27.07.2021, 04:02

21.Yüzyıldaki en büyük sorunlar nelerdir?

Türkiyemizin tapusunun tescillendiği Lozan anlaşmasının 98.yılını kutladık. Bu konuda ülkemizde çeşitli etkinlikler yapıldı. Onları basından ve televizyonlardan izledik. Bir kere daha gördük ki Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bu güzel ülkemizi büyük bir milli mücadeleden sonra bizlere armağan etmişti. Bunun sorumluluğu içerisinde geleceğe ilişkin karşı karşıya olduğumuz sorunlara değinmeye çalışalım

İnsan zihni endişelenmek ister. Endişe duygusu ise bizler için her zaman kötü bir şey değildir. Nihayetinde eğer bir ayı tarafından kovalanıyorsanız , endişe duygunuz hayatınızı kurtarmanızı sağlayabilir. Pek çoğumuzun şu günlerde uykusunu kaçıran ayılar olmasa da, modern yaşam bize endişelenmek için bolca başka nedenler sunar. Terör, iklim değişikliği, yapay zekanın yükselişi, kişisel gizliliğe yönelik müdahaleler ve hatta uluslararası işbirliğinin belirgin bir biçimde karmaşıklığı.

Tarihçi Harari’nin yeni kitabı 21.yüzyıl için 21 derste bu korkulara karşı koymak için yararlı bir çerçeve oluşturuyor. Daha önceleri çok satan Sapiens ve Homo deus geçmişi ve geleceği içeriyordu. Bu yeni kitap ise tamamıyla günümüzle ilgili. Harari, bizlerin bu endişelerine bir son vermenin sırrının endişelenmekten vazgeçmemek olduğunu ileri sürüyor. Mesele, hangi konularda ve ne kadar endişeleneceğini bilmek. Zaten önsözde de günümüzün en büyük zorlukları ve en önemli değişimleri nelerdir? Neye dikkat etmeliyiz? Gelecek kuşaklara neyi öğretmeliyiz? Gibi kitabın içeriğinde geniş kapsamlı bilgiler mevcut. Göç, milliyetçilik, savaş, din ve eğitim gibi 15 önemli konu yer alıyor.

Kitabın ilerleyen sayfalarında diyor ki, insanların küresel bir uygarlık yaratma konusunda ne kadar ilerlediklerin vurgulamak için bir düşünce deneyi uygulayalım. Mesela 1016 yılında Olimpiyat oyunları tertip edilmeye çalışıldığını hayal edin. Bu açıkça imkansızdır. Asyalılar, Afrikalılar ve Avrupalılar, Amerika Kıtasının var olduğundan habersizler. Çin’in Song hanedanı, dünya üzerinde kendisiyle denk herhangi bir başka siyasi varlığın olduğunu bile düşünmüyor. Ödül töreni düzenleniyor ancak bu törende ne bir ülke bayrağı dalgalandırmak ne de milli marş söylemek var. Sorun şu ki, ister spor sahasında ister ticaret zemininde olsun günümüzde milletler arasındaki rekabet akıllara zarar küresel bir uyumu yansıtıyor.

Her ne kadar dünyada yaşanan vahşet büyük ölçüde azalmış olsa bile her yıl savaşlarda ölen insan sayısına odaklanıyoruz. Çünkü adaletsizliğe yönelik öfkemiz artıyor. Başta belirttiğimiz endişelenmek duygusu işte bunu ifade ediyor.

Aslında kitabın içeriğinde eşitsizlik konusu, 21.yüzyılda bilginin en değerli varlık haline gelerek zenginleri diğer insanlardan ayıran hem arazi hem de makineleri gölgede bırakacağı öngörüsünden kuşku duyuluyor. Çünkü küresel nüfus 10 milyara yaklaşıyor. Kim bilir belki de Covid-19’u da bu kuşkular içerisinde değerlendirmek lazım.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@