22.12.2018, 05:01

Algı...

Bir kaç haftadır gündemde olması dolayısıyla ‘küresel ısınma’ya dikkat çekilmesi gerektiğini düşünmüştüm. 
Malum geçtiğimiz haftalarda bir çok konferans yapıldı bunun için. 
Önlemler, yapılacaklar vs vs hepsi konuşuldu. 
Çok ayrıntıya girmek istemiyorum. Çünkü bir kaç haftadır bu önemli durum ile ilgili sizlere ayrıntılı bilgiler sundum. 
*
Ancak bazı algı değişikliklerini de sizinle paylaşmak isterim.
Konu ile ilgili bir ‘algı’ oluşturmaya çalışanlar var ki çok tehlikeli sular bunlar.
Bu algı değiştirme durumları sanki ‘küresel ısınma yok’ ‘uydurma’ dedirtecek cinsten.
*
Bu tür tehlikeli algıları bilmeyen, okumayan veya okusa bile öyle bir sistem ile algısı ile oynanan kesim var ki bu kesime ulaşamıyoruz bile. 
Bu nedenle de bu kişilerin çevre olaylarına ilgisiz kalmaları da hep bu sebepten.
‘Küresel bilinç’ ne yazık ki istenmiyor bunu fark ettim...
*

Şunu da diyebilir siniz?
Niçin gelişmis ülkeler bu konuda kılını kıpırdatmaz iken bir avuç kişi parçalanıyoruz?
Çünkü yaşadığımız bu yerküreye tutkularımız zarar veriyor bunu bir avuç kişi görebiliyor. 
İşte bunu görmek küresel bilinçtir. 
O nedenle bireysel olarak da savaşmalıyız. 
Farkındalık bunu gerektirir.

*
1890’dan 1990 a kadar olan yüz yıllık periyotta dünya nüfusu dört kat, enerji kullanımı onaltı kat, karbondioksit salınımı da onyedi kat artmış durumda iken bu algı değişikliği neden?

*
Kapasitesinin üstünde kirletilen bir dünya “imdat çağrısı” yapıyor iken nasıl sessiz kalabiliriz? 
Nasıl algının değiştirilmesine göz yumabiliriz?
Küresel ısınmaya karşı oluşturulmaya çalışılan küresel bilincin tam tersi istikamette nasıl yol almayı düşünebiliriz ki?
"Bu asırlar önce de oldu, doğal bu olay" gibi neo-kaderci olamayız. Evrimsel bakış açısıyla yaklaşmamız şart.

*
Ancak, ‘dünyanın efendisi paradır’ diyen gücün kaynağına ulaşılıp asıl ‘onlara dur’ denmeli.
Oluşuma dur denmeli. Sisteme.
Ve ‘kapitalizmin’ zehri durdurulmalı.
Bütün bunları kabullenirsek çözümü de içinde buluruz.
*

Küresel ısınma ve benzeri global olaylar için "senede bir gün" zihniyetiyle bir şeyleri değiştirmek zor.
Bozulmanın sebeplerine tepki gösteren değil, birşeyleri"gerçekten" yapabilen olmalıyız. 
Tüm dünya hızlıca ve ortaklaşa hareket etmeliyiz. 
Ancak, bunları dile getiriyoruz da ne oluyor? 
Güç babaları buna izin vermiyor ki.

*
‘İnsanlar’da ki hırs artar, kapitalizm artar ancak kaynaklarımız sonsuz değil artanı karşılamıyor anlayın.
Kapitalist sistemler, ‘başkalarının çöküşüyle yükselir’ derler ya, ‘kıt kaynaklı ülkelerin çöküşü’ ile de büyük ülkeler yükseliyor ve sömürgecilik arttıkça artıyor.
İnsan sistemi ile yeryüzünü, kaynakları, ve zayıfları sömürüyor.
*
Peki neden böyle oldu? 
Hırs, doyumsuzluk ve bencillik yüzünden. 
Petrol savaşları yüzünden.
Silah baronları yüzünden.
Tohum toplayıcılar, ilaç sektörleri, fırsatçılar yüzünden.
*
Ceviz irisi büyüklüğünde dolu taneleri, fırtınalar olurken susan
dev firmalar, büyük şahsiyetler, hükümetler hatalarını kabul eder mi?
Algı yönetimi ile küresel ısınma yok da derler, az da derler.
Yüz binlerce insanı “küresel ısınma olmadığı” konusunda hem fikir bile yapabilirler. 
Böyle bir algı oluşturabilirler.
Çok kolaydır kitleleri inandırmak. 
*
Küresel ısınma olmadığını düşünenlerin “akıllı”, olduğunu düşünenlerin ise “her şeye inanan”olduğu savını diretenler belli bir plan içindeler gidişat içinde bu görülebilmeli.
*
“Gerçekler” önemli değildir diyerek başımızı kuma gömemeyiz. Bize nelerin “gerçek” olarak inandırıldığı konusunda da tereddütde isek bile başımızı kuma gömemeyiz.
Kuma gömdüğümüz zaman, gelecek nesillere koca bir ‘hiç’ bırakmış oluruz.

*
Küresel ısınma sebebiyle, buz dağlarının erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi daha aldırılmayan bir durum. 
Güney tarafta çölleşmenin artması ne yazık ki hiç aldırılmayan bir durum. 
İnsanoğlu kulaklarını tıkamış sadece konuşuyor.
Sağırlaştıkça konuşmanın şiddetlenmesi, seslerin arttırılması gibi bir şey bu.
Sağırlaştıkça duymuyor insanlık.
*
Sera etkisini sağlayan karbondioksit miktarı kendi kendine artan bir şey değil,  bunu görmezden gelen insanoğlunun eseri.
Orman baltalamak, petrol,kömür ve gaz yakımını son sürat kullanmak  insanın kendini baltalamasıdır oysa ki.
Karbondioksit üretmeyecek yakıt türleri pahalı diye geri plana atılırken, dünya da savunma ve silah endüstrisinin hızla artması da düşündürücü değil mi?



Var mı? 
Yok mu? 
Derken tarih düşelim.
Gelecek on yıl içinde küresel ısınmayı durdurmak için ciddi adımlar atılmazsa sonraki on yıl malesef çok daha büyük felaketler gelebilir. 
Petrol devleri, silah babaları hıslarını kenera bırakırsa, hükümetler silahlanma yerine ağaçlanmaya öncelik verirse durum değişebilir.
*
Gelecek nesiller için dünya fazla karanlık bu felaket seneryoları ile.
Ancak karanlıktan zevk alanlar da var.
Karanlığı kendine perde yapanlarda var.
*
‘Biz böyle çırpınıp duralım, hiç bir şey değişmiyor’diyerek pes etmek yok. 
Varsın değişmesin.
Umudumuz ufak kıvılcımın bir gün gelip koca bir ateşe dönüşmesidir.
*
Sloganlarla  ne değişti?
Değişmedi.
Boşa slogan da atacak değiliz artık. 
Sadece görmek istiyoruz. 
Görmek. 
Neyi görmek? 
Elinizden ne geliyorsa en iyisini yaparak güzel yerküremizi hastalıktan kurtarmanızı görmek.
*
‘Umut’ hayal etmekle başlarmış.
O nedenle bireysel olarak elinizden ne geliyorsa yapın. 
Çok ufak da olsa farketmez.
Bunu içine hayallerinizide sığdırabilirsiniz.
*
O nedenle ben hayal ediyorum. 
Hiç bırakmadım.
Sizde hayal edin; 
‘Uçsuz bucaksız tropikal ormanlar.
Özgürce gezen ve çoğolan hayvanlar, geniş bozkırlar, yabani hayatın bozulmadığı yerler. 
Ve doğa ile uyumlu insanlık, yaşama savaşı vermeyen, açlıkla, savaşla, güçle, hırsla dolmayan insanlık. 
Sadece doğaya adepte olmuş ve yaşıyor.’
*
Hayal.
Ama hayali bile güzel.


Dip notlar;

Belgesel...“An İnconvenient Truth”. 

Amerikalı siyaset adamı, iş adamı, belgesel film yapımcısı ve ‘Nobel Barış Ödülü’ sahibi eski  Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan yardımcısı Al Gore bir belgesele imza atmıştı. 
Adı, “An İnconvenient Truth”. 
Türkçe’ye ‘Uygunsuz gerçek’ ya da ‘rahatsız edici gerçek’ olarak çevrilebilir. 
"Ben sadece tüketmek için yaşıyorum” diye düşünürseniz, farkındalığınızı harekete geçirirseniz, bu düşünce ile de “Ben artık tüketmek için değil, elimden gelenin en iyisini yaparak dünyamıza nasıl yararlı olabileceğim konusunda kendimi geliştirerek yaşıyorum” dersiniz.

Değişiklikler...
Dünya çapında kaydedilen tüm zamanların değişiklikler ve dönüm noktaları...
Avrupa...
İspanya, Temmuz ayının ortasında, 46.9 dereceyi gördü.
Aşırı sıcaklıklar, Britanya adaları’nı kavurdu. Boğucu sıcaklıklar, yolların ve çatıların eğilmese sebep oldu.
İskoçya, İrlanda tarihteki en yüksek sıcak sıcaklıkları gördü.
Aynı zamanda ‘Avrupa’ nın tümü kara kışla, dondurucu soğukluklarla yüzleşti.
Yunanistan kasırga gördü.
“Kuzey Amerika...
Bir ara büyük bir ısı kütlesi ABD’nin doğu kısmının üçte ikisini ve Kanada’nın güneydoğusunu yakıp kavurdu. Yüksek sıcaklık rekorları kırıldı.
Ve tam zıddı  tüm zamanların en sıcak düşük sıcaklık rekorları da kırıldı.
Montreal, 147 yıl’ın  en yüksek sıcaklığı gördü. Ülkede büyük ısı ve nem birleşimleri yaşandı.
1 eylül 2017’de San Francisco, 41.1 dereceye ulaşarak tüm zamanlardaki en yüksek sıcaklığını yaşadı. 
2017 yılının Temmuz ayında, Kaliforniya’daki ölüm vadisi, dünya tarihinde kaydedilen en sıcak ayı yaşadı. 2017 yılının Ekim ayının sonlarında, Kaliforniya’nın güneyinde sıcaklıklar 42.2 dereceye kadar yükseldi.
Californiya’da günlerce süren yangınları da unutmayalım.
2018 yangını durdurulamadı.
Ayrıca büyük şiddetde ki kasırgalar büyük tahribata sebep oldu.
Avrasya...
Yüksek basınç kubbesi veya ısı kubbesi yaşadı.
Gürcistan Tiflis, , Ermenistan Erivan, Başkent, sıcaklıkta rekor kırdı.
Rusya’nın güneyi, Haziran ayı’nda ki en yüksek sıcaklarına ulaştı.
Orta Doğu...
Umman’daki kuriyat (Guriyat) şehri, Haziran ayında dünyada şimdiye kadar kaydedilen en düşük sıcaklığı yaşadı.
Arabistan da büyük dolu olayları yaşandı. 
2017 Nisan ayı’nda Pakistan, Temmuz 2017’nin sonlarında Şangay dünya üzerinde şimdiye kadar gözlenen kayıtlı tarihindeki en yüksek sıcaklıkları yaşadı. Mayıs 2017’nin sonlarında, Pakistan’ın batısında yer alan Turbat şehri ülkede tüm zamanların en yüksek sıcaklığı olan 53.5 celsius dereceye ulaştı.
2017’nin Haziran sonlarında, İran’daki Ahvaz şehri ülkenin tüm zamanlardaki en yüksek sıcaklığı olan 53.7 celsius dereceye çıktı.

Bu arada selleri, toprak kaymalarını unutmayalım. 
Çin, hindistan, Japonya’da yaşanan seller bize imdat çağrısını çok iyi hatırlatıyor...
Ülkemizde yaşanan seller, toprak kaymaları da keza öyle...
Bunlar hep ısısal dönüm noktaları...

(Kaynak : The Washington Post)



Mutlu kalın...

Fıkra; 
Temel bir gün evine gelen misafirini sahil yolunda gezdirirken, misafiri der ki;
- Beni hep karada gezdiriyorsun, tekneyle şöyle bir deniz sefası yapalım mı, Temel der;
- Uşağım ha pugün hava bozik.
Daha sonra misafiri ısrar edince, Temel istemeyerek de olsa tekneyi hazırlar ve binerler az sonra yağmur çiseler, Temel der;
- Haydi uşağım dönelim firtina çıktı dalgalar büyidü vallaha bataruz.
Misafir biraz daha açılalım der, Temel;
- Bak uşağım firtina çiktü, boş ver’ der.
Misafir Allah büyüktür, Temel öfke ile döner
- Ula ben de pilürim Allah büyük, lakin tekne küçük.


 Günün sözü; 
‘’Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir!’’ Che Guevara




 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@