26.04.2021, 03:52

Ak partili Pehlivan, Soyer’den ne istedi?

Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy’un tutuklanmasının ardından hareketli geçen süreç sonrasında başkanlık koltuğuna AK Partili Aydın Pehlivan oturdu. Seçim, mahkeme, karşılıklı suçlamalar derken hukuki kararlar sonrasında sandıktan çıkan irade yerine Menemen’i kuradan çıkan irade yönetiyor. İşçilerin maaşları ve konumları nedeniyle çıkan tartışmayla göreve başlayan Pehlivan’ın performansı oldukça iyi görünüyor. İlçede tanınmış olmanın getirdiği avantajı kullanan Pehlivan’a, Ankara’dan da ciddi destek ver. Belediye Başkan Adayı Durmaz Bayraktar ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Yusuf Demircioğlu’nu yardımcılık görevlerine atadıktan sonra birçok değişiklik yaptı. İlçenin şimdiki gündemi ise belediye şirketlerinde çalışan işçilerin yeni görev yerleri. Bankamatik olanlar başta olmak üzere ehil olmayanların listesini yapan yönetim, idari tasarrufta bulununca ortalık yeniden hareketlenmişti. Bu sırada Pehlivan randevu alarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i ziyaret etti. Ziyarette, Büyükşehir-İlçe belediyesi ilişkilerinin masaya yatırılmasının yanında siyasi değerlendirmelerin de yapıldığı bilgisini aldım. Şöyle ki; Menemen’de yerel muhalefetin etkisini kırmak isteyen Pehlivan’ın bu hamlesinin nedeni, büyükşehir ile uyumlu çalışan bir belediye imajını vermek. Çünkü Soyer’in seçim süreci ve yargısal kararlarla ilgili defalarca gündeme gelmiş eleştirel açıklamaları bulunuyor. Pehlivan’ın koltuğa oturmasına neden olan kuranın yenilenmesi dahil birçok konuda tepki koyan Soyer’in, Pehlivanla görüşmesi de oldukça verimli geçmiş. Pehlivan, bazı projelerden ve yarım kalan yatırımların tamamlanması konusunda destek isterken kendisi ve ekibi hakkında gelebilecek olumsuz değerlendirmelere de kulak asılmaması talebinde bulunmuş. Soyer’den, ilçeye dair bir konu olduğunda CHP örgütü üzerinden değil kendi üzerinden bilgi alması ricasında bulunan Pehlivan, işbirliğinin artarak devam etmesini dilemiş. İlçede yapımı devam eden pazaryeri gibi önemli mali kaynak gerektiren konularda birlikte çalışma arzusunu dile getiren Pehlivan kısa süre içinde kurmaylarıyla geniş bir sunum yapma istediğini de ortaya koymuş. Soyer ise bu fikre ve işbirliğine olumlu yaklaşarak kazananın Menemen halkı olması gerektiğini vurgulamış.  

 

YA DAVA YA ALKIŞ!

Koronavirüs salgınıyla birlikte gördük ki sağlıktan önemli hiçbir şey yok. Bu yüzden kitlesel ve kalabalık ortamlar yerini bireysel yaşama da bırakınca bundan ilk olarak şehirler etkilendi. Mesela, trafiğe çıkan araç sayısı çok arttı. Toplu taşıma olanaklarından faydalanan kullanımlar düştü. İzmir’de günlük kartla ulaşım araçlarına biniş sayısı 2 milyon civarından 300 binlere kadar düştü. Şimdilik rakamlar yarı yarıya gelse de gelirlerin yüzde 60’ında da ciddi kayıplar oluştu. Nüfusu 4 milyonu aşan İzmir’de ulaşım yolları ve trafik ile ilgili sıkıntılar giderek artıyor. Bunun birinci sorumlusu ve çözüm merkezi olan yerel yönetimlerin şehir içi bağlantı yolları, kavşak ve ulaşım ağlarıyla ilgili farklı projeleri hızlıca hayata geçirmesi planlanıyor.  Biliyoruz ki hükümet ile yerel yönetimler arasında ulaşım siyasete malzeme olan bir konu. Mevcut çevreyolunun imkanları ve kattığı değerden bahseden iktidar partisi yetkilileri belediyeleri caddeler üzerindeki geçitleri bile yapamamakla suçluyor. Konumu itibariyle etrafındaki illerden bağımsız düşünülemeyen İzmir’e yeni bir çevreyolu daha geliyor.  5 milyar 283 milyon 49 bin 294 TL'ye yapılması beklenen dev proje Menemen, Çiğli, Karşıyaka, Bayraklı, Bornova, Kemalpaşa ve Buca ilçelerinden geçecek. ÇED başvurusu yapılan projenin kontrolü ve işlemlerini ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yürütecek. Daha önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ikinci çevreyolu projesinin AK Parti Genel Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın 2014 adaylık projesi olduğunu ifade ederek, “ Biz de araştırıyoruz. Çok ciddi ağaç kesilmesi gerektiren bir tablo” demişti. Ardından bazı sivil toplum kuruluşları ve çevre-doğa dernekleri dava sinyali bile vermişti. Hepimiz biliyoruz ki şehir içinde ne kadar yol yaparsanız yapın bir çevre yolunun yükünü taşıyamaz. Aldığım bilgilere göre Başkan Soyer’in kurmaylarının da projenin ayrıntılı güzergahı netleştikten sonra olası yatırıma engel olan tarafta olmak istememeleri yönünde görüş bildirdikleridir. Elbette son kararı yine de Soyer verecek. Ya dava açılacak ya da projeye alkış tutulacak.

 

TARIMDA İHTİSAS MI İHTİRAS MI?

Ege’nin çocuğu İzmirli bakanın yönetiminde çalışan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önemli yatırımlarından birisi de tarım ihtisas organize sanayi bölgeleri. Kara düzen, komşusundan ne gördüyse onu eken, geleneksel üretim ve para hangisindeyse ona yönelen tarımsal üretim değil ihtisaslaşma ve uzmanlaşmayı öngören bu çalışma kapsamında hazırlıklar sürüyor. İzmir’de Dikili’de seracılık, Bergama’da süt, Kınık’ta bitkisel üretim ve Bayındır’da çiçekçilik merkezli kurulacak organize sanayi bölgelerinin bir yandan yönetimleri şekilleniyor. Ama ortada ciddi bir sorun var. O da üretim yapacak şirketlerin dengeli dağıtımının olmaması. Şöyle ki Bergama’daki projeye 10 firma başvuru yapıp yer almayı taahhüt ederken komşu Kınık’taki başvuru sayısı 90’ı buluyor. Dikili’de ise keza yine aynı sorun var. Başvuru sayısı burada da 3-5’i geçmiyor. Bir de bölgede jeotermal kaynakların dengesizliği ve yetersizliği söz konusu.  Bayındır’da ise şimdilik alınmış bir yol yok. Kuruluş çalışmaları devam eden çiçeğin başkentinde başvuru sayısı da gözle görülür nitelikte bulunmuyor. Tarımda ihtisaslaşma bu kadar önemliyken bakanlık bürokrasisinin ihtirasına kurban gitmesi muhtemel bu yerlere acil müdahale gerekiyor. İzmir gibi bereketli tarım topraklarının yer aldığı, ‘insan eksen yetişir’ denilen ovalarda üretimi teknoloji ve bilimle yoğurmalıyız.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@