C. Şefik Koldaş'ın 3 Ağustos 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Amentü adıyla  bilinip Arapça okunan dua, Kur’an’da yer almaz. Amentü kelimesi kısaca “Ben inandım, iman ettim” anlamına gelmektedir. Amentü duasının tamamının anlamı değişik kaynaklardan kapsamlı bir şekilde öğrenilebilir.

Bu yazımızda, bizi en çok ilgilendirecek bölümünden kısaca söz edeceğiz. Dua  metninde geçen “Ve bil kaderi, hayrihi ve şerrihi”  ifadesi Türkçe’de “Kaderin, hayrın ve şerrin” Allah’tan geldiğini anlatmaktadır.

Hal böyle olmakla birlikte hepimiz görüyor, izliyoruz. Özellikle son zamanlarda aşırı derecede moda olmuş durumda: HAKİMİYET ALLAHINDIR yazısı, birçok aracın arka bölümlerine süslü olarak yazılmakta, böylelikle bence, topluma bir ölçüde gözdağı verilmektedir. Bakın, sakın ha “Hakimiyet Milletindir” demeyiniz. Bilin ki: “Hakimiyet Allah’ındır” ve siz Kul’lar kul olarak kalacaksınız.

***

Artık işlerimiz de eski şeyhülislamlarının verdiği fetvalara benzer yürütüldüğü için, şimdilerde şeyhülislamlığın yerini alan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı “Din İşleri Yüksek Kurulu’nun” verdiği fetvalar, gündelik işlerimizin kurallarını belirler hale dönüştü.

Bir vatandaşımızın “Ticarette kâr haddi var mı” şeklindeki sorusuna sözü geçen kurul; “Fiyatları tayin eden Allah’tır”  hadisine dayanan bir yanıt vermiştir.  

İlginçtir; İçişleri Bakanımız Sn. Süleyman Soylu da bir başka açıklamasında “Sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki: bize yaptıran Allah’tır” dediğine göre Diyanet İşleri Başkanlığı ile yönetim arasında tam bir eşdeğerlilik olduğunu kabullenmemiz gerekmiyor mu?

Bu konularda; Sn. Necati Doğru ne kadar güzel yazmış ve sormuş: “Her şey Allah’tan deyip fetvaya dayanırsan bu, insanları kişisel sorumluluktan sıyrılma noktasına götürür…   Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ‘Fiyatları tayin eden Allah’tır’ fetvası ortaya cevabı verilemeyecek şu soruları bıraktı: Her şey Allah’tan ise günahlar ne olacak? Sevap kime yazılacak? Cennet niçin var? Cehennem kimin için?”  (*)

***

Söz konusu fetvada imzası bulunan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Sn. Burhan İşliyen’in düşünceleri yalnızca fetva ile sınırlı kalmamış olmalı ki bir başka açıklamasında marketlerdeki yiyecek kuyrukları üzerinden yurttaşları suçlayarak “Rızkı veren Allah’tır. Rızkımız konusunda çok endişeye kapılmamak, çalışmak ama korkmamak lazım. Zor günlerde marketlerde bu görüntüler hiç bize yakışmıyor” diyebilmektedir. Sn. İşliyen; aynı konuşmasında yiyecekleri depolamanın da yanlış olduğunu vurgulayarak “Bazen Allah çok nasip eder ama yeme izni vermez. Rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu unutmamak lazım.” demektedir.

***

Bakınız; bu açıklamalar kişisel görüşler, kişisel tefsirlerdir. Saygı da duyulabilir. Peki bu tür açıklamaların AKP Genel Başkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan tarafından da aynen ve aynen kullanılıyor olmasına ne demeli?

***

Bir başka nokta dikkatimi çekmedi değil. YSK; Sn. Erdoğan’ın üçüncü kez Cumhurbaşkanı adayı olabilir mi sorusuna, yetkisizlik beyanında bulunarak yanıt vermemiştir.

Bir yanda Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ekonomik alanlarda verdiği fetva/yanıtlar öte yanda YSK’nın çalışma alanına girebilecek  konudaki yetkisizlik beyanı (!). Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Esenlikle kalınız…

(*) 31.07.2022 tarihli Sözcü Gazetesi