26.02.2021, 06:45

“Allah zaman ve mekândan münezzehtir”den anlaşılması gereken nedir?

Allah, zaman ve mekândan münezzehtir” deriz. Dinimize göre C. Allah, zaman ve mekân yokken vardı. Zamanı ve mekânı da o yarattı. O bakımdan, elbette ki Allah-ü Zül Celal Hazretlerinin, kendi yarattığı bir şeye tabi olması düşünülemez. Bu bakımdan Allah, zaman ve mekândan münezzehtir deriz. Zaman ve mekân da O’nun yarattıklarından olduğu için İslam uleması, Allah’ın zamana mekâna ihtiyacı da olmayacağını söyler. Sonra yine İslâm ulemasına göre Allah maddi bir varlık da değildir ki zamana ve mekâna ihtiyacı olsun.

Allah’ın zaman ve mekândan münezzeh oluşu, Allah’ın hiçbir zaman yarattığı şeylere tabi olmayacağı, onlara uymak gibi bir şeyin yaratıcıya yakışmayacağı söylenir. Mekân dediğimiz şey, varlıkların bulunduğu yer anlamındadır. O varlıklar ise, Allah tarafından yaratılan nesnelerdir. C. Allah’ın, yarattıklarına ihtiyacı olmayacağını düşünen ulema, Allah, yarattıklarına niye uysun. O bakımdan Mekan olayına bağlı olması düşünülemez derler. Zaman dediğimiz şey ise varlıklardaki hareketliliğin ölçülmesi demektir ki bu da yani zaman da O’nun bir yarattığıdır. Allah’ın yarattığı mekâna tabi olmayacağı gibi, yine yarattığı zamana da tabi olmayacaktır. Ve bu düşünceler sonucunda da, Allah, zaman ve mekândan münezzehtir görüşü ortaya çıkmıştır.

Yaratan O’dur Enam Suresi 102. Ayet'inde: “Yerde gökte ne varsa her şeyi yaratan Allah’tır” (E-

nam-102) buyrularak bu durum açıklanmıştır. Yine fatır Suresi 1. Ayet’inde de: “Gökleri ve yeri ve ikisi arasında olan her şeyi yaratanın o olduğu, Allah’ın her şeye gücünün yeteceği” bildirilmektedir.

Dolayısı ile her şeyin yaratıcısı olan Allah’ın, zamanı ve mekânın da yaratıcısı olduğu aşıkârdır. Öyleyse C. Hakkın, yarattıklarına tabi olması, onlara bağlı olması mümkün değildir. O bakımdan da yukarıda da belirttiğimiz gibi, Allah zaman ve mekândan münezzehtir.

Daha ziyade eski ulema, “Evet Allah her yerde hazır ve nazırdır ama ilim ve kudretiyle her yerde hazır ve nazırdır” tezini savunurlar. Onlara göre Allah, ilim ve kudretiyle her yerde vardır yoksa Allah her yerde hazır ve nazırdır denilmesi, Allah’a yer tayin edileceği için doğru olmaz. Bu fikirde olan ulemaya göre böyle yer tayin ederek konuşulması insanı şirke götürür.

 

TAM BİR MUTABAKAT VAR MI?

Hayır bu konuda tam bir mutabakat sağlanmış değildir. Bazı yönleri ile çekişmeli bir hâle getirilmiştir. Değerli izleyicilerimizin bilmesinde fayda olacağı için onu da söylemekte yarar görüyoruz:

Bazı İslâm âlimleri de bu konuda farklı düşünmektedirler. Bu âlimlerden bazıları Taha Suresi’nin 5. Ayeti'nde ki “Allah arş üzerinde duruyor” ifadesine dayanarak C. Allah’ın, hiçbir şeye ihtiyaç duymaksızın yedi kat göğün sonu olduğu kabul edilen arş üzerinde olduğunu ve dolayısı ile de bir mekânının bulunduğunu ileri sürerek, Allah’a bir yer tayinin de bulunurlar. Ayrıca C. Allah’ın, güç ve kudreti ile de her yerde görüldüğü için, Allah her yerde hazır ve nazırdır denilmesinde bir sakınca görmezler.

Bu düşüncede olanlar, Kaf Suresinin 16. Ayet'indeki C.Allah’ın: “Biz insana şah damarından daha yakınız” ifadesi ile, Enfal Suresi’ni 24. Ayet'indeki “Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer” lafz-ı Kelâmını da göz önüne alarak Allah’ın her yerde hazır ve nazır olabileceğini söyleyerek, C. Allah için de bir mekandan bahsin olması gerektiğini, Kuran’da bile Allah için bir mekândan bahsedişin olduğunu savunurlar.

Kuran-i Kerim’de de C. Allah ile ilgili olarak “zaman ve mekândan bahsediş” ile ilgili Ayet’lerin olduğunugöz önüne alan bu düşüncedeki İslâm âlimleriC.Hakkın zaman ve mekândan münezzehtir konusuna daha değişik bakarlar. Mesela Meariç suresi ile Hac Suresindeki iki Ayeti delilleri olarak gösterirler:

Melekler ve Ruh (Cebrail) Oraya (Allah katına) (Dünya yılı ile) süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Meariç-4)

Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.” (Hac-47)

Görüldüğü gibi bu ayetler de C. Allah için hem bir yer tayini hem de bir zaman tayini söz konusu

olmaktadır. Bunu gören bu görüşteki ulema, Kuran’da Allah (cc) için bir zaman ve mekândan bahsedişin bulunduğunu savunurlar.

Bu Ayetler dışında bazı Hadisleri de görüşlerine delil olarak gösterirler. En çok delil olarak gösterdikleri hadislerden birisi Ebu Hureyre’ye dayandırdıkları Ebu Davud ve Müslim’de de geçen aşağıdaki Hadis’dir.

Ebu Hureyre’den nakledilen bir hadis-i Şerif’de, Peygamberimize azat için getirilen bir cariyeye, Peygamberimizin,“Müslüman mısın” diye sorduğu, cariyenin de evet elhamdülillah Müslüman’ım dediği, bunun üzerine de peygamberimizin cariyeye tekrar, ”Allah nerededir?” sorusunu yönelttiği ve cariyenin de gökyüzünü göstererek Arşın üzerinde olduğunu söylediği ve bunun üzerine de peygamberimizin “Bu cariye Müslüman’dır. Azat edin” buyurduğu anlatılır. Bu hadis, Ebu Davut ve Müslim de de geçmektedir.

Bu ifadelere benzer bir ifade de, Ebu Hanife’ye dayandırılarak anlatılır. Ebu Hanife, El Vasiye adlı kitabında: “Biz ikrar ederiz ki Allah Teâla ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arşı ve Arştan başka her şeyi koruyan da Allah Teâla’dır” dediği bilinmektedir”

Bütün bunlar bu konunun çekişmeli bir konu olduğunu göstermektedir. O bakımdan daha fazla

da ileriye gitmeye gerek yoktur. Bu gibi durumlarda konulara, öncelikle üniversite hocalarımızın el atması ve bu gibi konuları hocalarımızın çözmesi gerekir. Konuyu onlara bırakarak geçiyoruz.

 

ZAMAN VE MEKAN ALGIMIZ OLMASA YAŞAYABİLİR MİYİZ?

Hayır yaşayamayız. Yaratılanlar olarak zaman ve mekânla kuşatılmış durumdayız. Hangimiz hangi saatte, hangi zamanda olduğumuzu bilmeden nasıl yaşarız. Şu anda ben neredeyim bunu bilmek zorundayım. Günün hangi saatindeyim bilmek zorundayım. Çünkü iki saat sonra belli bir yerde olmam gerekiyor. Yerimi de bilmek zorundayım, saatimi de bilmek zorundayım. Zaman ve mekân durumumuz olmadan normal bir insan gibi yaşayamayız. Her şey ve her yer birbirine karışır. Hayatımız karışık bir çorbadan daha karışık olur.

Zaman ve mekân algımız, yaratılmış olmamızın gereğidir. Her insan belli bir zamanda ve belli bir yerde doğmuştur. Belli yerlerde yaşayacaktır. Belli işler yapacaktır. Ölümü bile belli bir yerde olacaktır. Belli bir yere defnedilecektir. Onun için insanoğlu için Zaman ve Mekan zorunludur diyoruz.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@