21.12.2020, 07:19

AK Parti'deki hesaplaşmanın yansıması mı? (1)

AK Parti'deki hesaplaşmanın yansıması mı? (1)

AK Parti İzmir Başkanlığı partinin oy oranının en yüksek olduğu ilçeler arasında bulunan Kemalpaşa’da ilçe yönetim kurulu üyesi olan Dursun Ali İnce ve Nihat Boytepe’nin kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edildiğini duyurdu. Süreç devam ederken İlçe Başkanı Bülent Aksakal yaptığı açıklamada, “ilgili kişilerin istifaları ilçe başkanlığımızca alınarak üyelikleri düşürülmüş ve bu kişilerin partimizle ilişiği kalmamıştır” diyerek aslında durumun prosedürden ibaret olduğunu söylüyordu. İki ismin neden ihraç edildiği konusuna girmeye gerek yok. Çünkü bu konuda yargıya yansımış bir dizi olay var. Burada altını çizmek istediğim konu ise son yerel seçimde alınan oy oranına bakıldığında belediye meclisinde AK Parti olmasına rağmen başkanlık koltuğunda CHP’li Rıdvan Karakayalı’nın oturmasıyla başlayan yeni bir süreç. Herkesin bildiği gibi; AK Partili Belediye Başkanı Arif Uğurlu meclis listesinden düşük oy alarak başkanlığı kaptırdı. Beş yıl yönettiği ilçede şimdi sıradan bir partili gibi dolaşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir denilince aklına ilk gelen yerin Kemalpaşa olduğunu biliyoruz. Çünkü Erdoğan’ın ilçenin demografik yapısı ve uzun yıllardır merkez sağa ilgisi nedeniyle bazı siyasi figürleri bile yakından tanıdığı konuşuluyor. Durum böyle olunca Kemalpaşa, AK Parti için gerçekten özel bir yer. Son zamanlarda ise ciddiye alınacak bur durum yaşanıyor. O da eski Başkan Uğurlu ile Kemalpaşalı Milletvekili Yaşar Kırkpınar arasındaki kavganın artık gün yüzüne çıkmış olması. Görevde olan İlçe Başkanı Aksakal’ı ısrarla isteyen Kırkpınar başta Uğurlu olmak üzere birçok ismin karşı duruşunu önemsememişti. Belediye başkanlığı sırasında Kemalpaşa dışından gelen yapılara dayanarak ilçeyi yönetmekle suçlanan Uğurlu’nun yeni yönetimden rövanş aldığı konuşuluyor. Uğurlu ile Kırkpınar arasındaki gerilim daha da büyürse mesele bırakın Ankara’yı Erzurum’da bile duyulabilir. 

 

KAMOUYU BİLSE OLMAZ MI? (2)

İzmir Büyükşehir Belediyesi kanunen tüm ilçe belediyelerinin üzerinde bir kurum. Bütçesi ve imkanları ile bazı bakanlıklardan fazla güce sahip.  Belediyelerin çalışma şekillerini belirleyen 5216 ve 5393 sayılı yasalar görev tanımlarını da yapmış. Doğumdan ölüme kadar bir vatandaşın her şeyiyle ilgilenme görevi verilen belediyeler İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de söylediği gibi “devlet babaysa belediyeler anadır” mantığıyla çalışmalar yapıyor.  Yaklaşık iki yılı geride bırakmak üzere olan Başkan Soyer’in katıldığı bütçe ağırlıklı ve sonraki meclis toplantılarını yakından izliyorum. Yaptıklarından çok yapamadıklarıyla eleştirildiği gibi yakınları üzerinden değerlendiriliyor. Göreve başladığında kardeşi Onur Soyer’in İzmir Tanıtım Vakfı’na genel sekreter atanması, sonrasında ise 9 milyonluk kaynak aktarımıyla konuşulan Başkan Soyer şimdi de eşi Neptün Soyer’in çalışmalarıyla gündeme geliyor. Soyer, bilindiği gibi sadece bir başkan eşi değil! Aynı zamanda Köy-Koop İzmir Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor. Geçmişte, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal yapısına ve dönemin Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun kooperatif tercihlerine karşı duran Soyer, bazı kooperatiflerin kayırıldığını ve kollandığını söylemişti. Kırsalda hizmet veren kooperatiflere yardımı çeşitlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde eş Soyer’in süt alımları üzerinden kestiği faturalar ve ödenen rakamlar gündeme getiriliyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın kontrolünde olan bu alım ve satışlar konusunun netliğe kavuşması lazım. Bana göre, kişisel mal varlığını göreve geldiği gün belediyenin web sitesinden yayınlayan Başkan Soyer bu tartışmaya noktayı koyabilir. Alınan sütler ve kooperatiflerin ürünleri ihtiyaç sahiplerine gidiyorsa, köylü-üretici durumdan memnunsa saklanacak bir şey olmasa gerek. Şu rakamları şeffaf bir şekilde kamuoyu bilse olmaz mı? Böylece tüm tartışmalar da ortadan kalkar. 

 

SAYIŞTAY’IN BELEDİYELERE UYARISI! (3)

Sayıştay, İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilçe belediyelerin mali açıdan denetim raporlarını yayınlamaya başladı.  2019 yılına ilişkin bir rapor olduğu için ilk dört aylık zaman dilimi eski belediye başkanlarının faaliyetlerini kapsıyor. Tabi ki bu konuda raporda bir ayrım yapılmamış. Devlette devamlılık esastır anlayışıyla hareket eden Sayıştay, yıl bazında tespitler yapıyor. Her belediyenin kendine has avantajları ve dezavantajları var. Raporlara baktığınızda genel olarak ortak bir sorun var. O da belediyelerin mali yükünde personele yapılan harcamaların ciddi bir yer kaplaması. Toplu sözleşmelerde sendikaların bitmek bilmeyen talepleri her belediye başkanı döneminde vaatlerle zenginleşiyor. Bu yüzden bazı belediye başkanları sendikaların “ücret sendikacılığı” yaptığını iddia ederek bu işe bir dur denilmesini istiyor. Sayıştay bu konuda hemen hemen tüm belediyeler için şu tespiti yapmış: “Toplu sözleşmede kanunen sendika ve belediye başkanı sadece ücreti belirler. Sosyal denge tazminatının oranına karar verebilir“ Mesela Buca Belediyesi’nin, “Belediyenin mevcut ya da açacağı kreş veya anaokullarından çalışanların çocukları ücretsiz yararlanır”, “Belediyenin mülkiyeti ve kendi varlıkları üzerinde kurulu olup, belediye tarafından işletilen kamp, kreş, etüt, havuz, tenis, kültür ve benzeri tesisler ile belediyemize ait spor komplekslerinden fıtness hariç, çalışanların kendisi, eşi ya da çocuklarından biri ücretsiz olarak yararlanır” gibi kararları var. Belediye yine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın çalışanların ücretli izinli olacağını belirtmiş.  Bir de memur, vekil memur ve sözleşmeli personelin evini taşıması halinde 2 gün idari izin verileceğini anlatmış. Bir madde daha var ki birçok belediyede reklam malzemesi olarak kullanılıyor. Sözleşmede yer alan; “belediye çalışanlarının ailesinin şikâyeti üzerine aile içi şiddet uyguladığı tespit edildiği durumlarda söz konusu çalışanın sözleşme hükümlerinde yer alan mali ve sosyal yardımlardan elde ettikleri elinden alınarak, bunlar çalışanın eşine ödenir” ibaresi de Sayıştay tarafından kabul edilmiyor. Aslında görülüyor ki belediye ile sendikalar kameralar önünde gösterişli toplu sözleşme imzalasa da yasal olarak bir dayanağı bulunmuyor.  

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@