail Aleyhisselam’ın, Peygamberimizi kolları arasına alarak üç kere sıkıp bırakması işini, Peygamberimiz’in üzerindeki insana ait kötü özelliklerin atılarak peygamberlik hasletlerine kavuşturulması işlemi olarak görürler. Zaten Peygamberimiz de ondan sonra Besmele çekerek okumaya başlıyor. Ama büyük bir heyecanlanma ve endişe içinde olduğu için de o anda hiçbir şeyi tam algılayamıyor. Ve kendisini müthiş bir heyecan ve titreme kaplıyor. Duyduğu bu şiddetli heyecan ve titremeden çok etkileniyor.O kadar çok etkileniyor ki o heyecanla ve de yıldırım hızı ile mağaradan çıkarak evine, eşi Hatice validemizin yanına koşuyor. Ama Peygamberimiz, evine varmadan yolda Cebrail gökyüzünde O’na tekrar görünerek, “Ya Muhammed, Allah tarafından peygamberlikle görevlendirildin. Ben de Vahiy Meleği Cebrail’im. Sana Allah’ın emirlerini iletmekle görevliyim” dediğini duyuyor. Ve şaşkınlığı iyice artıyor.

Heyecanı iyice artan peygamberimiz evine, eşine zor da olsa ulaşıyor ve Hatice validemize, “Beni ört, kalın örtülerle ört. Üşüyorum, titriyorum,” diyor ve yatıyor. Hatice validemiz de peygamberimizin heyecandan, endişelerinden büyük bir titremeye tutulduğunu gördüğü için üzerini sıkıca örterek yatırıyor.

Ancak bu sefer C. Allah katından bir ses onu ayağa kaldırıyor. Duyduğu ses, “Ey bürünüp sarılan Resulüm, kalk ve insanları uyar. Sadece Rabb’ini büyük tanı. Elbiseni temiz tut, kötü şeyleri terk et. Yaptığın iyilikleri çok görerek başa kalkma. Rabb’inin rızasına ermek için de sabret.” (Müddessir-1,2,3,4,4,6,7) diyerek O’nu yattığı yerden ayağa kaldırıyor. Peygamberimiz o anda Peygamberlikle şereflendirildiğini ancak anlayabiliyor ve durumu Hatice validemize bütün teferruatı ile anlatıyor.

Hatice Validemizin Dedikleri

Hatice validemiz zaten son günlerde eşi Hz. Muhammed’deki değişiklikleri fark ettiğini söyleyerek.(Korkma, sakın korkma. Bizleri yaratan O Allah, seni resul olarak, peygamber olarak seçiyor. Müjdeler olsun sana) diyor ve ilk Müslüman olan kişi şerefine de ulaşıyor.

Bir İnsanın Peygamber Olduğuna Nasıl İnanılır?

Değerli okuyucularım, hepimiz kabul ederiz ki, bir insanı en iyi tanıyan eşidir. Bu, hepimiz için geçerli olan bir durumdur. Müfessirlerin anlattığına göre Hatice Validemiz, peygamberimizden o heyecanıyla olayı anlatmaya başladığı anda ve anında olağanüstü bir durum olduğunu anlıyor. Ve de Peygamberlikle şereflendirildiğini kavrıyor.

Zaten peygamberimizi en yakından takip eden kişi olarak son günlerde, O’ndaki insanüstü meziyetlerin geliştiğini hissederek bir şeyler olmasını beklemeye bile başlıyor. Onun için de O’na tereddütsüz inanıyor ve ilk Müslüman olan kişi şerefini kazanıyor.

Ayyaş, sözüne, davranış ve tutumlarına dikkat etmeyen savruk bir kişi kalksa da peygamber olduğunu söylese, kim inanır. Önce eşi inanmaz, eşine bile inandıramaz, kimse ciddiye almaz. Ama Hz. Muhammed gibi, daha peygamberlik gelmeden Muhammed-ül Emin olarak isimlendirilen birisi olursa, eşi de, herkes de O’na inanır. Hatice Validemizin inancı bunun en güzel örneğidir.

Görüldüğü gibi, hem peygamberliğin gelişi hem de Kuran’ın inişi ve dolayısı ile de İslâmiyet’in doğuşu, Kadir Gecesinde vukua gelmiştir. Bu geceyi mübarek yapan bu olaylardır. Bu bakımdan Müslümanlar bu geceyi, kendisi için en hayırlı olacak şekilde ibadet ve taatla geçirmelidir.

Kadir Suresinin 2. ve 3. Ayetinde Anlatılanlar

Kadir Suresinin yukarıda yapılan izahından sonra şimdi de ikinci ve üçüncü Ayetlerine bakalım. 2. ayette, “Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?” 3.Ayette, “ Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır” buyrularak, Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu haberi veriliyor. Yani Kadir Gecesinin,bin ay yaşayarak ibadette bulunandan daha fazla sevap kazandırıcı bir gece olduğu bildiriliyor.Önemine de vurgu yapılarak,dua edenlerin,istekde bulunanların isteklerine de cevap verileceği bir gece olduğu haberi veriliyor. 4. ayette ise, “O gece Melekler, yanlarında o ruh (Emir) olduğu halde Rablerinin izni ile her bir emir için inerler, çıkarlar.” 5. ayette ise, “O gece esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar (Meleklerin inip çıkmaları da devam eder.)” Buyrulmaktadır.

Kadir Gecesinde Melekler Niçin İnip Çıkarlar? Bu Bize Neyi Anlatır?

O gece melekler, yanlarında Ruh(Emir) olduğu halde Melekler ve ruh, verilen emirler için iner dururlar. “(Kadir-4) ayetlerden anlıyoruz ki, Kadir gecesinde melekler arasında görev taksimi yapılıyor ve melekler aldıkları bu emirleri yerine getirmek için gökyüzünün 6. katından, başka bir ifade ile Sidretül Münteha’dan yani arştan ayrılarak görev yerlerine gider gelirler. Ayette “Arştan yeryüzüne iner dururlar” buyrulduğuna göre, Melekler verilen emirleri yapıp geri dönüyor ve Allah-ü Âlem C. Allah’a bilgi veriyorlar. Bir değişiklik yapılacaksa veya yeni yapılacak bir şey varsa tekrar tekrar bu emirleri Allah’ın isteği doğrultusunda yerine getirmek için Arş ile yeryüzü arasında mekik dokuyorlar.

Malum Kuran’a göre yedi kat gök var. Altıncı katın sonuna kadar, tam altı kat varlık alemi için ayrılan katlardır. Yedinci kat ise, tamamı ile Allah’a ait bir kattır. İslam ulemasının ifadelerine göre, O kata, varlık âlemine ait olan 6. kattan hiçbir şey, bir toz tanesi bile giremez. Yedinci katta ne olduğunu kimse bilmemektedir. Belki de yedinci katta başka başka evrenler vardır. Hiç bir şey bilinmiyor. O bakımdan yedinci kata gaipler âlemi denilmiştir. O kata melekler dahi giremiyor. Bütün melekler altıncı kattadır. Yani melekler âlemi Sidretül Münteha dediğimiz altıncı katta bulunmaktadır. Peygamberimiz Miraca çıktığında Yedinci kata yani Allah huzuruna, Refref bineği vasıtası ile girmiş ve ve C. Allah ile yedinci katta bu vasıta aracılığı ile ve çok özel bir müsaade ile görüşmüştür.

İşte melekler o altıncı kattan,aldıkları emirlerle yeryüzüne inip çıkıyorlar. Kadir Suresi'ndeki “Melekler ve Ruh, verilen emirleri yapmak için iner dururlar” ifadesindeki inip çıkma Yedinci kattan aldıkları emirlerle bu altıncı kattan yeryüzüne inip çıkmadır.Duhan Suresinin 5. ayetindeki şu ifadelerden de bunu anlıyoruz. Ayet-i Kerime de, “Kuran’ın indiği o gece, tarafımızdan verilmiş emirlerle de eçileri (Melekleri) emir yerlerine göndeririz.”(Duhan-5) buyrulması, Allah-ü âlem bunu anlatmaktadır.

Kadir Gecesi Peygamberimizin İsteği Üzerine Yaratılan Bir Gecedir

Kadir Gecesi, Peygamberimizin duaları sonucunda, Allah tarafından halk edilen bir gecedir. Suredeki genel amaç, bir insanın bin ay yaşayarak kazanacağı sevabın, bir gecede kazanılmasını sağlayacak kadar önemli bir gecenin yaratıldığının haber verilmesidir. Bu gece, peygamberimizin Allah katından ümmetine sağladığı bir fırsat gecesidir. Bir af ve mağfiret gecesidir. Aynı zamanda da C. Allah’ın, bir rahmet ve bereket gecesi olarak halk ettiği bu gece, insanların “kader çizgileri ile ilgili olan “her hikmetli işe hükmedileceği, yeni düzenlemelerin yapılacağı bir gecedir.” (Duhan-4,5)

Onun için Müslümanın bu geceyi iyi değerlendirmesi O’nun rahmetinden ve bereketinden yararlanmayı düşünmesi, dua ve ibadetini yapması gerekiyor.

Rivayet olunduğuna göre, Peygamberinize geçmiş ümmetlerin yaşamları, ömür süreleri gösteriliyor. Peygamberimiz, gösterilen geçmiş ümmetler içinde, kendi ümmetinden daha uzun yaşayan ümmetlerin olduğunu görünce, o uzun yaşayan ümmetlerin, uzun yaşamaları sayesinde, daha fazla sevaba ulaşabileceklerini düşünüyor ve buna üzülüyor. Kendi ümmetinden daha uzun yaşayan o ümmetlerin, daha fazla sevap işleyecek olması dolayısı ile üzüldüğünden, C. Allah Kadir Suresini indirerek Peygamberimiz için ve ümmeti olarak bizler için, bir gecede bin aydan (yaklaşık 84 yıl yaşamaya bedel) daha hayırlı olan bu geceyi, yani Kadir gecesini halk ediyor ve Allah(cc) Peygamberimiz vasıtası ile de bu müjdeli haberi kullarına iletiyor.

Kadir Gecesinde Nasıl Bir Dua Yapmak Gerekir?

İslâm Dininde Allah’a ulaşmak isteyen herkes, hiç bir aracıya, hiçbir cemaata veya cemaat temsilcisine ihtiyaç kalmadan doğrudan kendisi ulaşabilir. Allah-ü Teâla, Bakara Suresinde “Bana dua ederek ulaşmak isteyen kullarımın isteklerine karşılık veririm.” buyurarak Allah’a ulaşmak isteyenlere doğrudan karşılık vereceğini bildiriyor. Ve dolayısı ile, bir aracıya, bir ruhban sınıfına ihtiyaç olmadığını çok net bir şekilde vurguluyor.

Onun için Müminler Kadir Gecesinde kendilerini doğrudan Allah Karşısında hissederek dualarını yapabileceklerdir. Tam bir inançla ve hulusi kalple yapacağı duanın her çeşidi Allah katında makbuldür. Allah rızası için İki rekât namaz kılması, kendisi, aile efradı ve ülkesi için dualar eşliğinde isteklerde bulunması, düşünülen ibadetlerdendir. Ayrıca, Kuran’ın bu gecede nazil olması sebebiyle ibadetler arasına Kuran okunması da dâhil edilmelidir. Bol bol da Allah’tan af ve mağfiret dilenmelidir.

Hz. Aişe Validemiz Peygamberimize, Kadir Gecesi'nde nasıl bir dua yapılması gerektiğini sorduğunda peygamberimizin: “Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affeyle Yarabbi” şeklinde dua edebileceğini bildirmiştir. Bizlerin de duaları, bu veya benzeri bir şekilde olabilir.

Ayet

Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin. Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir-2,3)

Hadis

Kadir gecesinin fazilet ve kutsiyetine inanarak ibadet ve zikirle geçiren kimsenin (kul hakkı hariç) geçmiş günahları bağışlanır.” (Müslim)

 

 

Yorumlar