16.08.2019, 04:14

Allah katında gerçek Müslüman kimdir?

Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle Müslüman kelimesinden anlaşılan nedir? Onu bilmemiz gerekiyor. Bu sebeple de gerçek Müslüman kimdir konusuna girmeden Müslüman kime denir, önce onu, çok kısa bir yoldan da olsa görmek gerekir.  Müslüman, İslâm Dinini kabul ederek onun kurallarına uyan kimsedir. Bir başka ifade ile Müslüman, İslâm kavramının içeriğine, anlamına uyan, Allah’ın emir ve yasaklarına tabi olan, O’na teslim olan insan demektir. Gerçek Müslüman da bu kurallar içinde olan insandır
    Peygamberimiz, “Gerçek Müslüman, herkesin elinden, dilinden emin olduğu kimsedir.”   buyurarak, Müslümanlıkta hedeflenen ana gayeyi belirtmek istemiştir. Hadis-i Şerife dikkatlice baktığımızda, gerçek bir Müslüman’ın, eliyle kimseyi incitmeyen, diliyle de kimseyi kırmayan bir  kimse olduğu anlaşılmaktadır. Hepimiz elhamdülillah Müslüman’ız Allah’ın varlığına, birliğine, İslâm’ın ve İmanın şartlarına inanan, o kurallara uyan insanlarız. Ama Hadis-i Şeriften anlaşılan, bütün bu inanç ve ibadetlerin sonunda Allah tarafından bir hedefe ulaşılmanın istendiği ve bu hedefe ulaşmayı başaranın da gerçek Müslüman sayılması gerektiği anlaşılmaktadır. Peygamberimizin de gerçek Müslüman olma hedefini “herkesin elinden dilinden emin olunan kimse” olarak açıklaması bu sebepledir.  
Buna göre Gerçek Müslüman, öncelikle elini Allah yoluna sokarak yanlışa el uzatmayacak hâle gelen insandır. Bu Hadis-i Şerife göre gerçek Müslüman, her türlü davranışını yumuşak, sertlikten, kaba davranmaktan, etrafındakileri kaçıracak hareketler içinde bulunmaktan kaçan kişi demektir. Yine bu Hadisden anlıyoruz ki gerçek Müslüman, elini Allah yoluna çevirdiği gibi, dilini de Allah yoluna çeviren insandır. Yani konuşacağı şeyler, ona Allah’ın rızasını kazandıracak ve kimseyi incitmeyecek şeyler olmalıdır. Bundan da anlıyoruz ki gerçek Müslüman olmanın diğer önemli bir özelliği de, kötü şeyler konuşmaktan kendisini korumak, dilini tutmasını bilmek, güler yüzlü, merhametli olmaktır 

AHLAKI GÜZELLEŞTİRMEK

“Müslüman, herkesin elinden dilinden emin olduğu kimsedir.” Hadis’i Şerifinin özünden şu anlayış ortaya çıkmaktadır: Kıldığımız namazların, tuttuğumuz oruçların, bütün dua ve ibadetlerimizin sonuçta bizi olgunlaştırarak, güzel ahlakı kazanmış, güler yüzlü bir insan hâline getirecek ibadetler olması gerekir. Yine anlaşılan, demek ki bedenen yaptığımız ibadetlerin bile amacı, Allah katında kazandıracağı ecir ve sevaplar dışında bizi ahlaken de yükseltecek olmasıdır. Eğer biz, namazımıza, oruçlarımıza dua ve ibadetlerimize rağmen  yine de  durmadan, çevremizdeki insanları elimizle, dilimizle incitiyor ve kırıyorsak, o takdirde, yaptığımız ibadetlerden almamız gereken nasibi alamamışız demektir. 
Aslında bu durum, bir Müslüman için çok büyük bir kayıp sayılmalıdır. Çünkü İslâmiyet’in hedefi, koyduğu kurallarla bir taraftan kişiyi Allah’ın rızasına kavuşturmak, bir taraftan da onu ahlaken yükseltmektir.
    Konuya biraz daha açıklık getirebilmek için, Hak yolunda olan bir kişinin, güzel Ahlakı  kazanması için hangi hasletleri elde etmesi gerektiği üzerinde durmakta fayda görüyorum. İslâmiyet bize bir Müminde olması gereken bazı güzel huyları kazandırmak istemektedir. Daha açığı İslâmiyet Müslüman’ı, duaları ile ibadetleri ile, düşünüşü ile İslâmî terbiyeye kavuşturmak istiyor. İslâmî terbiye nedir diye düşünülürse, Kuran ahlakı ile ahlaklanmamız, peygamberimizin üzerinde gördüğümüz ahlaka ulaşmamız demektir

ÖYLEYSE GERÇEK MÜSLÜMAN KİMDİR?

Gerçek Müslüman yüzü gülen, yüreğini yumuşatmasını bilen, merhametli ve tevazu  içinde olan, doğruluktan hiçbir zaman vazgeçmeyen bir insandır. Kısacası Kuran’a uyan kişi, Kuran ahlakı ile ahlaklanan kişi gerçek Müslümandır.Tekrarlarsak, demek ki kılınan namazlar. tutulan oruçlar, yapılan dualar Müslümanı, Kuran ahlakına kavuşturmalıdır. Peygamberimizin, ”Müslüman herkesin, elinden dilinden emin olduğu kişidir” derken kast ettiğinin bu olduğu anlaşılmaktadır. 
    Kur’an’ın isteği de budur. “O takva sahipleri ki, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.(Kimseyi kırmaz ve incitmezler) Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”(Ali İmran 134) Âyet’i Kerime, öfkesini yok eden, affedici ve bağışlayıcı, merhametli olabilen gerçek Müslümanı yani elinden dilinden herkesin emin olduğu insanı tanıtmaktadır. Allah katında gerçek bir Müslümanın tarifini yapmaktadır. Peygamberimiz bir Hadis’inde: “Ruhumu kudret altında tutan Allah’a yemin ederim ki, cennete sadece güzel ahlak sahipleri girecektir)(Müslim)buyuruyor. Herhalde bu Hadis-i Şerif,  bizlere İslâmiyet’in hedefini en güzel şekilde anlatmaktadır. Aslında  bu söz üzerine söylenecek bir şey kalmıyor.
    Peygamberimizin tavır ve hareketlerine bakarsak ne denilmek istenildiği her halde daha iyi anlaşılacaktır. Onun için Hz. Enes’ten nakledilen bir olayın, Peygamberimizle ilgili olan bir örnek olayın anlatılmasında fayda görüyoruz. 
    Bilindiği gibi Hz. Enes, bugünkü tabirle, Peygamberimizin hizmetçisidir. Ve O’na on yıl hizmet eden bir insandır. Ashaptan birisi Hz. Enes’e, (Peygamberimiz size kızar mıydı? Ne zamanlar daha çok kızardı, nasıl davranırdı)diye sorunca Hz. Enes “Allah’ın Resulüne on yıl hizmet etme şerefine ulaştım. Allah’a yemin ederim ki, bu on sene içerisinde bana bir kere bile üf demedi. Bir kere bile şu yemeğin tuzu niye az oldu şeklinde konuşması olmadı”(Buhari) diye cevap veriyor. İşte İslâmiyet’in kazandırmak istediği ahlak budur. Peygamberimiz gibi Kuran ahlakı ile ahlaklanmış bir Allah resulü, elbette ki öyle davranacaktır. Çünkü O, üzerinde Kuran ahlakını taşıyan bir resuldür. C. Allah Kuran’da bu durumu: “(Ey Resulüm!) sen elbette ki, yüce bir ahlak üzeresin(Kalem-4) ifadesini taşıyan Âyet ile bildirmektedir.
    Kuran’da Peygamberimizin ahlakının Kuran ahlakı olduğunu bildiren C. Allah,  “İçinizden size bir peygamber gönderdik. O size Âyet’lerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran güzel ahlaklılığı gösterendir.” (Bakara-151) buyurarak, peygamberimizin aynı zamanda üzerindeki bu ahlakla Müslümanlara örnek olduğunu ve bunu da ümmetine göstererek, öğrenmelerini sağlayacağı da bildirilmektedir.
    C. Allah, Peygamberimizin sahip olduğu bu güzel ahlakı sayesinde yaptığı hikmetli, merhametli davranışları ile İslâmiyet’i yayabildiğini, yine bu güzel davranışları ile de etrafındaki Müslümanları, çevresinde tutabildiğini de bildirilmektedir:
     “O vakit Allah’tan bir rahmetle onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet. Bağışlanmaları için dua et.”(Ali imran-159) 
    Özet olarak söylersek, bilmemiz gereken, İslâmiyet’in hedefinin güzel ahlaklı insan yetiştirmek olduğudur. Ve yine bilmemiz gereken, gerçek Müslüman, Kuran Ahlakı ile ahlaklanan ve “elinden, dilinden herkesin emin olduğu kimsedir.”

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@