Güler Kalay'ın 23 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Japonya Dışişleri Bakanlığı tarafından Nisan ayı sonlarında yayınlanan “Mavi Diplomasi Kitabı”nda, Kuril Adaları'nın dördü Rusya tarafından yasadışı işgal edilmiş olduğu belirtildi. Kuril Sırt olarak anılan Pasifik Okyanusu’nun kuzeyindeki sıralı adalardan oluşan bölge, 2003 yılından bu yana Rusya ile Japonya arasında tartışma konusudur. Japonya’nın adalarla ilgili son aldığı karar, Rusya-Japonya arasındaki adalar sorununda Japonya’nın uzlaşmacı politikasının saldırgan eğilime yöneldiğini göstermektedir. Geçtiğimiz hafta, Amerika’nın Hint-Pasifik politikasına kısaca değinmiştim. Japonya’nın dış politikasındaki değişimleri de bu paralelde değerlendirirsek, NATO ile ABD’nin küresel stratejisiyle bağlantılı olduğunu düşünebiliriz.

Hatırlanacağı üzere, Mart 2022’de Brüksel’de toplanan G7 Zirvesi’nde Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Kuzey Atlantik’in politikalarını ve eylemlerini takdir etmişti. Kishida’nın bu yaklaşımını Japonya dış politikasındaki son kararların habercisi olarak okumak mümkün. Japonya’nın G7 Zirvesi’ndeki tutumuna karşılık İttifakın, Güney Kore ve Avustralya’ya ek olarak Japonya ile daha yoğun çalışılacağı ifade edilmişti. Avusturalya, Yeni Zelenda, Güney Kore ve Japonya Dışişleri Bakanları'nın toplantısında, Müttefiklerin Hint-Pasifik'teki ortaklarıyla siber güvenlik, yeni teknolojiler, karşı dezenformasyon, deniz güvenliği ve iklim değişikliği gibi "küresel çözümler" gerektiren alanlarda işbirliğini güçlendirme kararı alınmıştır.

Japonya ile NATO arasındaki yakınlaşmayı arttıracak somut adımlar atılması, Amerika’nın Hint-Pasifik’te hem Çin’e karşı hem de Rusya’ya karşı olan stratejilerini desteklemektedir. Amerikan Dışişleri Bakanı Blinken, ABD ve NATO ile “Asya Pasifik Dörtlüsü” olarak adlandırılan Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Japonya ile ortak çalışmaların yoğunlaşmasının önemli olduğunu belirtmiştir. Haziran 2022’de Madrid’de yapılması planlanan NATO Zirvesine Asya-Pasifik Dörtlüsü'nün de katılması bekleniyor. Batı’nın küresel tehditlere karşı küresel bir NATO’ya ihtiyacı olduğunu belirten İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Tras, Hint-Pasifik Bölgesinde İttifakın çıkarlarının korunması için Japonya ve Avustralya gibi müttefiklerin gerekliliğine vurgu yapmaktadır.

Japonya’nın Kuzey Atlantik İttifakı'yla yakınlaşmasını, Hint-Pasifik Bölgesindeki NATO-ABD-Batı’nın küresel rolünün güçlendirilmesinde önemli bir faktör olarak değerlendirmek gerekir. Özellikle, geçtiğimiz Nisan ayında Almanya’da düzenlenmiş olan ve kırktan fazla ülkenin savunma bakanlarının katıldığı istişare toplantısına Japonya’nın da katılmış olması ve ardından Almanya Başbakanı O. Scholz’un Japonya ziyareti çerçevesinde Çin’in Doğu ve Güney Çin Denizleri'ndeki statükoyu değiştirmeye yönelik tutumu ele alınmıştır. ABD’nin Rusya ve Çin’e karşı çevreleme politikasına Japonya’nın da aktif olarak katıldığı açıkça görülmektedir. ABD-NATO tarafından stratejik olarak Japonya’nın NATO’ya katılımıyla birlikte Asya-Pasifik Dörtlüsü'nün teknolojik işbirliğinin de etkisiyle küresel bir bloğun oluşturulması hedeflendiğini söylemek mümkündür.

Bu bağlamda, Nisan 2022 dönemi Japonya-NATO yakınlaşmasının başlangıcı için yoğun bir dönemdi. Yine bu dönemde Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in Japonya'ya yaptığı ziyarette, iki ülkenin istihbarat servisleri arasında işbirliği ve bilgi alışverişi konusunda bir anlaşmanın imzalanması konusunda müzakerelere başlamayı kabul etmişlerdir.

Asya-Pasifik Dörtlüsü’nün önümüzdeki günlerde gerçekleştirmesi planlanan Tokyo Zirvesi’nden çıkacak sonuçlar önemli. ABD ve NATO’nun küresel güç stratejisinin yanı sıra Rusya ve Çin’in çevrelenmesi politikasıyla birlikte Asya-Pasifik Dörtlüsü'nün Hint-Pasifik Bölgesi'nde Kuzey Atlantik’le birlikte hareket edeceği ve Dörtlü'nün lideri pozisyonunda Japonya’nın kilit rol oynayacak yeni aktör olarak dünya siyasal sisteminde yer alması beklenmektedir.