27.12.2015, 22:00

2015 yılı acı yılı...

Tüm yalanlara, dolanlara ve katliamlara sahne oldu 2015...

Oysa umutlar hep vardı...

‘Sevgi’ hakim olacak diye düşünürken acının hep içine düştü insanoğlu.

Hangi güzellikten, hangi sevgiden, hoşgörüden söz edebildik?

Hangi Ortodoğu’dan söz eder olduk?

Hangi Avrupa’dan?

Veya hangi dünyanın en güzel haberlerinden?

*

Zaman ilerledikçe sanırım özümüzden daha da kopuyoruz...

Koptuğumuz özümüz ise bize hep ‘katliam, savaş ve doğal afet’ olarak döndü.

Bahşedilen sadece acı...

Teknolojide son gelişmelerden belkide ‘modernleşme’ adı altında sevindik, ancak içerilerde, ruhumuzda kirlendik, geriledik…

*

Dünyanın gündeminde farklı bölgelerde yaşanan savaşlar, çatışmalar, siyasi krizler, terör saldırıları ve doğal afetler vardı. Ancak hep birlikte büyüyerek bizi sindirdiği zaman sanırım 2015 yılı oldu..

Bu geride bırakacağımız yıla baktığımızda tabii ki sevindirici haberler de aldık.

Ancak genelde acı, keder ile dolduk.

Savaşın, çatışmanın hele ki son dönemdeki yıkımların acısını gözlerimiz seyretti.

İslam karşıtı ve yabancı düşmanı gösterilerle sarsıldık...

Irkçılık artık sevimli görünür oldu.

DAİŞ, Musul, Kerkük dedik ve göç ile yüzleştik...

Mülteci gerçeği her zaman tokat gibi yüzümüze vuruldu.

Türkiye-Rusya arasındaki ilişkiler kriz haline döndü…

*

Fransa'nın başkenti Paris'teki haftalık mizah dergisi Charlie Hebdo binasına silahlı saldırı son 50 yılda ülke genelinde düzenlenen en kanlı terör saldırılarından biri oldu ve tarihtre farklı bir şekilde yerini aldı. Bu saldırı terörün gerçek yüzünü serdi önümüze.

2015 Ocak ayının ilk iki haftasında etkili olan Afrika'nın güneydoğusundaki Malavi'de aşırı yağışların yol açtığı sellerde 276 kişi öldüğünde doğal felaketlerin arttığı gerçeği artık belleklerimize yer etti.

Neden mi?

Doğal afetin aslında bizim öfkemiz olduğunu gördük.

Kendimizin parçası olduğunu gördük.

İnsanlığın doğa ile savaşının bize çok şey kaybettirdiğini gördük.

Aslında direnmenin bizi daha da derine çektiğini gördük.

Ve akabinde dünya bir çok felakete sahne oldu, olmaya da devam ediyor ve edecek de.

*

Savaşlar, çatışmalar bizi meşgul etti.

Siyasi krizler başı çekti.

Terör saldırıları ve doğal afetler çok can yaktı.

Kısaca 2015'te de dünya gündemini meşgul eden hep negatif düzen oldu.

Gerçekleşen terör saldırıları, Suriye'de devam eden iç savaş nedeniyle yaşanan insani kriz, Güneydoğu Asya'da insan kaçakçıları tarafından denizin ortasında ölüme terk edilen göçmenlerin dramı, DAİŞ terör örgütünün saldırıları artık yüreklerimizi burkuyor.

*

Bakın bize çoy şey öğreten bir bilge hikayesine göz atalım.

“Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der.

-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.

Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için…

İşte her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır…

Ve insanoğlu kendi korkuları ile yüzleşir hep.

Savaş kendi isteğimiz...

Sevgisizlik, katliam, vahşet hep bizim yansımamız...

Şiddet bizim öfkemiz...

Korku kendi yaratımımız...

Daha ne kadar sürecek ey insanoğlu bu kendi kendine zulmün.

 

 

Dip notlar;

 

2015'e damgasını vuran olaylar...

Paris'teki haftalık mizah dergisi Charlie Hebdo binasına silahlı saldırı...

Malavi'de aşırı yağışların yol açtığı sellerde 276 kişinin ölümü...

Kurban Bayramı'nın ilk gününde Mina'da şeytan taşlama sırasında çıkan izdiham...

Nepal'deki 8 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği, son 80 yılın en büyük depremi...

Filistin Devleti bayrağının ilk kez Birleşmiş Milletler'de göndere çekilmesi...

Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nın Hırvatistan ile Sırbistan arasında uzun yıllardır süren soykırım iddialarına ilişkin davada, Sırbistan'ın 1990'lı yıllarda Hırvatistan'da soykırım yapmadığına ilişkin kararı...

ABD’de polis şiddetinin ülke genelinde protesto edilmesi...

ABD, Kuzey Carolina eyaletindeki üç Müslüman gencin başlarından vurularak öldürülmesi...

Alman Lufthansa'ya ait Germanwings havayolu şirketinin Barselona'dan Düsseldorf'a giden Airbus A320 tipi uçağının Fransa'nın güneyinde düşmesi sonucu 150 kişi hayatını kaybetmesi. Uçağın, 27 yaşındaki yardımcı pilot Andreas Lubitz tarafından bilinçli olarak düşürüldüğünün ortaya çıkması...

Libya'dan İtalya'ya doğru yola çıkan dört göçmen teknesinin alabora olması sonucu 300'den fazla sığınmacının yaşamını yitirmesi...

Güneydoğu Asya'da insan kaçakçıları tarafından denizin ortasında ölüme terk edilen göçmenlerin dramı...

Rus muhalif ve eski Başbakan Yardımcısı Boris Nemtsov, başkent Moskova'da uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesi ve yaklaşık 17 bin kişinin protesto için yürüyüş düzenlemesi...

Tunus'ta silahlı kişilerin parlamento binasının yanındaki Bardo müzesine girerek turistleri rehin alması ve 23 kişinin ölmesi...

Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülen üç kişi arasında Türk bilim adamı Aziz Sancar’ın da olması...

Mali'nin başkenti Bomako'daki Radisson Otel'de yabancı uyruklu 170 kişinin silahlı kişiler tarafından rehin alınması...

Paris’in yılın son döneminde bir kez daha bombalı saldırılar ile sarsılması ve uzun süre korkunun ülke geneline hakim olması...

Çin’de bir çok afetin yaşanması...

Suriye’deki iç savaşın büyümesi...

Türkiye-Rusya ilişkilerinin uçak düşürme kriziyle sarsılması ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye'ye yönelik ekonomik yaptırım kararları alması...

Putin'in, Türkiye'ye yönelik ekonomik tedbirler içeren yaptırım kararını imzalamasının ardından sosyal medyada Arap dünyasından Türkiye ve Türk ürünlerine yönelik büyük destek gelmesi....

Suudi Arabistan'daki seçimlerde, kadınların hem aday hem de seçmen olarak ilk kez katıldıkları belediye seçimlerinde 20 sandalye kazanması....

İklim değişikliğini önlemek için hazırlanan Paris Anlaşması’nın, 21. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na katılan ülkeler tarafından kabul edilmesi...

Ülkemizdeki terör saldırılarında bir çok acı yaşanması...

Göçün artık son dönemde sadece ‘Suriye’lilerin yaşadığı bir durum olmaktan çıkması, ülkemizdeki terör olayları sebebiyle Güneydoğu’da da bir çok kişinin evini terk etmek zorunda kalması...

Ve bitmek bilmeyen acılar, şiddetler, olaylar, afetler, yıkımlar, seller ve depremler...

 

 

Toplumsal cinsiyet eşitliğinde aile faktörü...

 

Ve kadınlarımızın çilesi 2015’te de bitmedi...

Şiddet, işkence, ölüm hep kapıdaydı.

Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliğinde aile faktörü büyük önem taşıyor ki, umarım yeni yılda bu bilinçlenme daha da şekillenir ve büyür.

Ebeveynlerin okul öncesi dönemde çocukların toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlılığını artıracak davranışlarda bulunmaları bizi şekillendirecektir.

Ailelerde bireylerin eşitlikçi bir zemine oturtulması gerekiyor.

Çocuklara cinsiyetlerine bakılmaksızın eşit davranılmalı.

Toplumun kadından ve erkekten beklediği görev, sorumluluk ve davranış biçimleri olarak tanımlanan toplumsal cinsiyet konusunda yanlış düşüncelerden arınmalıyız.Ayrımcı bir ortamda yetişen çocuk, toplumun ona yüklediği tanımlamaları içine alır ve büyütür. Ayrımcılık burada başlar. Bu nedenle insan yaşamının temelini oluşturan, değer, tutum ve davranışlar anneler , babalar tarafından en güzeli ile kazandırılmalı.

Cinsiyet eşitliğine duyarlı yetişkinlerin, duyarlı çocuklar yetiştirmesi en büyük temennim...

Cinsiyet kalıp yargılarını içeren her şey değişmeli.

Aile içi şiddetin önlenmesi, ebeveynlerin çocukların toplumsal cinsiyete yönelik kalıp yargılarının azaltılmasında uygun rol model olmaları son derece önemlidir.

2015’te mutlu olamadık, 2016 bizi umarım mutlu eder...

Yeni yılda yine yeni umutlar hepimizin olsun...

Mutlu kalın.

 

Fıkra;

Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz.

Her seferinde hanımı:
-Kahrolası kedi ciğeri yedi.
-Hınzır hayvan ciğeri yemiş.
-Canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş.
Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş.

Hanımı:
-Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne?

Hoca cevap vermiş:
-Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?.

 

Günün sözü;

'Dünyanın gösterişli halleri, yapmacık çıkarcı insanları, çekmiyor dikkatimi...
Bana bir parça; yüreği güzel, samimi insan lazım..' Maksim Gorki

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@