04.10.2013, 21:00

Açıklama bulamıyorum...

Skandal ve bence uygulanan davranışın hiç bir açıklaması yok...¶

Açıklama yapma cesareti dahi kafamda derin düşünceler oluşturuyor...

Zihinsel engelli bir gence rehabilitasyon merkezinde atılan feci dayaktan söz ediyorum...

Hangi kafa, hangi sabırsız bencil benlik bunu yapabilir...

Geçtiğimiz günlerde Konya’da yaşanan dayak skandalının su götürmez gerçeği, önüne gelenin özel eğitimci olamayacağı...

‘Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi’ demek adı üstünde özel insanlara hizmet demek...

Bu da demektir ki, personel de çok özel seçilmeli...

Yaşanan bu olayı çok üzülerek ve kınayarak izledim...

İnsan olmanın dayanılmaz durumunu yaşayarak izledim...

Bu ülkede ne kadar eğitimsiz kafa olduğunu görerek izledim...

Kanım dondu...

İçim burkuldu...

Sorun neydi?

Neden dayak atıldı? Bir de tekme tokat..

Bu genç her türlü sorunu çıkarmış olabilir. O anda çekilmez de olabilir... Ancak asla bu mazeret olamaz...

Asla dayak atmaya sebep gösterilemez...

Eğitimin bir parçası olamaz...

Hatta bu vicdana sığmaz.

Yapılması gereken olumsuzluğu olumluya çevirmek değil midir?

Hele ki bununla yola çıkıldığında pek çok özel eğitim yöntemi var...

Aile, doktor, öğretmen üçgeni sarmıyor mu bu genci?

Sizin vicdanınız hangi dalda asılı kaldı?

Lütfen eğer ki bu vahşeti sergileyecek kişiler bu tip yerlerde var ise öfkenizi kontrol edemeyecek düzeyde iseniz gidin...

Eğitimci olmayın...

Bakıcı hiç olmayın...

Bu hala ülkemizde yeterli eğitimin, iletişimin, düzenin ve ilginin olmadığının bir göstergesi...

Gelelim ülkemizde ki uygulamalara...

Şayet özel eğitim alan dışından bu meseleye adım atana çalışma izni hala çıkıyorsa pes derim...

Çünkü zamanında her daldan öğretmene kucak açıp, gerçek öğretmenleri bir kenara attığımızı da lütfen unutmayalım... Ezbere dayalı formasyonlarla, rant kapısı yapılmakla eğitim ezilip geçilemez...

Bu iş aynen şuna benzer, inşaattan anlamayanlar inşaatçı olursa ilk depremde yıkılan bina altında kalan onca vatandaşın acısına...

Doktor olmayanın ameliyata girmesine...

Kısaca işin uzmanı kişiler gerekli bize...

Ha bir de hemen hemen uzman olmayan bir çok kişinin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi açma imkanı bulması da cabası...

Sıkı denetim istiyoruz...

Eğitimde maddiyatın ikinci planda olmasını istiyoruz...

Unutmayalım...

Ülkemize her şeyden önce iyi eğitimciler gerekli...

Görüntüde yer alan şiddet uygulayan kişi ceza alabilir belki ama bu ülkemizdeki özel eğitim anlayışına yeni bir boyut kazandırır mı? İşte asıl soru bu.

Gelelim vicdanı olmayan dayakçı zihniyete...

Belki ceza alacaksın...

Belki de vicdanen üzüleceksin kimbilir?

Açıklamalarında bol bol...

Ama ülkedeki bu eğitim anlayışı değişecek mi?

Veya senin öfken bitecek mi?

İçinde beslediğin her neyse başkalarının üzerinde ortaya çıkarsa, başka çocuklarda, hatta kendi çocuklarında...

Kimbilir?

Mutlu kalın....

 

Dip notlar...

 

Kılıbık mı?

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış "Ben de her sağlıklı Türk erkeği gibi kılıbığım" diyerek tüm Türk erkeklerinin kılıbık olduğunu esprili bir dille, kendince beyan etti...

O zaman Türkiye’deki ciddi artan tecavüz davaları başka ülkede oluyor...

Dayak yiyen kadınlar boşuna mor çatılara sığınıyor...

Bu espri güzel de bizim ataerkil erkeklere bir gömlek büyük bence...

Sözde kılıbık denilirse iyi, kabul...

Çünkü kadının sömürülmesi, aile iç şiddet, tecavüz davalarında ciddi artış var bilginize Sayın Bağış...

 

 

“İzmir Atatürk Müzesi’’

2014 yılı ortasında hizmete girmesi planlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘Alsancak Birinci Kordon’da ki ‘Atatürk Müzesi’ binasını dört gözle bekliyoruz...

Müze binası iki yıldır yoğun bir çalışma elinde...

Müze, yenileme, güçlendirme, restorasyon projeleri ile müzenin iç yapısının dizaynı, teşhir tanzim projelendirilmesi, teşhirde olan eşyaların bakım ve restorasyonu, gerekenlerin yenilenmesi konusunda hızlı bir çalışma halinde 2014 yılında ziyarete açılacak...

Kısaca kurul ve bakanlık değerlendirme süreci tamamlandı ve bir an önce restorasyona başlanılması aşamasına gelindi...

‘Atatürk Müzesi, kapalı, harap durumda, ‘otel yapılacakmış’ gibi söylentiler de bu sayede biter...

 

Fıkra;

Temel’le İdris meyhaneye girdiler. Rakılar geldi...

Yarım saat sonra İdris sordu:

-Söyle pakayum, bir bir daha ne eder?

-İçi dedi, Temel.

İdris bıçağını çekip Temeli vurdu.

Karakolda komiser gürledi:

-Arkadaşını neden öldürdün?

İdris içini çekti:

- Çok şey pileydu!

 

 

Günün sözü;

"Korkuların karanlıktan doğmadığını anladım

- korkular da yıldızlar gibi- hep oradadırlar,

ama gün ışığı onları gizler."

Friedrich Nietzsche

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@