09.04.2020, 21:28

Allah’ a ait olan ikamet yeri, kaldığı bir mekan var mıdır?

İslamiyet’te “Allah zaman ve mekândan münezzehtir” anlayışı hâkimdir.

İslamiyet’te “Allah zaman ve mekândan münezzehtir” anlayışı hâkimdir. Dinimize göre C. Allah, zaman ve mekân yokken vardı. Zamanı ve mekânı da o yarattı. O bakımdan, elbette ki Allah-ü Zül Celal Hazretlerinin, kendi yarattığı bir şeye tabi olması düşünülemez. Bu bakımdan Allah, zaman ve mekândan münezzehtir denilir. Zaman ve mekân da O’nun yarattıklarından olduğu için İslam uleması, Allah’ın zamana mekâna ihtiyacı da olmayacağını söyler. Sonra yine İslâm ulemasına göre Allah maddi bir varlık da değildir ki zamana ve mekâna ihtiyacı olsun.

  Allah’ın zaman ve mekândan münezzeh oluşu, Allah’ın hiçbir zaman yarattığı şeylere tabi olmayacağı, onlara uymak gibi bir şeyin yaratıcıya yakışmayacağı söylenir. Mekân dediğimiz şey, varlıkların bulunduğu yer anlamındadır. O varlıklar ise, Allah tarafından yaratılan nesnelerdir. C. Allah’ın, yarattıklarına ihtiyacı olmayacağını düşünen ulema, Allah, yarattıklarına niye uysun. O bakımdan mekan olayına bağlı olması da düşünülemez derler. Zaman dediğimiz şey ise varlıklardaki hareketliliğin ölçülmesi demektir ki bu da yani zaman da O’nun bir yarattığıdır. Allah’ın yarattığı mekâna tabi olmayacağı gibi, yine yarattığı zamana da tabi olmayacağı aşikârdır. Ve bu düşünceler sonucunda  da, Allah, zaman ve mekândan münezzehtir görüşü ortaya çıkmıştır.

  Yerde, gökte ne varsa hepsini yaratanın Allah olduğu Kuran’da çok açık bir şekilde anlatılır.Enam Suresi 102. Ayet’inde: “Yerde gökte ne varsa her şeyi yaratan Allah’tır”(Enam-102) buyrularak bu durum açıklanmaktadır. Yine Fatır Suresi 1. ayetinde de: “Gökleri ve yeri ve ikisi arasında olan her şeyi yaratanın o olduğu, Allah’ın her şeye gücünün yeteceği” bildirilmektedir.

  Dolayısı ile her şeyin yaratıcısı olan Allah’ın, zamanın ve mekânın da yaratıcısı olduğu açıktır. Öyleyse C. Hakkın, yarattıklarına tabi olması, onlara bağlı olması mümkün değildir. O bakımdan da yukarıda da belirttiğimiz gibi, Allah zaman ve mekândan münezzehtir.

  Daha ziyade eski ulema, “Evet Allah her yerde hazır ve nazırdır ama ilim ve kudretiyle her yerde hazır ve nazırdır” tezini savunurlar. Onlara göre Allah, ilim ve kudretiyle her yerde vardır. Yoksa Allah her yerde hazır ve nazırdır denilmesi, Allah’a yer tayin edileceği için doğru olmaz. Bu fikirde olan ulemaya göre  böyle bir yer tayin ederek konuşulması   insanı şirke götürür.

İSLÂM ULEMASI ZAMAN VE MEKAN ANLAYIŞINDA MUTABAKAT İÇİNDE MİDİR?

  Hayır. Bu konuda tam bir mutabakat sağlanmış değildir. Zaman ve mekandan münezzehtir anlayışı,bazı yönleri ile çekişmeli bir hâle getirilmiştir. Değerli okuyucularımızın bilmesinde fayda olacağı için onu da söylemekte yararlı görüyoruz.

  Bazı İslâm âlimleri de bu konuda farklı düşünmektedirler. Bu âlimlerden bazıları Taha Suresi’nin 5. Ayet’inde ki “Allah arş üzerinde duruyor” ifadesine dayanarak C. Allah’ın, hiçbir şeye ihtiyaç duymaksızın yedi kat göğün sonu olduğu kabul edilen ve  Arş olarak isimlendirilen yedinci kat üzerinde olduğunu ve dolayısı ile de bir mekânının bulunduğunu  ileri sürerek Allah’a bir yer tayinin de bulunurlar. Ayrıca C. Allah’ın, güç ve kudreti ile de her yerde görüldüğü için, Allah her yerde hazır ve nazırdır denilmesinde bir sakınca görmezler.

  Bu düşüncede olanlar, Kaf Suresinin 16. ayetindeki C.Allah’ın: “Biz insana şah damarından daha yakınız” ifadesi ile, Enfal Suresi’ni 24. ayetindeki “Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer” lafz-ı Kelâmını da göz önüne alarak, Allah’ın her yerde hazır ve nazır olabileceğini söylerler. Bu sebeple de, C. Allah için de bir mekandan bahsin olması gerektiğini, Kuran’da bile Allah için bir mekândan bahsedişin bulunduğunu  savunurlar.

  Kuran-ı Kerim’de de C. Allah ile ilgili olarak “zaman ve mekândan bahsediş” ile ilgili ayetlerin olduğunu  göz önüne alan bu düşüncedeki İslâm âlimleri, C. Hakkın zaman ve mekândan münezzehtir konusuna daha değişik bakarlar. Mesela Meariç suresi ile Hac Suresindeki iki Ayeti delilleri olarak gösterirler: Bu ayetlerden Meariç Suresinde, “Melekler ve Ruh(Cebrail) Oraya (Allah katına)(Dünya yılı ile) süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Meariç-4) buyrulurken, Hac Suresi 47. ayetinde de, “Rab’bin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.” (Hac-47) buyrulmasını yeni bir delilleri olarak gösterirler.

  Görüldüğü gibi bu ayetler de C. Allah için hem bir yer tayini hem de bir zaman tayini söz konusu olmaktadır. Bunu gören bu görüşteki ulema, Kuran’da Allah (cc) için bir zaman ve mekândan bahsedişin bulunduğunu savunurlar.

  Bu ayetler dışında bazı hadisleri de görüşlerine yeni delil olarak katarlar. En çok delil olarak gösterdikleri hadislerden birisi Ebu Hureyre’ye dayandırdıkları Ebu Davud ve Müslim’de de geçen Hadis’dir. Azat edilmek istenen bir cariyeyi bir türlü azat edemeyen  Sahabeler, kararı Peygamberimizin vermesini düşünerek  cariye çocuğu Peygamberimizin huzuruna getirirler. Peygamberimiz çocuğu bazı sorulardan sonra çocuğa, “Evladım Müslüman mısın?” diye sorduğu, cariyenin de, evet elhamdülillah Müslüman’ım dediği, bunun üzerine de peygamberimizin cariyeye tekrar, “Allah nerededir?” sorusunu yönelttiği ve cariyenin de gökyüzünü göstererek Arşın üzerinde olduğunu söylediği ve bunun üzerine de peygamberimizin “Bu cariye Müslüman’dır. Azat edin” buyurduğu anlatılır. Bu hadis, Ebu Davut ve Müslim de de geçmektedir.

  Bu ifadelere benzer bir ifade de, Ebu Hanife’ye dayandırılarak anlatılır. Ebu Hanife, El Vasiye adlı kitabında: “Biz ikrar ederiz ki Allah Teâla ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arşı ve Arştan başka her şeyi koruyan da Allah Teâla’dır” dediği kayıtlarda geçmektedir.

  Bütün bunlar bu konunun çekişmeli bir konu olduğunu gösterir. O bakımdan daha fazla da ileriye gitmeye gerek yoktur. Bu gibi durumlarda konulara, öncelikle Üniversite hocalarımızın el atması ve bu gibi konuları Hocalarımızın çözmesi gerekir. İlahiyat Fakültesindeki kürsülerin bu konulara bakması daha faydalı olur. O bakımdan bu konuyu onlara bırakalım.

MUSEVİLİKTE VE HRİSTİYANLIKTA ALLAH’IN MAKAMI  ARŞ OLARAK GÖSTERİLİR

  İncil’e göre Tanrı, gökte hüküm sürer ve göğün sonu olarak kabul edilen Arş’da da yerleşiktir. (Markos14,15) Matta (17) ancak yukarıda da anlatıldığı gibi İslam dininde bu konudaki görüş, farklıdır.

  Kısacası tekrar ederek söyleyelim,bu konunun İlahiyat Fakültelerinde yeniden ele alınıp incelenmesinde faydalar vardır. Çünkü Kuran-ı Kerimde de yanılmıyorsam  beş ayette, “Allah arşa  istiva etti” ifadesi geçmektedir ve C. Allah’ın kürsüsünün de arş olduğu çok net bir şekilde  açıklanmaktadır.

  Ayet-el Kürsi de de, “Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır” buyrularakbir oturduğu kürsüsünün olduğu anlatılır. Ancak İslamiyet’teki “Allah, zaman ve mekandan münezzehtir” görüşü, İslam ulemasını tevil yollarına, değişik yorumlara doğru iter. Ve öyle de yapılarak “İstiva kavramına”  birbirinden farklı dört ayrı anlam verirler.Ve İslamiyet’teki “Allah zaman ve mekandan  Münezzehtir” anlayışına ters düşmekten kaçınırlar. Ama Kuran’da Allah Teâla  kendisi ile ilgili olarak zamandan da bahseder, mekandan da bahseder.

  Tabi bu farklı görüşlerin doğrusunu bulacak olan bence, İlahiyat Fakültesi'ndeki kürsü hocaları olmalıdır.

Yorumlar