BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO)Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, ‘COVID-19, 2030 yılına kadar dünyadaki açlığı ve yetersiz beslenmeyi sona erdirme taahhüdümüzü yerine getirmeyi zorlaştırdı. 2020'de açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısına 118 milyon kişi daha eklendi. Bir önceki yıl bu rakam 690 milyon civarındayken 2020’de 811 milyona yükseldi’ dedi.

Tarım ve gıda sektörünün yıl içindeki en büyük ve önemli etkinliklerinin başında küresel düzeyde “Dünya Gıda Günü” kutlamaları geliyor. Her yıl bu güne özel tüm dünyada 150’den fazla ülkede onlarca etkinlik, yarışma, panel ve konferanslar düzenleniyor. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş yıl dönümü olan 16 Ekim Dünya Gıda Günü için her yıl o yılın belli başlı gelişmelerine uygun olarak bir tema belirleniyor. Bu yılın teması ise “Eylemlerimiz, Geleceğimizdir - Daha İyi Üretim, Daha İyi Beslenme, Daha İyi Bir Çevre ve Daha İyi Bir Yaşam” olarak belirlendi.

“Dünya Gıda Günü 2021” Teması, kimseyi geride bırakmadan, daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi bir çevre ve daha iyi bir yaşam için daha verimli, kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir tarım- gıda sistemlerine dönüşümün desteklenmesi gerektiği konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyor.

Tarım-gıda sistemlerimizin herkesin yeterince uygun fiyatlı, besleyici ve güvenli gıdaya erişimini sağlamak için sektörler arasında eylem çağrısında bulunuluyor. Dünya Gıda Günü kapsamında her yıl açlık, açlıkla mücadele, yetersiz beslenme, gıda güvensizliği, kaynakların paylaşımı gündeme getiriliyor. Gıda için sürdürülebilir üretimin önemine dikkat çekiliyor.

Düzenlenen etkinlikler kapsamında, dünyadaki beslenme problemlerine işaret edilerek, adaletsiz gıda paylaşımı, ülkeler ve gıda üretimi – tüketimi, yeterli ve dengeli beslenmenin önemi konuşuluyor. Bu şekilde, daha iyi üretimden daha iyi bir yaşama gıda bir tarım-gıda sistemi içerisinde ele alınıyor. Başka bir ifadeyle, gıdanın çiftlikten çatala uzanan uzun yolculuğuna odaklanılıyor. Bu sistem, sadece tarım ürünlerinin yetiştirilmesini, hasadını, işlenmesini, paketlenmesini, taşınmasını, dağıtılmasını, ticaretini, satın alınmasını, hazırlanmasını, tüketilmesini ve atılmasını kapsamıyor aynı zamanda ilgili tüm aktörleri de içeriyor. Geleneksel tanımında “gıda güvenliği, “bulunabilirlik”, “erişilebilirlik”, “faydalanma” ile “istikrar”  boyutlarıyla tartışılabiliyor. Ancak, yaşadığımız tarım-gıda sistemlerini artık bu yaklaşımla ele almak yetersiz kalıyor.

Bu dört boyutun yanına “aktörler” ile “sürdürülebilirlik”  de ekleniyor ve bu temelde iklim değişikliğinden çatışmalara, ekonomik krizlerden, insana yakışan çalışma koşullarına, gelir, cinsiyet eşitsizliklerine tarım-gıda sistemlerinin baş etmesi gereken sorunların ele alınması gerektiği belirtiliyor.

Herkes için güvenli gıda

Gıda güvenilirliği ile yeterli ve dengeli beslenme konusu gün geçtikçe Türkiye’de de önemini artırıyor. Bu noktada, tarladan sofraya kadar ürünün her süreçte kontrol ve denetiminin insan sağlığı açısından büyük önem taşıdığı sıkça vurgulanıyor. Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve üreticilerin üretime devam etmesi gerekliliğine dikkat çekilen bu günde, topluma güvenli gıda sunmanın da son derece önemli olduğu vurgulanıyor. Bunun yanı sıra sadece güvenilir gıda arzı ve erişimi değil aynı zamanda dengeli beslenmeyi sağlayacak sağlıklı gıdaya erişim de bir diğer önemli tartışma konusu.

Dünya hedeflerinden uzakta

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayeşgül Selışık da bu senenin temasında belirlenen dört hedefe dikkat çekiyor: ‘Daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi çevre ve daha iyi yaşam.’

Dr. Selışık, FAO’nun yakın zamanda açıkladığı Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu’ndaki (SOFI 2021) verilere işaret ediyor: “FAO’nun 2021 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu’nda, açlık ve gıda güvenliği ile ilgili herkes için çok daha dikkatli davranması gerektiğini vurgulayan veriler var. COVID-19 pandemisinden önce de, 2030 yılına kadar dünyadaki açlığı ve yetersiz beslenmeyi tüm biçimleriyle sona erdirme taahhüdümüzü yerine getirme yolunda ilerlemiyorduk. Salgın bunu şimdi önemli ölçüde zorlaştırdı ve 2030 yılına kadar Sıfır Açlık hedefine ulaşma zorluğunu artırdı.

2020'de açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısına 118 milyon kişi daha eklendi. Bir önceki yıl bu rakam 690 milyon civarındayken 2020’de 811 milyona yükseldi. 2020’de Dünyada yaklaşık üç kişiden biri (2,37 milyar kişi) yeterli gıdaya erişemedi. Gıdaya erişemeyen insan sayısı sadece bir yılda yaklaşık 320 milyon kişi arttı. Küresel nüfusun yüzde 12'sine yakını yani yaklaşık olarak 920 milyon insan 2020'de ciddi gıda güvensizliğine maruz kaldı. Bu sayı 2019’a göre 148 milyonu kişilik bir artışa işaret ediyor. Küresel olarak, dünyamız 2030 yılına kadar beslenme göstergelerinden herhangi biri için hedeflere ulaşabilecek durumda değil.”

MEVCUT TARIM SİSTEMİ, 2050’DE 10 MİLYAR İNSANI BESLEYEBİLİR Mİ?

Durumun daha iyi anlayabilmek ve uygun çözümler geliştirebilmek için gıda sistemlerinin mercek altına alınması gerektiğini söyleyen Selışık şunları söylüyor: “Tarladan çatala uzanan bir sistemi ifade eden Tarım-Gıda sistemleri, özellikle ana ürün ve sektörlerde daha esnek bir yapıya dönüştürülebilirse herkes için daha uygun fiyatlı sağlıklı beslenme ürünleri sağlayabilir. Bu da açlığı gıda güvensizliğini ve yetersiz beslenmeyi sona erdirmek için önemli bir rol oynayabilir.

Bugün yüzmilyonlarca insanın açlıkla mücadele etmesine neden olan mevcut-tarım gıda sistemi 2050 yılında 10 milyar insanı besleyebilir mi?

Bizler bu sistemi dönüştürdüğümüzde: Herkes yeterli, besleyici ve güvenilir gıdaya erişebilecek; Kimse açlık ve yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalmayacak; gıda kaybı ve israfı en aza inecek; gıda tedarik zinciri iklim değişikliği gibi şoklara karşı daha dayanıklı olacak, küçük ölçekli çiftçiler adil iş koşullarında üretim yapabilecekler; biyolojik çeşitlilik ve ekosistem korunacak. Bu dönüşümü başardığımızda, doğal afet ve salgın hastalık gibi zorlukları kolayca atlatabileceğiz. İnanıyorum ki, göstereceğimiz ortak çaba ‘Daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi bir çevre ve daha iyi bir yaşam’ için toplumsal farkındalığın arttırılması ve gerekli kaynakların yaratılmasına katkı sağlayacaktır.

DÜNYA GIDA GÜNÜ NEDİR?

Dünya Gıda Günü, 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) kuruluşunu kutlamak amacıyla düzenleniyor. Tüm dünyada 150'den fazla ülke bu kutlamalara katılıyor.

Dünyadaki açlığı ve yoksulluğu ortadan kaldırmak misyonu ile çalışan FAO, bu özel günü kutlamaya herkesi davet ediyor. Her yıl BM’nin belirlediği temalar ile iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkisi, günümüzde yaşanan ve önümüzdeki yıllarda derinleşmesi beklenen besin yetersizliğine dikkat çekilmesi hedefleniyor.