10.09.2017, 05:36

Amaç sıfır atık…

Hiç gün içerisinde attığınız çöpleri saydınız mı?

Sayamazsınız.

Çünkü o kadar çok tüketiyoruz ki, nasıl hesap tutacağız?

En başta ‘zaman’ı bir çöp gibi savuran insanlık maddi olan, elle tutulabilen her şeyi savurmaz mı?

Savurur.

Hem de pervasızca savurur, insafsızca savurur.

Bakın görün ki, her yanımız çöp, her yanımız atık.

*

Unutmamamız gereken şu ki; her atık ‘çöp’ değildir.

İnsanoğlu tarafından tüketilen atıklar, değerlendirilerek dönüşebilir.

Çeşitli fiziksel veya kimyasal işlemlerle ikincil hammadde ile tekrar üretim sürecine dâhil edilebilir.

Geri dönüşüm nedir?

Geri dönüşüm terim olarak, kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir olan atık malzemelerin hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır.

*

Tüketilen birçok madde yeniden geri dönüşüm halkası içine katılabilir.

Bu sayede insan nüfusunun artışı ile paralel olarak artan tüketimin her dengeyi alt üst etmesi engellenir ve doğal denge yavaş yavaş kendini bulabilir.

Dünya üzerinde kullanılan kağıdın yüzde 58'i, demir ve çeliğin ise yüzde 90'ının geri dönüşüme dahil edilmesi ile doğaya verilen zarar bu şekilde engellenmiş olur. Daha da önemlisi öncelikle hammadde ihtiyacı azalır.

*

Her an toplanan çöplerin gözlemlenmesi zordur.

Bakın etrafınıza.

Belediyeler çöplerinizi toplamadığında nasıl da pislik içinde kaldığınızı, koktuğunuzu görebilirsiniz.

Nelerin atıldığını nelerin heba edildiğini savurganlıkları

Gözlemleyebilirsiniz.

Ve gözlemleriniz sizi üzer

*

 

Dünyamıza, evimize, ülkemize, şehirlere, kasabalara, köylere büyük tablo çerçevesinde baktığınızda daha ayrıntılı gözlemleyebilirsiniz o büyük savurganlıkları.

İşte o zaman belki 1 ton kâğıdın geri dönüşüme katılması sonucu 17 ağacın kesilmesi önlenebilir.

Plastik ambalaj atıklarının geri kazanılması ile petrolde tasarrufumuz bilinebilir.

Geri dönüşen her ton cam için ise 100 litre petrol tasarrufu sağlandığı sizi sevindirebilir.

Yeniden dönüştürülebilen maddelerin tekrar ham madde olarak kullanılması ile büyük miktarda enerji tasarrufu ile umutlarınız yeşerebilir.

*

 

Bu ne demek?

Geri dönüşümden oluşan tasarruf ile ekonomiye büyük katkı, gelecek için güzellikler, çevrenin temizlenmesi, çevre kirliliğinin olabildiğince en aza inmesi, atık miktarının azalması demek…

Bu şekilde de oluşan denge diğer dengeleri mümkün kılar iken, bu değişimde dünyayı olumlu etkiler.

 

*

Bir uyarıyı paylaşmak isterim.

Dünya Ekonomik Forumu'nun uyarısı. Son 50 yılda plastik kullanımının 20 katına çıkması hakkında. Ve bilin ki, önümüzdeki 20 yıl içinde bu rakamın ikiye katlanması öngörülüyor. Şimdi nasıl boş duralım?

Birey olarak plastik kullanımını nasıl sınırlamayalım?

Bu artık görev, bu artık şart.

Gündelik hayatının parçası hâline gelen plastiğin geri dönüşümü konusunda büyük yetersizlik söz konusu iken, biz kendi kendimizin kontrolünü nasıl sağlamayalım?

Veriler açık ve önümüzde.

*

Devletler, tüketimi değil, tekrar kullanılabiliri desteklediğinde döngüsellik başlayacak.

Çok gerideyiz…

Almanya yüzde 62 ile Avrupa’da geri dönüşümde başı çekerken, Türkiye'de geri dönüşüm oranı ise yüzde 1 ne acı değil mi?
Avrupa’da ve İngiltere’de bu oran yüzde 39.
Yunanistan %18 iken, Bulgaristan ise bizim gibi bilinçsiz. Yani yüzde 0.
Avrupa ortalaması yüzde 38 civarında gezer iken, biz ülke olarak henüz çok çok gerilerdeyiz.

Dünyada kullanılan plastiğin sadece yüzde 14'ü geri dönüşüme kazandırılıyor. Bu rakam diğer ürünlerin oldukça gerisinde ne yazık ki. Geri dönüşümü olmayan plastik ise tabiatta.

*

 

Önceleri düşünün.

Anneannelerimizin zamanını.

Karpuz kavun kabuklarını hayvanları için saklayan büyüklerimizi, file ile pazar alışverişini yapan dedelerimizi, giysilerimizi paylaşan kardeşlerimizi.

Biz bu kültürle şekillendik.

Geri dönüşümün en dibinde büyüdük.

İşte insanlara yeniden hatırlatmayı bu nedenle görev biliyorum.
Geri dönüşüm atölyelerinin oluşmasını gönülden diliyorum.

*

‘Sıfır atık’ hareketinin öncüsü ve sözcüsü ‘Bea Johnson’ on yıldır eşi ve çocukları ile beraber atık yaratmadan yaşama yolunu bulabildiyse, biz de kendi çapımızda bir şeyler yapabiliriz.

Sıfır atık yaşama geçiş yapan ilk kişilerden onlar. Süreç uzun. Ancak yapılamaz değil.

Sade bir hayat yaşanamaz değil.

Gönüllü çevrecilik yapılamaz değil.

*

Çevre üzerine kitaplar okumak, belgeseller izlemek değil yapılacak. Yapılacak iş ilk evimizden, çevremizden, mutfağımızdan başlamak.

Gözlemleyerek başlamak.

Bulduğunuz yöntemleri paylaşmak.

Enerji, su, atık tüketimini bilmek.

Amaç olabildiğince sıfır atığa odaklanmak.

*

‘Sıfır atık yaşam’ demek tüm atıkları hayatımızdan mümkün olduğu kadar çıkarabilmek demek.

Elinizdekilerle yetinebilmek, ihtiyacımız olmayan şeyleri reddetmek demek.

İhtiyaçlarınızı düzenlemek, azaltmak, geri dönüştürmek demek.

Tüketici toplumuna yenilmemek demektir.

*

Plastik atığımızı azaltmak için uygulanabilecekleri öğrenelim.

Birçok ülke de artık tek kullanımlık poşetler yasaklanırken bu başlangıç sayılırken bizde boş durmayalım eski filelere geri dönelim.

Her plastik torba kullandığınızda, çocuklarımıza plastik yaşamı hediye ediyoruz, işte bunu hiç unutmayalım.

*

Bu yüce görev yüreklerde şekillendiğinde farkındalıklar da büyüyecektir.

Biz el ele bunu oluşturacağız, paylaşacağız ve çöp üreten değil, var olanı çöp yapmayan kişiler olacağız.

Ülkemizde ve dünya da tüketime ‘dur’ demek ve geri dönüşümü hızlandırmak en büyük amaç olmalı.

Her şeyden önemlisi ‘siz’, geri dönüşüm takipçisi olursanız birçok nefer çıkacaktır.

Sonrasını bekleyelim ve yaşayalım…

 

 

 

Dip notlar;

 

‘Sıfır atık yaşam’ın sağlığa faydaları…

 

Sadece çevre mi? Hayır. Sizin sağlığınıza da büyük fayda sağlayacak bir akım bu.

Öncelikle zehirli ürünleri hayatınızdan çıkaracaksınız.

Kimyasal temizlik ürünleri sizi zehirleyemeyecek.

Kimyasal güzellik malzemelerinde uzak durarak gençleşeceksiniz.

Ekonomik yönden feraha çıkacaksınız.

Az tüketeceksiniz.

Artık al kullan at mantığından uzaklaşacaksınız.

Önce düşünün.

İnsanları sıfır atık yaşama iten ne olabilir?

Değişimler, hastalıklar ve mutsuzluklar. Son günlerin artan korkusu kanserin artması her şeyi sorgulamaya yetiyor artıyor bile.

Sıfır atık hareketinin öncüleri unutmayın ki kadınlardır.

Neden kadınlar?

Çünkü çocuklarına en iyisini sunmak isteyen onlardır, huzuru isteyen onlardır.

 

Geri dönüşüme uygun olmayan evsel atıklar…

Yemek artıkları, strafor tabaklar, çay posası, kirli yağlı kâğıt atıkları, strafor köpük her türlü malzeme, peçeteler, ıslak mendiller kâğıt havlular, sigara izmariti, bozuk gıdalar, süpürme artıkları kuru yemiş kabukları, bitki atıkları, poşetlenmiş havyan atıkları (dışkı), çocuk bezleri, kırık porselen ve benzeri atıklar geri dönüşüm malzemesi olarak kullanılamıyor.

Peki, biz ne yapıyoruz? Bu malzemelerin kullanımını kendimiz düzenliyoruz. Bazıları toprağımız varsa ona gübre olabilir, diğerleri ise kullanımı en aza indirilebileceklerdir.

 

Geri dönüşüme uygun olan evsel atıklar…

Şişe, konserve, kâğıt, zayıf ve güçlü plastikler, karton, Polistiren, cam, pil, metal, organik, tetrapak, kumaş atıkları büyük oranda geri dönüştürülebilir atıklar. Ancak yukarıda saydığımız atıklarımızın mutfak kısmı maalesef geri dönüşüme uymuyor. Bu nedenle mutfak atıklarının geri dönüşüm atıklarına karışmaması, bilinçli poşetleme, ayırma burada büyük önem taşıyor.

Bununla birlikte Türkiye’de her yıl yaklaşık 1.7 milyon ton bitkisel yağ tüketiliyor. Ve bu miktarın yaklaşık 350.000 tonu bitkisel yağ atığı.

Düşünün ki bu atık yağlar su ve toprağa karıştığında çevreye nasıl ciddi zarar veriyor düşünün.

En basitinden bilin ki bitkisel atık yağlar, evsel atık su kirliliğinin de %25’ini oluşturmakta.

Kısaca 1 litre atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirletebiliyor.

Bu bilgiler ışığında tüketiminizi ayarlayabilirsiniz.

Arıtılmayan atık suların içindeki bitkisel ve hayvansal atık yağlar, denizlere, göllere ve akarsulara ulaşıyor lütfen bunu unutmayalım. Su kirliliği ile sularımızda ki oksijenin azalması tahribattır, başta balıklar olmak üzere tüm canlıların ve su altı canlı varlığının yok olmasıdır.

 

 

Okyanuslar plastikleşti…

 

Tahmini atılan plastik oranı her yıl 300 milyon ton.

Ve çoğu okyanusta ekosistemi mahvediyor.

Düşünün ki, okyanuslarda her yıl artan plastik atıkların kısa bir süre sonra balıkların ağırlığını geçebileceği gerçeği de var.

Bu bir tahmin. 2025'e gelindiğinde okyanuslardaki her 3 ton balığa karşın 1 ton plastik bulunacak. Okyanuslardaki plastik atıkların ağırlığının 2050’de balıkların toplam ağırlığından fazla olacağı tahmini boşa atılacak bir tahmin değil.

Her yıl okyanuslara 8 milyon ton plastik atılıyor iken bizler bu sorumsuzluğun altında ezilmemeliyiz.

Yapılan son araştırmalara göre, şu an okyanuslarda 150 milyon ton plastik atık var. Gerisini siz düşünün.

Mutlu kalın…

Fıkra;

Nasrettin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir.

Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırıvermişler.

Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş.

Mollalar Hoca'yı memnun etmek için:

-Aman ne güzel çocuk... Adı ne bunun? Diye sormuşlar.

-Adı Farzdır, demiş.

Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:

-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? Demişler.

Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık.

Hoca hemen taşı gediğine koymuş:

-Yahu, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?

Günün sözü;  

Her yıkıntı onarılabilir, doğanın yıkıntısı asla… Falih Rıfkı Atay…

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@