06.11.2020, 12:00

Ah İzmir’im...

30 Ekim... 6.9 Yıkıldı binalar. Ve korku ile düşlerde yıkıldı.

30 Ekim...

6.9

Yıkıldı binalar.

Ve korku ile düşlerde yıkıldı.

Unutulmayacak zamanlar.

Unutulmayacak anlar.

Acımız büyük. Geliyorum diyordu adeta felaket aslında.

Tarifsiz. Kelimeler yetersiz. Suskunuz ama õfkeliyiz.

Biliyoruz, 1. derece deprem bölgesindeyiz değil mi?

E o zaman neden hala yüksek kat, çürük bina yıkımları ile canlar yanıyor, aileler dağılıyor?

Bu ülkede öz eleştiri yapan oldu mu? Hiç olmadı.

Kangrene dönmüş çok sorunlar var şu şehirler de artık görün.

İzmir’in ve daha bir çok şehrin bozulmasında sorumlu kimler?

Zamanında ki rantçılar.

Şimdiki rantçılar.

Ve biz her seferinde bu serzenişleri yapıyoruz da geri getirebiliyor muyuz zamanı?

Hayır.

Ancak şunu da biliyoruz ki bu kriz uzun zamandır var.

Konuşuluyor.

Yerel yönetimlerce biliniyor.

Sistem içinde olanlar tarafından ortaya çıkan bu düzensizlikler, sorunlar çözümlenemiyor.

Boy boy yazılıyor. Televizyonlarda konuklarla her şey ortalara dökülüyor. Sosyal medyada dilleniyor.

Ne değişiyor?

Hiç...

İnşaat sektörü tarım arazilerinden elini çeksin.

Ormanlardan elini çeksin.

Doğru düzgün işini yapsın. Bu vurdumduymazlıklar nelere yol açıyor göremiyor musunuz?

Ülkemde inşaat işi kolay para.

İnşaatçılık rantçılık olmuş.

Ve işi bilende bilmeyende bir olmuş. Önüne gelen müteahhit olmuş göremiyor musunuz?

Artık gözü açalım.

Yitirilen bu canlar için yeter demenin zamanı geldi.

Ah ‘İzmir’ im ah geçmiş olsun.

Gene olan garibana oldu.

Yorumlar