30.09.2021, 07:00

Afganistan krizinin analizi (2) Taliban rejiminin kolay başarısı ve Afganistan'ın geleceği

Talibanın şuan itibari ile ülkeyi nasıl yöneteceği, diğer ülkeler tarafından nasıl tanınacağı ve bundan sonra Afganistan içersindeki olası uygulamaları hala merak konusu olmaya devam edecektir. Ama burada asıl olan ABD nin buradan bu kadar hızlı çekilmesi ve Taliban'ın devleti geri almasına müdahil olmamasıdır.

Bilindiği gibi ABD Başkanı Biden seçim kampanyalarının en başına özellikle Afganistan ve Orta Doğu'dan çekileceğini sözünü koymuştu. Seçim sürecinde sürekli olarak buna vurgu yapmıştı. Bunun temel sebebi ise Orta Doğu'daki ABD varlığının hem askeri hem mali olarak ülkeye ağır bir ekonomik yük getirmesiydi. Biden siyasal önceliğinin ABD'nin iç meseleleri olacağını da belirtmişti. ABD yönetimi Taliban'ın Afganistan'ı kesinlikle ele geçireceğini biliyordu. Buna rağmen ani çöküşten değil de üç aylık bir süreden bahsediliyordu. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Senato'da konuşma yaparken Afganistan'ın, Taliban tarafından bir iki günde işgal edilemeyeceğini dile getirmişti. Çünkü ABD hükümeti en azından Afgan hükümet askerlerinin uzun süre Kabil'e giriş noktasında, hava gücünü de kullanarak direnebileceğini düşünüyordu. Çünkü Taliban ordusunun bir hava gücü yoktu. Sonuç olarak Taliban ordusu Afganistan'a girdi ve hiç bir zorlukla karşılaşmadan ülkenin tamamını ele geçirdi. Bu ABD açısından bir hezimet oldu.

Özellikle ABD ülke içinde bu işgal sonrası havaalanında uçaklara sarılarak kaçmaya çalışan halkın durumu ile 1975 Nisan ayında Güney Vietnam'daki ABD diplomatlarının kaçışıyla benzerlikler kurulması, pek çok sert eleştirilere sebep oldu. Gerek Demokrat, gerekse Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Nisan ayından beri hükümete buradaki halkın tahliyesine başlanması yönünde baskı yapmışlardı. Bu eleştirilere karşı ABD başkanı bir açıklamada bulunarak halkına ve Senato'ya "buradan çekilmek doğru bir karardır, biz buraya milyar dolar para harcıyoruz, fakat görüldü ki Afgan ordusu kılını bile kıpırdatmadı ve yaptığımız yatırımın boşa olduğu görüldü" diyerek kendisini savundu. Bu durum Kennedy yönetiminin savunma bakanı Robert Mac Namara'nın 1960'larda Vietnam için yaptığı hesap hatasının yinelenmesi anlamına geliyordu. Güney Vietnam anti-komünist rejiminin Vietkong direnişine karşı sayısal olarak 5 kat üstünlüğü vardı. Ama Vietkong'un her elemanı ölüme hazırken, ABD destekli Güney Vietnam ordusunun fertleri buna hazır değildi. Taliban'ın bir kaç katı üstünlüğe sahip ABD destekli Afgan hükümeti ordusu da bu rejimi korumak için ölmeye hazır değildi, onlar ABD'den gelen paralarla geçinmek için üniforma giymişlerdi ve ABD'nin bizzat desteği rejimlerinin moral ve ahlaki zayıflık ve meşruiyet sorununu oluşturuyordu. Amerikalılar her yönüyle Vietnam'dan daha beter bir hatalar zincirine düşmüşlerdi.

Sonuç itibari ile ABD'nin buradan çekilmesi haklı bir durum olsa da çekilme şekli ve hazırlıksız olması tüm dünya tarafından görülmüş oldu. Burada dikkat çeken önemli sorunun ABD'nin istihbarat zaafiyeti olduğu da gözlerden kaçmadı. Zira buradaki rejimin dayanma gücünün yaklaşık üç ay olabileceği hesaplanırken, her şeyin üç günde olup bitmesi birşeylerin yanlış hesaplandığını gündeme getirdi. Bütün hesaplar Afgan ordusunun direneceği yönündeydi. Anlaşılan o ki ABD'de yapılacak olan 2024 seçimlerinde bu dış politika hezimeti Biden'i zora sokacaktır.

Bütün fatura ABD hükümetine kesilse de buradaki Afgan hükümeti de bu durumu beklememişti. Öncelikle Afgan ordusu ve devleti ABD'nin buradan çekileceğine pek inanmamış, en azından bu kadar hızlı olacağını düşünmemişti. Çünkü olası savaş durumunda ABD'nin hava desteğini vereceğini düşünmüşlerdi. Fakat 20 yıllık direniş deneyimi ile Taliban'ın kırsal hakimiyeti bu hava desteğini de anlamsız kılıyordu. ABD hava desteği Suriye'deki Şam rejimini baskılayabiliyordu. Ama Taliban için bu söz konusu olmadı. ABD buradan çekilince hava desteği de kesilmiş oldu. Başka bir neden ise Eşref Gani yönetiminin bürokrasi kanadındaki zaafiyetidir. Ülkenin Dışişleri Bakanı bile yaşanan krizle doğru dürüst ilgelenmezken diğer görevliler de yerinde yoktu. Herkes kendi başının derdine düşmüştü.

ABD'nin ne kadar çürük ve vasıfsız adamlarla derme çatma bir devlet kurmaya çalıştığını bu örnek gösteriyordu. Fakat Amerikan idealizmi, propagandası, gerçeklik inşaası bu durumun görülmesini engelliyor ve Amerikan halkı aldatılıyordu. ABD para ekonomisi açısından bakılırsa yaşanacak hezimet değil yapılacak harcamalar önemliydi ve ekonominin çarkı kamu harcamaları ile dönüyordu. Afganistan da çok önemli bir harcama kalemiydi.

Hava desteği kesilince uzak bölgedeki Afkan askerleri savunmaya geçmedi. Çünkü hava desteği olmadan ilaç, silah ve yiyecek uzak bölgelere gelemeyecekti. Kırsalı Taliban denetliyor ve bu malzemeleri ele geçiriyordu. Merkezi hükümet yardımı sağlayamayınca ordu geri adım attı. Yani Taliban ordusu çok güçlü değildi, karşısında kendisine inanmamış, öz güveni olmayan, feodal-kabileci beylerden oluşan ve bütün umutlarını gerek teknolojik, gerekse savunma açısından başka ülkelere bağlamış bir Afgan hükümeti vardı. 2020'de imzalanan Doha Anlaşması ile ABD çekileceğini kabul edince kısa zamanda Taliban ordusu topalrlanma sürecine girdi. Artık tüm savaşçılar iktidarın yakın olduğunu anlamışlardı ve çürük hükümetin çökmesi an meselesi idi. Afgan halkı bu durumdan pek de rahatsız değildi. Zaten kırsal kesimdeki halk her zaman Taliban ile temas halindeyken ABD ordusunu benimsememiş, meşru görmemişti. Bundan sonraki süreçte önemli olan konu ise Taliban ordusunun varlığı dünya ülkeleri ve diğer örgütler tarafından hangi sıfat ile kabul göreceğidir.

Yorumlar