20.09.2019, 06:48

Allah'a ait olan bir ikametgah yeri var mıdır?

İslamiyet’te “Allah zaman ve mekândan münezzehtir”. Anlayışı hâkimdir. Dinimize göre C. Allah, zaman ve mekân yokken vardı.

İslamiyet’te “Allah zaman ve mekândan münezzehtir”. Anlayışı hâkimdir. Dinimize göre C. Allah, zaman ve mekân yokken vardı. Zamanı ve mekânı da o yarattı. O bakımdan, elbette ki Allah-ü Zül Celal Hazretlerinin, kendi yarattığı bir şeye tabi olması düşünülemez. Bu bakımdan Allah, zaman ve mekândan münezzehtir denilir. Zaman ve mekân da O’nun yarattıklarından olduğu için İslam uleması, Allah’ın zamana mekâna ihtiyacı da olmayacağını söyler. Sonra yine İslâm ulemasına göre Allah maddi bir varlık da değildir ki zamana ve mekâna ihtiyacı olsun.
Allah’ın zaman ve mekândan münezzeh oluşu, Allah’ın hiçbir zaman yarattığı şeylere tabi olmayacağını, onlara uymak gibi bir şeyin yaratıcıya yakışmayacağı söylenir. Mekân dediğimiz şey, varlıkların bulunduğu yer anlamındadır. O varlıklar ise Allah tarafından yaratılan nesnelerdir. C. Allah’ın, yarattıklarına ihtiyacı olmayacağını düşünen ulema, Allah, yarattıklarına niye uysun. O bakımdan mekan olayına bağlı olması da düşünülemez derler. Zaman dediğimiz şey ise varlıklardaki hareketliliğin ölçülmesi demektir ki bu da yani zaman da O’nun bir yarattığıdır. Allah’ın yarattığı mekâna tabi olmayacağı gibi, yine yarattığı zamana da tabi olmayacaktır. Ve bu düşünceler sonucunda da, Allah, zaman ve mekândan münezzehtir görüşü ortaya çıkmıştır. 
Yerde, gökte ne varsa hepsini yaratanın Allah olduğu Kuran’da çok açık bir şekilde Enam Suresi 102.Ayeti’nde: “Yerde gökte ne varsa her şeyi yaratan Allah’tır”(Enam-102) buyrularak bu durum açıklanmıştır. Yine Fatır Suresi 1.Ayeti’nde de: “Gökleri ve yeri ve ikisi arasında olan her şeyi yaratanın o olduğu, Allah’ın her şeye gücünün yeteceği” bildirilmektedir.
Dolayısı ile her şeyin yaratıcısı olan Allah’ın, zamanı ve mekânın da yaratıcısı olduğu aşıkârdır. Öyleyse C. Hakkın, yarattıklarına tabi olması, onlara bağlı olması mümkün değildir. O bakımdan da yukarıda da belirttiğimiz gibi, Allah zaman ve mekândan münezzehtir.
Daha ziyade eski ulema, “Evet Allah her yerde hazır ve nazırdır ama ilim ve kudretiyle her yerde hazır ve nazırdır” tezini savunurlar. Onlara göre Allah, ilim ve kudretiyle her yerde vardır yoksa Allah her yerde hazır ve nazırdır denilmesi, Allah’a yer tayin edileceği için doğru olmaz. Bu fikirde olan ulemaya göre böyle yer tayin ederek konuşulması insanı şirke götürür.

İslâm ulemasi zaman ve mekan mefhumunda tam bir mutabakat içinde midirler?

Hayır bu konuda tam bir mutabakat sağlanmış değildir. Bazı yönleri ile çekişmeli bir hâle getirilmiştir. Değerli izleyicilerimizin bilmesinde fayda olacağı için onu da söylemekte yarar görüyoruz:
Bazı İslâm âlimleri de bu konuda farklı düşünmektedirler. Bu âlimlerden bazıları Taha Suresi’nin 5. Âyeti’ndeki “Allah arş üzerinde duruyor” ifadesine dayanarak C. Allah’ın, hiçbir şeye ihtiyaç duymaksızın yedi kat göğün sonu olduğu kabul edilen arş üzerinde olduğunu ve dolayısı ile de bir mekânının bulunduğunu  ileri sürerek Allah’a bir yer tayinin de bulunurlar. Ayrıca C. Allah’ın, güç ve kudreti ile de her yerde görüldüğü için, Allah her yerde hazır ve nazırdır denilmesinde bir sakınca görmezler.     
Bu düşüncede olanlar, Kaf Suresinin 16.Âyeti’ndeki C.Allah’ın: “Biz insana şah damarından daha yakınız” ifadesi ile Enfal Suresi’ni 24.Âyeti’ndeki “Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer” lafz-ı kelâmını da göz önüne alarak Allah’ın her yerde hazır ve nazır olabileceğini söylerler. Bu sebeple de, C. Allah için de bir mekandan bahsin olması gerektiğini, Kuran’da bile Allah için bir mekândan bahsedişin bulunduğunu savunurlar. 
Kuran-i Kerim’de de C. Allah ile ilgili olarak “zaman ve mekândan bahsediş” ile ilgili ayetlerin olduğunu göz önüne alan bu düşüncedeki İslâm âlimleri C. Hakkın zaman ve mekândan münezzehtir konusuna daha değişik bakarlar. Mesela Meariç Suresi ile Hac Suresindeki iki Ayeti delilleri olarak gösterirler:
“Melekler ve Ruh(Cebrail) Oraya (Allah katına)(Dünya yılı ile) süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Meariç-4)
“Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rab’bin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.”(Hac-47) buyrulmasını ayrı yeni bir delilleri olarak gösterirler.
Görüldüğü gibi bu ayetler de C. Allah için hem bir yer tayini hem de bir zaman tayini söz 
konusu olmaktadır. Bunu gören bu görüşteki ulema, Kuran’da Allah(cc) için bir zaman ve mekândan bahsedişin bulunduğunu savunurlar.
Bu ayetler dışında bazı hadisleri de görüşlerine yeni delil olarak gösterirler. En çok delil olarak gösterdikleri hadislerden birisi Ebu Hureyre’ye dayandırdıkları Ebu Davud ve Müslimde de geçen aşağıdaki Hadis’dir.
Ebu Hureyre’den nakledilen bir Hadis-i Şerif’de, (Peygamberimize azat için getirilen bir cariyeye, çocuğa “Müslüman mısın” diye sorduğu, cariyenin de evet elhamdülillah Müslüman’ım dediği, bunun üzerine de peygamberimizin cariyeye tekrar, “Allah nerededir?” sorusunu yönelttiği ve cariyenin de gökyüzünü göstererek Arşın üzerinde olduğunu söylediği ve bunun üzerine de peygamberimizin “Bu cariye Müslümandır. Azat edin” buyurduğu anlatılır. Bu hadis de Ebu Davut ve Müslim de de geçmektedir.
Bu ifadelere benzer bir ifade de, Ebu Hanife’ye dayandırılarak anlatılır. Ebu Hanife, El Vasiye adlı kitabında: “Biz ikrar ederiz ki Allah Teâla ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arşı ve Arştan başka her şeyi koruyan da Allah Teâla’dır” dediği bilinmektedir”
Bütün bunlar bu konunun çekişmeli bir konu olduğunu göstermektedir. O bakımdan daha fazla da ileriye gitmeye gerek yoktur. Bu gibi durumlarda konulara, öncelikle üniversite hocalarımızın el atması ve bu gibi konuları hocalarımızın çözmesi gerekir. Konuyu onlara bırakarak evrenin yaratılışı geçiyoruz.

Musevilikte ve Hristiyanlıkta, Allah’ın makamı arş-ı âla olarak gösterilir

İncil’e göre Tanrı, gökte hüküm sürer ve göğün sonu olarak kabul edilen arşda da yerleşiktir. (Markos14,15) Matta( 17)Ancak yukarıda da anlatıldığı gibi İslam Dinin de bu konudaki görüş farklıdır. Kısacası bu konunun İlahiyat Fakültelerinde yeniden ele alınıp incelenmesini zaruri hale getirmektedir. Çünkü Kuran-ı Kerim'de de istiva etti ifadesi çok yerde geçmektedir ve C. Allah’ın kürsüsünün de arş olduğu çok net bir şekilde açıklanmaktadır.
Ayet-el Kürsi de, “Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır” buyrularak bir oturduğu kürsüsünün olduğu anlatılır. Ancak İslamiyet’teki “Allah zaman ve mekandan münezzehtir” görüşü, İslam ulemasını tevil yollarına, değişik yorumlara doğru iter. Ve öyle de yapılarak “İstiva kavramına” birbirinden farklı dört ayrı anlam vererek Münezzeh anlayışına ters düşmekten kaçınırlar. Ama Kuran’da Allah Teâla kendisi ile ilgili olark zamandan da bahseder, mekandan da bahseder. Tabi bu farklı görüşlerin doğrusunu bulacak bence, İlahiyat Fakültesindeki kürsü hocaları olmalıdır.

Yorumlar