25.07.2014, 21:00

Akkuyu gerçeği-1

Türkiye’nin nükleer kaderi, 3 bin 600 sayfalık ÇED raporu...

Beklenen rapor...

Mersin'in Gülnar İlçesi Büyükeceli Mahallesi Akkuyu mevkiinde yapılmak istenilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci 24 Temmuz günü tekrar şekillendi... Ve önümüzdeki günlerde de karar ve kader birleşecek...

Bakanlık 24 Temmuz'da toplandı...

Rosatom Şirketi, Mersin Akkuyu’da kurmayı planladığı nükleer santralin ÇED Raporu'nu 3. kez Çevre Bakanlığı'na sundu...

Akkuyu NGS Projesi ÇED Raporu'na ilişkin bugün gerçekleştirilen inceleme ve değerlendirme komisyonu toplantısı tamamlandı ve ilgili bakanlıklar, üniversiteler, TEMA, Greenpeace, Yeşil Barış Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı ÇED Raporu İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısında eksiklikler beyan edildi...

 

*

Peki bundan sonraki süreçte ne olacak?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için Akkuyu NGS şirketine süre verdi...

Önce Mersin Valiliği'ne gönderilecek ÇED raporu, askıya çıkacak.

Bakanlık, şirkete 3 aylık süre tanıyacak.

Raporun son hali sunulacak.

Şirket eksiklikleri giderecek ve eksikliklerin giderilmesiyle de ÇED raporu kabul edilmiş olacak...

Ancak tekrar toplantı yok...

 

*

Eee bir canlının hayatı, şirketlerin kâr hırsından önemli değil mi?

Önemli tabii...

Akkuyu Nükleer Santrali için ÇED toplantısından çıkan sonuç ne olursa olsun mücadeleye devam edilecek...

Ne için?

Önlemler için...

Ne için?

Yaşanabilir ülkemiz için...

Nükleer santral ile ÇED raporu tartışmaları sosyal medyada geniş yer aldı ve 24 Temmuz karar zamanında büyük baskı oluşturuldu...

Neden?

Önlemler için...

Dünyada halen 30 ülkede 438 nükleer santral reaktörü enerji üretiminde kullanılırken, 42 nükleer santral inşa aşamasında bulunuyor...

Evet biliyoruz....

Ancak bilinmeyen şu ki önlem çok çok önemli...

 

*

Türkiye nükleer istemiyor deniliyor...

Neden peki?

Karşı çıkanların isteği raporun reddedilmesi...

Çünkü;

İstanbul ve çevresi de tehdit altında...

Santralden çıkan nükleer atıklar Rusya’ya transfer edilirken boğazlardan geçecek...

Dünyada her yıl, nükleer madde taşımacılığında en az iki kaza yaşanıyor. İstanbul Boğazı en tehlikeli kaza alanlarından biri...

Akdeniz foku ve Caretta carettalar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya...

Santralin kullandığı soğutma suyu Akdeniz'de su sıcaklığının artmasına neden olacak ve tüm deniz yaşamını tehdit edecek...

Olası bir kazada küçük bir miktar dışında sorumluluğu alacak kimse yok...

Kaza olursa milyonlarca dolar halkın, yani senin cebinden çıkacak...

Rosatom'un ise hiçbir sorumluluğu yok.

*

Türkiye’nin %64'ü nükleer santral istemezken, %82'si nükleer santrallere yakın yaşamak istemiyor.

Çünkü acil durum planı sadece 5 km çapını kapsıyor.

Oysa bir kaza olması durumunda Türkiye'nin tamamı ve komşu ülkeler de radyasyondan etkilenecek.

Bu konunun üstü kapatılmamalı...

Temiz enerji hepimizin isteği...

Ülkemizin de gelişmesi hepimizin isteği...

Ancak gelişim demek yıkıp geçmek demek değildir...

 

Devamı haftaya...

 

Dip notlar;

 

Bayram...

 

Bayram coşku demek...

Sevinç demek...

Huzur ve sevgi demek...

Tatil amaçlı yapılan yolculukların ana teması ‘iyi bir yolculuk ve iyi bir dönüştür’…

Şehirlerarası trafiğin yol açtığı kazalar malum…

Acele...

Aşırı hız...

Dikkatsizlik…

Bu nedenle yüreğimizi dağlayan görüntülerle karşı karşıya kalmamak için önlemlerimizi iyi almalıyız...

Ancak ülkemizin bir gerçeği kapımızda ve bu konudan ne kadar da hoşlanmasak da gerçekle yüzleşip bilinçsiz sürücülerin yol açtığı bayram enkazlarını iyi bilmeli ve tedbirli olmalıyız...

Yolculuk planları yapılırken lütfen en önemli konuyu atlamayın. Aracınızın bakımlarını daha önceden yapın, ihmal etmeyin…

Geçmişimizin bize en güzel hediyesi olan ziyaretlerimizi elbette yapacağız…

Ancak bilinçli ve dikkatli.

Stressiz ve acele etmeden…

Unutmayalım!

Trafik hesaplarla değil; tedbir, eğitim ve dikkatle daha güvenli hale gelir.

 

Geleneklerimiz…

 

Çok fazla tüketimi geçiş…

Adetlerimiz…

İkramlarımız…

Bayram süresince yapılan lezzetli ikramlar, birbirinden güzel tatlılar.

Donatılan masalar...

Envai çeşit yemekler...

Ve dengesiz beslenme…

Aman!

Bu bayramı en az hasarla atlatalım…

Öncelikle risk altında olanlar dikkat!

Hasta ve yaşlılar, sindirim sistemi rahatsızlıkları, mide ve barsak rahatsızlıkları olanlar…

Tansiyon düzensizliği, kolesterol yüksekliği olanlar...

Yüksek tansiyon ve böbrek hastalıkları olanlar...

Kalp rahatsızlığı,şeker yüksekliği yaşayanlar…

Özellikle diyabeti olanlar tatlılara dikkat diyoruz...

Güzel anlarımız, hoş sohbetlerimiz oburluğumuzun kurbanı olmasın…

Sağlıklı ve mutlu bayramlar hepimizin olsun….

 

 

 

Mutlu kalın...

 

 

Fıkra;

Temel bir gün ormanda yürürken bir ıslık çalıp bir besmele çekiyormuş.

İdris bunu görünce sormuş;
- Ula uşağum ne yapayisun.
Temel;
- Hiç şeytana antrenman yaptirayırum.

 

Günün sözü;

Sokak lambası gibi olma eyy yâr… Kime yandığın belli olsun… ( Necip Fazıl Kısakürek )

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@