Dr. Turgay Bozoğlu'nun 27 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Ülkemiz bir döviz kriziyle karşı karşıya. Türkiye’nin en önemli iktisatçılarından Korkut Boratav hocam, bu konuda birkaç gün önce uyarısını yaptı. Bu durumun en fazla 2-3 ay sürdürülebileceğini iddia etti. Ülkemizin cari açık ve dış borç ödemeleri için dövize ihtiyacı var. Yerli ve yabancı yatırımcı bir süredir sermayesini yurt dışına çıkarıyor. Bırakın doğrudan yabancı sermayeyi, portföy yatırımları da azalıyor. Ülkeye gelen yabancı kaynağın makbul olanı doğrudan yabancı yatırımları. Bunlar sermaye ve teknoloji getirir, yeni istihdam alanları sağlar. Portföy yatırımları ise menkul değerlere yapılan yatırımlar olarak tanımlanabilir. Bunlar genellikle hisse senetleri, kamu veya özel kuruluşlarca ihraç edilen bono ve tahvil şeklindeki borç senetleri satın alınmasıdır. Bu kağıtları elinde tutan yabancı yatırımcı yeterli kârı elde ettiğine inandığı an elindeki kağıtları satar. Anaparası ve elde ettiği kâr ile yurt dışına çıkar. Geldiğimiz aşamada, yabancı yatırımcı doğrudan yatırım için gelmediği gibi elinde tuttuğu portföyü de boşaltıyor. Bu durumun nedeni izlenen ekonomi politikalarında yapılan hatalar olduğu gibi ayrıca dünyada yaşanan gelişmeler.

Pandemi sonrası, tedarik zincirinde kopmalar oldu. Özellikle Çin kaynaklı ve halen giderilemeyen bu sıkıntılar ülkeleri yeni arayışlara yöneltti. Ayrıca birçok devlet gerek iş alemine gerek vatandaşlarına bu dönemde katkıda bulundu. Genişletici para politikası izlediler. Piyasadan özel sektör tahvili alıp, karşılığında piyasaya para verdiler. Pandemi sürecinde bu politika işe yaradı. Ancak üretim tarafında sıkıntı yaşanırken talebi canlı tutmak için izlenen para politikası arz-talep dengesizliğine yol açtı. Üstüne Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla enerji fiyatlarında yaşanan maliyet artışı eklenince küresel bir enflasyon problemi doğmuş oldu. Başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere gelişmiş ekonomiler sorunun geçici olmadığının farkına vararak faiz artırımına gittiler. En azından önümüzdeki 2 yıl için önceliğin enflasyonu kontrol etmek olacağı ve faiz artışlarının daha da devam edeceği anlaşılıyor.

Biz ise paramızda değer kaybını durduramadığımız gibi, enerji ithalatı ve emtia fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkileniyoruz. Bu faktörler enflasyon canavarını azdırıyor. İzlenen politikalar ve Merkez Bankası’nın içinde bulunduğu durum fiyat artışlarını kontrol etmeyi olanaksız kılıyor. Öyle ki; yılın başında yapılan enflasyon tahminine göre hazırlanan 2022 yılı bütçesi içinde yer alan gelir ve harcama kalemlerine ilişkin tahminler yılın ortasında çöpe gitti. Ek bütçe hazırlanmak zorunda kalındı. Bundan sonra ne olur?

Elimizde 2 gerçek var. Bunlardan ilki olumsuz uluslararası konjonktür. Gelişmiş ülkelerin izlediği faiz politikası hem paranın maliyetini yükseltecek hem de bu ülkelerin yaratmış olduğu talebi baskılayacak. Bu da bizim için borçlanma maliyetinin artması ve iyi giden ihracatın sıkıntılı bir döneme girmesi demek. Diğeri de izlenen ekonomi politikası. Özellikle para politikası (politikasızlığı) enflasyonu kontrol edilemez hale getirmiş ve cari açığın daha da artmasına neden olmuş.

Eğer önümüzdeki dönem politika değişikliğine gidilmezse (bu pek olanaklı görünmüyor) sıkıntılarımız artacak demektir. Üretici enflasyonu ve emtia fiyatlarındaki artış enflasyon için daha da olumsuz beklentilere yol açıyor. Kredi musluklarının açık olması iç talebi besledi ancak enflasyona yol açtığını da göz ardı etmemek gerek. Kredi musluklarının kısılması ve ücretlerin enflasyon karşısında erimesi de bir başka tehlikeyi; ekonomide daralmayı getirir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi döviz sıkıntısı nedeniyle girilen ekonomik krizlerle doludur. Cari artışta sürekli yükseliş, yurt dışında doların değer kazanması ve borçlanma maliyetlerinin artması, ithalat ve borç ödemeleri için gerekli olan dövizin sağlanmasını zorlaştırır. Öte yandan içeride enflasyonun ateşi giderek yükseliyor. Burada alınacak tedbirler ekonomiyi durgunluğa sokabilir. Zamanında ilaçla tedavi edilebilecek sorunlar, ameliyat masasına doğru ilerliyor.